Kur’an ile behemehâl olmak sadece Müslümana değil her insana farzdır. Farza icabet koşulları oluşan herkese şarttır. Kur’an’ın emirlerinden herkes sorumludur. Ancak Kur’an’dan akıl zafiyeti olanlar mesul değildir. Kur’an toplumların güvende uyumlu, huzurlu, hakkaniyet ve barış ölçülerinde yaşaması için indirilmiş ilahi bildirgedir. İnsanın başta kendi şerrinden ve diğer insanların şerrinden korunması gayesiyle insanlığa Allah’ın lütfudur. Kur’an ile behemehâl olmak sadece yüzünden okuyup geçmek ya da hatimler indirmek değil. Kur’an’dan birkaç ayet ezberleyip olur, olmaz biçimde okuyarak ona-buna “caka” satmak değil… Hele “riya” hiç değil...

Kur’an’a verilmiş hiçbir emek, çalışma küçümsenemez. Mutlak verilen emek mükâfata müstahaktır. Ama Kur’an’la ilgi, ilişki nakıstır. Kur’an’ın farz oluş maksadı onun her bir emrine göre davranmaktır. Kur’an’a inanmak başta inançlı inançsız herkese farzdır. Kur’an’a imanla birlikte onun diğer vecibelerine uymak da Müslümana ikinci bir farzdır. Kur’an’ı inkâr küfürdür. Onun hesabı Allah ile kulu arasında… İnanan ya da inanmayan hiç kimseyi bir başkasının hakkı da, yetkisi de değildir. Müslüman Kur’an’a imanla birlikte onun tüm emir ve nehiylerine uymaya mecbur.

Kur’an insana akıllı, itidalli, gayretli, vefalı, faydalı, merhametli, hakkaniyetli, dürüst, doğru sözlü olmayı emrederek farz kılmış. Kim bunların aksi davranış sergilerse adli ilahide zararda, ziyandadır. Allah, Ankebut suresi ayet 84-85 ve 86’ıncı ayetlerinin meal özetinde: “…Kim iyilik yaparsa daha iyisi ile mükâfatını, kim de kötülük yaparsa yaptığının cezasını görecektir. Kur’an sana sapıklıkta değil huzur ve güvende yaşa diye Allah tarafından farz kılındı…” buyuruyor. Kur’an’ın öncelikli buyruklarından biri de, her insanın insanlığa iyiliklere daveti ile kötülüklerden men etmek için çabasıdır. Kim bu doğrultusunda davranmaz ise mutlak ziyandadır.

Müslüman Kur’an hükümleri gereği adaletsizlik, yalancılık, sahtekârlık, riyakârlık, hilekârlık, şarlatanlık, hokkabazlık gibi haramlardan uzak durmaz ise Kur’an’ın kendisine farz oluşuna layık davranmış olamaz. Kimden başkaları emin değilse, sözünden davranışlarından güvende değil ise Kur’an’ın farz oluş bereketinden mahrumdur. Allah adaletli olanları, dürüst davrananları, doğru sözlüleri sever. Dedikoduculara, gıybetçilere, fesatlara, hasetlere, yalancılara, iftiracılara öfkeyle bakar.

Allah’ın öfkesinden insan iyilik yapmak, kötülüklerden kaçınmakla korunur. Helak olmuş kavimlere bakıldığında helak sebeplerinin yalancılık, sahtekârlık, hilekârlık, haksızlık, hadsizlik, iftira, haset, fesat gibi kötü hallerin olduğu anlaşılacaktır. Hakikati yalanlamaya kalkışanı kim neye inandırabilir. İnkârcıyı hiç kimse inkârından vazgeçirmekle mesul değildir. Fakat Müslüman iyilik yapmak ve kötülükten kaçınmakta örnek davranış sergilemeye mecburdur. Müslüman, İslami sorumluluktan kurtulması için Allah’ın Kur’an’da hükmettikleri düsturunda yaşamak zorunda. Kur’an’la bana bu kadar hasbihal yeter diyen kendini bir kez daha sorgulamalı.

Kur’an’a inandım deyip dilinde yalan, aklında hile, davranışları bozuk olan kendisiyle bir kere daha murafaa olmalı. Kur’an, insanın sadece bu dünyası için değil ahireti içinde elzemdir. Kur’an yalnız Allah ile kulu arası ilişkilere münhasır değil tüm canlı cansız ilişkilerde gerekli yaratanın bir lütfudur. İnsan kendisine Allah’ın lütfu olan Kur’an’ı zül bilmesinden daha talihsiz bilgi ne olabilir? Kur’an insanlığa Allah’ın merhameti, rahmeti ve adaletinin iki dünya saadeti için armağanlar manzumesidir, yararlanmasını bilenlere. Kur’an ilmine aklı erenler için sosyolojik yaşamdan teknolojik gelişime bilimlerin ana kaynağıdır.

Kur’an akıllılar içindir. Kur’an’ın mucizevi yönlerinden biri de her zamana ve herkese hitap ediyor olmasıdır. Kur’an iklimi tüm coğrafyalara rahmet, adalet, merhamet, güven, umut ve korku taşır. Korku adaletsizler, merhametsizler içindir. Umut masumlar, mazlumlar, mağdurlar içindir. İnsanın gayesi istiklali ve istikbali için istiklali için istikrarlı yaşam olmalı. Aksi insanın hüsranı olabilir. İnsanın gayesi kötülüklerden uzak iyiliklerle behemehâl olmadıkça akıbeti sefalet olabilir.

Ömrünüz uzun, kazancınız bereketli olsun! Hoşça kalın! Dostça kalın!