Unutkanlık şikayetlerinin her zaman aynı nedene bağlı olmadığını belirten uzmanlar, bu durumun nörolojik hastalıkların ya da psikiyatrik sorunların bir işareti olabileceğini vurguluyor. Nörolojik kökenli unutkanlıklar sinsi ve ilerleyici bir seyir izlerken, psikiyatrik nedenli unutkanlıklar daha ani başlangıç gösteriyor ve ruhsal gidişatla birlikte dalgalanmalar sergiliyor.
Unutkanlık, günlük yaşamda sıkça karşılaşılan ve aile bireyleri arasında endişeye yol açan ortak bir problem olarak öne çıkıyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Burcu Polat, unutkanlığın hem Alzheimer gibi nörodejeneratif (beyin hücrelerinin yıpranmasıyla oluşan) hastalıkların hem de çeşitli psikiyatrik sorunların ortak bir semptomu olabileceğini ifade etti. Doç. Dr. Polat, her iki durumun altında yatan mekanizmaların ve klinik özelliklerin birbirinden tamamen farklı olduğunu belirterek doğru teşhisin önemine dikkat çekti.
Nörolojik Unutkanlığın Özellikleri
Nörolojik kökenli unutkanlıklar, genellikle yavaş, sinsi ve zamanla artan bir ilerleme döngüsüne sahiptir. Bu tablolarda öncelikle yakın bellek bozulmaya başlar. Hasta çoğunlukla bir şeyleri unuttuğunu kendisi fark etmez ya da bu durumu önemsemez. Süreç ilerledikçe dil becerileri, yön bulma yetisi ve yürütücü işlevler gibi diğer bilişsel alanlar da durumdan etkilenir. Nörolojik muayeneler sırasında hastaya güç kaybı veya yürüme bozukluğu gibi ek fiziksel bulgular da eşlik edebilir. Uygulanan nöropsikolojik testlerde ise gerçek bir öğrenme ve hatırlama problemi gözlenir; hastaya unutulan konuyla ilgili ipuçları verilse dahi performansta bir düzelme meydana gelmez.
Psikiyatrik Unutkanlığın Özellikleri
Psikiyatrik nedenlerden kaynaklanan unutkanlıklar ise genellikle daha yeni başlangıçlıdır. Bu duruma keyifsizlik, ilgisizlik, iştah ve uyku düzenindeki değişiklikler gibi depresif belirtiler eş zamanlı olarak eşlik eder. Nörolojik hastaların aksine, psikiyatrik unutkanlık yaşayan bireyler durumdan yoğun bir şekilde şikayetçidir ve bu konuyu fazlasıyla önemserler. Depresif süreçteki kişiler, zihinsel performanslarını gerçekte olduğundan daha kötü tanımlama eğilimindedir. Bu tablolarda temel problem gerçek bir bellek depolama sorunu değil, dikkat ve konsantrasyon bozukluğudur. Nitekim yapılan testlerde ipucu veya hatırlatmalar yapıldığında, hastanın göstermiş olduğu performans belirgin şekilde düzelme kaydeder. Altta yatan duygudurum bozukluğu tedavi edildiğinde, bilişsel şikayetler de genellikle ortadan kalkar.
Ayırıcı Tanıda Yardımcı Olacak İpuçları
Doç. Dr. Burcu Polat, psikiyatrik unutkanlık ile nörolojik unutkanlığı birbirinden ayırt etmede bazı temel soruların ve kriterlerin rehberlik ettiğini dile getirdi. Tanı sürecinde şu ipuçları değerlendirilir:
-
Şikayetin Kaynağı: Psikiyatrik durumlarda kişinin kendisi unutkanlığından yakınırken, nörolojik tablolarda durumu genellikle hastanın çevresi ve yakınları fark eder.
-
İpucunun Etkisi: Hatırlatıcı bilgiler verildiğinde psikiyatrik unutkanlık yaşayanların performansı düzelirken, nörolojik hastalarda bir değişiklik görülmez.
-
Duygudurum İlişkisi: Psikiyatrik kökenli durumlara isteksizlik, uykusuzluk veya iştah kaybı gibi ruhsal bulgular eşlik eder.
-
Zaman İçindeki Seyir: Şikayetlerin zaman içindeki gidişatı psikiyatrik nedenlerde dalgalı ve ruh haline bağlıyken, nörolojik nedenlerde istikrarlı bir şekilde kötüye doğru ilerler.
Beyin hastalıklarına bağlı olarak ortaya çıkan unutkanlıklar, doğrudan nörodejeneratif süreçlerle ve ilerleyici bilişsel bozulmalarla ilişkilidir. Buna karşın psikiyatrik nedenli unutkanlıklar, beynin organik yapısından ziyade duygudurum, dikkat ve konsantrasyon süreçlerindeki aksamalara bağlı olarak gelişir. Bu durum, ruhsal yorgunluk ve üzüntü kaynaklı, çoğu zaman geçici nitelik taşıyan bilişsel şikayetlerden oluşur.
Her unutkanlık aynı anlama gelmediği için, ailelerin yakınlarında fark ettikleri değişimleri doğru gözlemlemesi büyük önem taşır. Şikayetin kimden geldiği, hatırlatınca akla gelip gelmediği, yanında eşlik eden bir keyifsizlik olup olmadığı ve durumun zamanla kötüleşip kötüleşmediği gibi sorular, doğru desteği sağlamak adına ailelere ve hekimlere kritik bir rehberlik sunmaktadır. Doğru bir değerlendirme yapılması, hastaya uygun tedavi ve desteğin zamanında ulaştırılması için temel koşuldur.




