Geçtiğimiz Çarşamba günü Eskişehir’de AK Parti İl Başkanlığı tarafından düzenlenen “Vefa İftarı”, ne yazık ki adının taşıdığı anlamın aksine birçok tartışmayı ve hayal kırıklığını beraberinde getirdi. Vefa duygusunu güçlendirmesi beklenen bu organizasyon, ciddi planlama eksiklikleri nedeniyle katılımcıların büyük bölümünde buruk bir iz bıraktı.

Düzenlenen iftar programına parti yöneticileri, geçmiş dönemlerde görev almış isimler, mahalle başkanları, il ve ilçe yönetim kurulu üyeleri, partililer ve davetlilerin yanı sıra basın mensupları da katıldı. Milli İrade Gazetesi’ni temsilen arkadaşlarımız da programda yer aldı. Ancak daha ilk anlardan itibaren organizasyondaki eksiklikler dikkat çekmeye başladı.

Edindiğimiz bilgilere göre iftarın düzenlendiği salonun kapasitesi yaklaşık 500–550 kişi civarındaydı. Buna rağmen program için yaklaşık 500 kişilik bir iftar planlanmış, organizasyonu hazırlayanlar ise tedbir olarak 520 kişilik yemek hazırlamıştı. Fakat programa beklenenin çok üzerinde bir katılım gerçekleşti. Sonuç olarak yaklaşık 150 ila 200 kişi yemek yiyemeden salondan ayrılmak zorunda kaldı.

Ramazan ayı gibi manevi atmosferi yüksek bir dönemde, insanların oruçlu halde bir iftar programına gelip yemek yiyemeden geri dönmesi kabul edilebilir bir durum değildir. Bu tablo, organizasyonun yeterince sağlıklı planlanmadığını açıkça ortaya koymuştur. Böylesine önemli bir programın katılım tahmini yapılmadan, alternatif planlar düşünülmeden organize edilmesi hem katılımcıları zor durumda bırakmış hem de “vefa” adıyla düzenlenen bir programın ruhuna gölge düşürmüştür.

Sorun yalnızca yemek meselesiyle de sınırlı kalmadı. Salonda oturma düzeni konusunda da ciddi karmaşa yaşandı. Başta basın mensupları olmak üzere il yönetimi, ilçe yöneticileri, mahalle başkanları ve davetliler arasında yer bulma konusunda tartışmalar yaşandı. Bu durum zaman zaman gerginliğe ve kaosa varan görüntülere sahne oldu.

Oysa böylesi organizasyonlarda en önemli unsur, katılımcıların kendilerini değerli hissetmeleridir. Özellikle partide geçmiş dönemlerde görev almış isimlerin, yıllarca emek vermiş insanların bu tür bir ortamda böylesi bir düzensizlikle karşılaşması, doğal olarak kırgınlıklara yol açmaktadır.

Programın bir diğer dikkat çeken yönü ise AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal’ın programa katılımıydı. Ünal’ın yaklaşık 10–15 dakikalık kısa bir konuşmanın ardından protokolle birlikte hızla programdan ayrılması salonda bulunan birçok kişi tarafından tepkiyle karşılandı. Bu durum gözlerden kaçmadı.

Oysa böyle bir buluşma, geçmişte görev yapmış isimlerin söz alabileceği, soru sorabileceği ve fikirlerini paylaşabileceği bir ortam oluşturmak için önemli bir fırsat olabilirdi. Partinin hafızasını oluşturan isimlerin konuşması, fikirlerini dile getirmesi ve karşılıklı iletişim kurulması, gerçekten bir “vefa buluşması” atmosferi oluşturabilirdi. Ne yazık ki bu fırsat da değerlendirilmedi.

AK Parti’nin yıllardır en güçlü yönlerinden biri teşkilat yapısı ve teşkilat mensupları arasındaki bağdır. Ancak bu tür organizasyonlardaki eksiklikler, tam tersine kırgınlıkları artırma riskini de beraberinde getirir. İnsanların kendilerini dışlanmış ya da önemsenmemiş hissetmesi, teşkilat içindeki motivasyonu zayıflatabilir.

Ramazan ayı paylaşmanın, birlikteliğin ve gönül almanın ayıdır. Bu nedenle “vefa” adıyla düzenlenen bir programın böylesi görüntülerle anılması gerçekten üzücüdür.

Elbette her organizasyonda eksiklikler olabilir. Ancak önemli olan bu eksikliklerden ders çıkarabilmek ve aynı hataların tekrar edilmemesini sağlamaktır. Çünkü vefa, sadece bir programın adı değildir; aynı zamanda insanların hatırını gözetmek, onları değerli hissettirmek ve emeklerine saygı göstermektir.

Umarız bundan sonraki organizasyonlarda planlama daha sağlıklı yapılır ve gerçekten adına yakışır bir “vefa” ortamı oluşturulur.