Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün günlerdir yaptığı "Sarı Kodlu" uyarıların ardından Eskişehir genelinde etkili olan kuvvetli sağanak yağışlar, halkı kentin en yalın, en çıplak gerçeğiyle bir kez daha yüz yüze getirdi.

Geçtiğimiz günlerde sokaklarda yaşanan manzaraya bakınca; kısa sürede metrekareye düşen yoğun yağış miktarı, kentin kronikleşen sorunlu noktalarında yine benzer tabloları ortaya çıkardı. Ana arterlerde oluşan dev su birikintileri, bazı alt geçitlerin göle dönmesi, yayaların kaldırımlarda mahsur kalması ve trafikte durma noktasına gelen araç kuyrukları, bu kentin sakinleri için maalesef yeni bir deneyim değil.

Dünya genelinde yaşanan iklim krizi, artık "eski usul" mühendislik hesaplarını geçersiz kılıyor. Dar bir zaman dilimine sıkışan yağışlar artık istisna değil, yeni bir normaldir. Dolayısıyla, kentin yağmur suyu deşarj hatları, mazgalları, rögarları ve altyapı kapasitesi bu yeni iklim gerçeğine göre revize edilmek zorundadır. Şehrin üst yapısına gösterilen özenin, yerin altına da yansıtılması artık bir tercih değil, zorunluluktur.

Meselenin teknik boyutunda, yer altındaki hatların yetersizliği kadar, mevcut hatların temizliği ve bakımı da kritik bir rol oynuyor. Yağış anında rögarların geri tepmesi veya mazgalların suyu çekememesi, hem yerel yönetimlerin altyapı yatırımlarındaki hızını hem de mevcut sistemlerin periyodik kontrol mekanizmalarıyla ilgili soruları yeniden gündeme getiriyor.

Eskişehir altyapısı alarm vermektedir ve bu durum siyaset üstü bir mühendislik problemidir. Modern ve yaşanabilir bir kent, yerin üstündeki estetiği kadar yerin altındaki drenaj sisteminin gücüyle de var olur. Eskişehir'in, sokaklarında yaşanan bu problemlere geçici pansumanlarla değil, kalıcı ve radikal altyapı projeleriyle yanıt vermesi gerekmektedir.