Eskişehir’de trafik artık sadece yoğun saatlerin sorunu olmaktan çıktı. Günün büyük bölümünde aynı noktalarda yaşanan kilitlenmeler, şehrin plansız büyümesinin ve geciken çözümlerin açık bir sonucu hâline geldi.

Yollar bozuk. Bazı güzergâhlar yıllardır geçici çözümlerle idare ediliyor. Yanlış yapılaşma nedeniyle daralan caddeler, sonradan eklenen kavşaklar ve nefes alamayan ana arterler, şehir trafiğini her geçen gün biraz daha zorluyor. Bu noktada sorumluluğu sadece sürücülere yüklemek gerçekçi değil.

Bir diğer önemli mesele ise tramvay ve trafik ışıkları arasındaki uyumsuzluk. Tramvayın geçişiyle birlikte kilitlenen kavşaklar, senkronizasyonu bozuk ışıklar ve art arda bekleme süreleri, özellikle ana caddelerde trafiği içinden çıkılmaz hâle getiriyor. Ulaşım sistemleri birbirini rahatlatmak yerine, adeta birbirine engel oluyor.

Şehir planlamasında uzun vadeli çözümler üretmek yerine, günü kurtaran uygulamaların tercih edilmesi ise sorunu daha görünür kılıyor. Son dönemde uygulanan “arabasız pazar” buna en net örneklerden biri. Amaç çevre bilinci ve farkındalık olabilir; buna kimsenin itirazı yok. Ancak şehir trafiğinde zaten hayati rol oynayan ana caddelerin, ana arterlerin tamamen kapatılması, çözüm üretmekten çok yeni bir problem oluşturuyor.

Trafik zaten kilitliyken, alternatif yollar yeterince hazır değilken, şehir içi ulaşımın bel kemiği olan caddeleri devre dışı bırakmak, yükü başka sokaklara yıkıyor. Sonuç değişmiyor: Daha uzun kuyruklar, daha fazla korna, daha çok stres.

Elbette vatandaşın da hataları var. Yanlış park, sabırsızlık, kurallara uymama… Bunları yok saymak mümkün değil. Ama şunu kabul etmek gerekiyor: Doğru planlama yoksa, en sabırlı sürücü bile bir noktadan sonra yoruluyor.

Belediyelerin görevi sadece yasak koymak ya da sembolik uygulamalar yapmak değil; altyapıyı güçlendirmek, ışık sistemlerini optimize etmek, ana arterleri rahatlatacak kalıcı çözümler üretmektir. Ulaşım bir bütündür ve bu bütünlük bozulduğunda bedelini herkes öder.

Eskişehir yürüyerek, bisikletle, toplu taşımayla yaşanabilecek bir şehir olabilir. Ama bunun yolu, trafiği zorlayarak değil; planlayarak, dinleyerek ve gerçekçi çözümlerle açmaktan geçiyor.

Şehir hayatı, vitrin projelerle değil;
sabah işe gidenin, akşam eve dönenin rahat nefes almasıyla güzelleşir.