Son zamanlarda dikkatimi çeken şeylerden birisi herkes konuşuyor ama kimse gerçekten dinlemiyor. Bir kafeye gidiyorsunuz, masalarda sohbet ediliyormuş gibi görünüyor. Kahveler içiliyor, kahkahalar havada uçuşuyor, insanlar başlarını sallıyor. Sıcak bir sohbet ortamı varmış gibi duruyor ama çoğu kişi aslında sıranın kendisine gelmesini bekliyor. Karşısındaki anlatacağını bitirsin de kendi fikrini söyleyebilsin diye.

Oysa sohbet dediğimiz şey bir yarış değildir. Kim daha çok konuşacak, kim daha çarpıcı bir cümle kuracak, kim daha fazla dikkat çekecek.. İyi bir sohbet çoğu zaman daha yavaş ilerler. İçinde duraklamalar, düşünmeler, bazen sessizlikler bile vardır. Ama o sessizlikler iki insanın gerçekten birbirini anlamaya çalıştığının işaretidir.

Eskiden sohbetler daha yavaş ve anlaşılırdı. İnsanlar cümleleri yarıştırmazdı. En önemlisi de empati kurulurdu. Birinin anlattığı hikâyenin ortasında telefona bakmak ayıp olurdu. Belki aynı fikirde olmazlardı ama yine de anlamaya çalışırlardı.

Bugün ise durum biraz farklı. Sohbet ederken bile dikkatimiz sürekli başka yerlerde. Masada konuşma devam ederken bir bildirim sesi geliyor ve herkesin gözü bir anda telefona kayıyor. Bazen biri konuşurken diğerinin ekranına baktığını fark ediyorsunuz. Hatta bazı anlarda insanlar konuşuyor ama göz göze bile gelmiyor.

Belki de hayatın hızı buna sebep oluyor. Her şey çok hızlı ilerliyor. Haberler hızlı, mesajlar hızlı, düşünceler hızlı. Bu hızın içinde durup gerçekten birini dinlemek bazen zor geliyor. Çünkü dinlemek zaman ister. Sabır ister. Ve en önemlisi de dikkat ister.

Ama çoğu zaman biz anlamaktan çok cevap vermeye odaklanıyoruz. Böyle olunca da karşımızdakinin anlattığı şeyin yarısını bile gerçekten duymuyoruz.Sohbet böyle anlarda bir paylaşım olmaktan çıkıyor. Sırayla yapılan kısa konuşmalara dönüşüyor. Herkes kendi hikâyesini anlatıyor ama o hikâyeler birbirlerinden alakasız bile olabiliyor.

Oysa iyi sohbetlerin çok belirgin bir özelliği vardır. Orada kendini anlatma yarışı yoktur. Kimsenin sesi diğerini bastırmaya çalışmaz. İnsanlar birbirlerinin sözünü tamamlamak için değil, anlamak için dinler.

Bir insanın konuşurken gerçekten dinlendiğini hissetmesi çok değerlidir. Çünkü o anda kişi sadece kelimelerini değil, düşüncelerini ve duygularını da paylaşır. Dinleyen kişi de sadece beklemez ; merak eder, sorular sorar, bazen sadece sessizce başını sallayarak bile karşısındakine seni anlayabiliyorum,yanındayım mesajını verir.

Bu yüzden bazı sohbetler insanın zihninde uzun süre kalır. Yıllar sonra bile o sohbetin nerede yapıldığını, hangi masada oturulduğunu, havanın nasıl olduğunu hatırlarsınız.

Belki de bu yüzden bugünlerde en çok ihtiyaç duyduğumuz şeylerden biri biraz daha yavaşlamak. Cümleleri yarıştırmamak. Karşımızdaki insan konuşurken gerçekten orada olmak. Telefona bakmadan, başka şeyleri düşünmeden, sadece dinlemek.

İyi bir sohbet ve iletişim çoğu zaman en çok konuşanın olduğu yerde değil, en iyi dinleyenin sayesinde doğar.