Ramazan ayı, sadece takvim yapraklarında yerini alan bir zaman dilimi değil; kalplerimizin birbirine biraz daha yaklaştığı, sofralarımızın büyüdüğü, selamlarımızın çoğaldığı müstesna bir iklimdir. Oruçla terbiye olan nefsimiz, aslında bize en çok şunu hatırlatır: Paylaşmadan doymak, doymak değildir.

Bu hakikati en güzel şekilde yaşayan şehirlerden biri de Eskişehir’dir. Her yıl Ramazan ayında şehrin farklı noktalarında kurulan iftar çadırları, yardımlaşma ve dayanışmanın ete kemiğe bürünmüş halidir. Özellikle Eskişehir’de belediyelerin ve sivil toplum kuruluşlarının öncülüğünde kurulan bu sofralar, yalnızca birer yemek organizasyonu değil; aynı zamanda gönül köprüleridir.

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından kurulan iftar çadırlarında her akşam yüzlerce kişi aynı sofrada buluşuyor. Öğrenciler, emekliler, işçiler, aileler… Kimi evine yetişemediği için, kimi yalnız iftar etmek istemediği için, kimi de imkânları kısıtlı olduğu için bu sofralara misafir oluyor. Ama orada kimse “misafir” değil aslında; herkes ev sahibi sıcaklığında karşılanıyor.

İftar çadırlarında dağıtılan sıcak çorba, pilav ve tatlı elbette önemli. Fakat asıl kıymetli olan, o sofrada hissedilen birlik duygusu. Yan yana oturan iki yabancının kısa bir sohbetle tanışması, bir öğrencinin “Allah razı olsun” diyerek tebessüm etmesi, yaşlı bir amcanın yalnız olmadığını hissetmesi… İşte Ramazan’ın asıl bereketi burada saklı.

Eskişehir’deki gönüllülerin katkısı da bu tablonun ayrılmaz bir parçası. Yemek dağıtan gençler, masaları düzenleyen görevliler, ihtiyaç sahiplerine kumanya ulaştıran ekipler… Hepsi görünmez bir iyilik halkasının parçası. Belki isimleri bilinmiyor ama yaptıkları iyilik, şehrin hafızasında iz bırakıyor.

Ramazan ayı bittiğinde çadırlar toplanıyor, meydanlar eski haline dönüyor. Ancak asıl mesele, o çadırların ruhunu yılın geri kalanına taşıyabilmek. Yardımlaşma ve dayanışmayı sadece bir aya sığdırmadan, komşumuzu gözetmeyi, ihtiyaç sahibini fark etmeyi, soframızı paylaşmayı alışkanlık haline getirebilmek…

Çünkü bir şehri şehir yapan sadece binalar, yollar, köprüler değildir. O şehri anlamlı kılan; aynı sofrada buluşabilen insanlarıdır.

Ramazan bize bir kez daha hatırlatıyor: Paylaştıkça çoğalırız. Ve belki de en büyük zenginlik, kalabalık bir iftar sofrasında edilen samimi bir “Âmin”dir.