Tatil sürecinde değişen rutinler ve sorumluluklardan uzaklaşma düşüncesi, alkol tüketim miktarının artmasına zemin hazırlayabiliyor. NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, tatil sonrasında da devam eden sık ve yüksek miktardaki alkol kullanımının riskli alışkanlıklara ve bağımlılığa dönüşebileceğini belirterek erken farkındalık ile profesyonel desteğin önemine vurgu yaptı.
Tolerans Gelişimi ve Duygu Düzenleme Aracı Olarak Kullanım
Tatil dönemlerinde uyku ve beslenme düzeninin bozulmasıyla birlikte alkol tüketim alışkanlıkları da değişebilmektedir. Başlangıçta rahatlama amacıyla tüketilen alkol, zamanla stres, kaygı ve olumsuz duygularla başa çıkma aracına dönüşebilmektedir. Kişinin aynı keyif veya rahatlama etkisini elde edebilmek için tükettiği miktarı kademeli olarak artırması "tolerans gelişimi" olarak tanımlanmaktadır. Tatilde birkaç gün üst üste yüksek miktarda içilmesi toleransı artırırken, tatil bittikten sonra da bu kullanım düzeyinin eski haline dönmemesi ve alkol alınmadığında huzursuzluk hissedilmesi riskli kullanıma işaret etmektedir.
Bağımlılıkta Belirleyici Unsur Kullanım Sıklığı Değil Kontrol Kaybıdır
Alkol bağımlılığının yalnızca her gün içmekle sınırlandırılamayacağını ifade eden uzmanlar, temel kriterin kontrol kaybı olduğunu belirtmektedir. Kişinin planladığından fazla içmesi, azaltma denemelerinin başarısız olması, sorumlulukların aksatılması ve zarar görülmesine rağmen kullanımın sürdürülmesi ciddi bir sorunun varlığını göstermektedir. Sadece hafta sonları ya da tatillerde kısa sürede yüksek miktarda alkol tüketilmesi; muhakeme bozukluğu, kaza, yaralanma ve zehirlenme gibi tehlikeli sonuçlara yol açabilmektedir. Tüketim alışkanlığının çevreden gizlenmesi veya tatil sonrasında akşamları rahatlama gerekçesiyle sürdürülmesi de bağımlılık riskini artırmaktadır.
Gençler, dürtü kontrolü güçlüğü çekenler, depresyon veya kaygı bozukluğu bulunanlar ile ailesinde bağımlılık öyküsü olan bireyler risk grubunda yer almaktadır. Alkolün ruhsal sıkıntıları geçici olarak bastırdığı düşünülse de uzun vadede depresif belirtileri ve kaygıyı artırdığı bilinmektedir. Ayrıca uzun süredir düzenli ve yoğun alkol kullanan kişilerin, tıbbi denetim olmadan kullanımı aniden kesmesi; titreme, terleme, çarpıntı, uykusuzluk, nöbet ve bilinç değişiklikleri gibi ağır yoksunlık belirtilerine yol açabilmektedir.
Tatil döneminde başlayan yüksek miktarlı alkol kullanımının günlük yaşama taşınması, geçici bir davranışın kalıcı bir bağımlılığa dönüşmeye başladığını gösterebilir. Yaşam kalitesinin tamamen bozulmasını beklemeden, kullanım kontrolünün zorlaştığı veya toleransın arttığı ilk aşamalarda bir psikiyatri uzmanından profesyonel destek almak, bağımlılık gelişimini önlemede kritik bir rol oynamaktadır.





