Bugün Dünya Tiyatrolar Günü. Sahnenin tozunu yutanlar için sıradan bir gün değil bu; biraz durup düşündüğümüz, neden bu yolda olduğumuzu kendimize yeniden hatırlattığımız bir gün.

Tiyatroya dışarıdan bakan biri için her şey sahnede başlar: ışıklar yanar, perde açılır ve hikâye akar. Ama ben biliyorum ki tiyatro aslında perde açılmadan çok önce başlar. Çünkü ben de o sahnenin içindeyim. Kuliste bekleyen, provasını tekrar eden, repliğini içinden geçirenlerden biriyim. Sayısız prova, heyecan, yorgunluk, hayal kırıklığı ve yeniden ayağa kalkma gücü var.

Her rol benim için yeni bir yolculuk. Bazen hiç benzemediğim birini oynarken kendime daha çok yaklaşıyorum. Bazen de kendime çok benzeyen bir karakterde, fark etmediğim yönlerimi görüyorum.

Bir karaktere hazırlanırken o karakterin hikayesini ve yaşadıklarını düşünmeden edemiyorum. Çünkü sahnede söylediğim her sözün bir nedeni olmalı. Seyirci bunu fark etmese bile hissetmeli. Ve işte tam bu noktada tiyatro yalnızca bir performans olmaktan çıkıp gerçek bir karşılaşmaya dönüşüyor.

Tiyatro oyunculuğu dışarıdan göründüğü kadar ışıklı değil. Uzun provalar, tekrarlar, bazen karşılık bulmayan emekler.. Ama ben bu sürecin içindeyim ve şunu çok iyi biliyorum: Sahnedeki o birkaç saat, bütün yorgunluğa değiyor. Seyircinin nefesini hissettiğim, onların sessizliğinde ya da alkışında karşılık bulduğum o anlar.. İşte o anlar, neden burada olduğumu bana yeniden hatırlatıyor.

Bir de sahnede yalnız olmadığımı bilmek var. Aynı oyunu paylaştığım ekip arkadaşlarımla kurduğumuz o görünmez bağ. Bazen bir bakışla anlaşmak, bazen birinin açığını diğerinin kapatması gibi . Bu sadece bir ekip işi değil, bir güven meselesi.

Bugün, Dünya Tiyatrolar Günü’nde, belki de en çok şunu söylemek gerekiyor: Tiyatro hâlâ yaşıyor. Tüm zorluklara, tüm imkânsızlıklara rağmen. Küçük sahnelerde, büyük hayallerle ayakta kalmaya çalışan oyuncularla, yönetmenlerle, sahne arkasındaki emekçilerle yaşıyor.

Bu yüzden bugün, sahneye çıkayım ya da çıkmayayım, içimde aynı duygu var: Ait olmak. Çünkü tiyatro benim için sadece bir iş değil kendimi en gerçek hissettiğim yer.

Perde her açıldığında aslında yeni bir başlangıç yapılıyor. Ve her alkış sadece bir oyuna değil, o oyunun arkasındaki emeğe, sabır ve vazgeçmeyenlere geliyor. Bugün alkış biraz daha uzun sürsün isterim. Sadece sahnedekiler için değil, sahneye gönül veren herkes için.

Ve belki de en çok tiyatrodan vazgeçmeyenler için. Oyunun sonunda dediğim cümleyle burada yazımı bitirmek istiyorum. Sevgi ve sanatla kalın.

Dünya Tiyatrolar Günü Kutlu Olsun.