Mesleğe başladığım ilk dönemler… Sene 2014, yerel seçimler kapıda. Tabii siyasiler de sıklıkla ziyaretler gerçekleştiriyor. Seçime az bir zaman kala Es Ağrılılar Kültür ve Yardımlaşma Derneği kuruldu. Bir tören gerçekleştirildi. Tören hem kalabalık hem de gerçekten kentteki birçok önemli isim açılışa katıldı. Hâliyle şaşırdım; bir hemşehri derneğinin açılışı neden bu kadar kalabalık, neden bu kadar önemli isimler katılıyor diye düşündüm. Sonradan öğrendim ki Eskişehir’de yaşayan Ağrılıların sayısı hiç de azımsanmayacak ölçüdeymiş. Seçim öncesi de olunca tabii ki siyasilerin de katılması normaldi.

İşte o yüzden, 4 Nisan “Dünya Ağrılılar Günü” nedeniyle gerçekleştirilen gecede Es Ağrılılar Kültür ve Yardımlaşma Derneği’nin bu kez tüm şehri bir araya getirmesine şaşırmadım. Çünkü bu tabloyu daha önce görmüştüm.

Ama bu kez bir fark vardı… Aradan geçen yıllar, o derneğin sadece bir hemşehri buluşma noktası olmadığını, aynı zamanda Eskişehir’in sosyal dokusunun önemli bir parçası hâline geldiğini de göstermiş.

Düzenlenen dayanışma gecesi, adeta bunun en somut göstergesiydi. Sadece bir gece değildi o… Birlikte yaşama kültürünün, ortak değerlerin ve “biz” olabilmenin fotoğrafıydı.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’ndan milletvekillerine, belediye başkanlarından oda başkanlarına kadar geniş bir katılım vardı. Siyasetin farklı renkleri aynı salonda buluştu. Normalde birbirine mesafeli duran isimlerin, aynı masada selamlaşıp aynı halaya eşlik ettiği bir tablo ortaya çıktı.

Açık konuşalım… Bunu her organizasyon başaramaz. Dernek Başkanı Cemil Nazlı’nın “Soframız herkese açık.” sözleri aslında gecenin özetiydi. Çünkü mesele sadece bir araya gelmek değil, o masayı gerçekten herkese açabilmek.

Ahmet Davutoğlu’nun “Ağrı Dağı’nın vakarı neyse, buradaki kardeşlerimizin duruşu da odur.” sözleri, memleketle kurulan bağın ne kadar güçlü olduğunu ortaya koyarken; Eskişehir’de yaşayan Ağrılıların bu şehre kattığı değeri de hatırlattı.

Milletvekillerinin, belediye başkanlarının ve şehir yöneticilerinin yaptığı konuşmalarda ortak bir vurgu vardı: birlik, beraberlik ve kardeşlik.

Bu üç kelimeyi çok sık duyuyoruz… Ama içini doldurmak kolay değil. İşte o gece, bu kavramların içinin gerçekten dolduğunu gördük.

Halaylar çekildi, yöresel lezzetler paylaşıldı, sohbetler edildi… Ama en önemlisi, kimsenin kimseye yabancı olmadığı bir ortam kuruldu. Eskişehir zaten bu yönüyle güçlü bir şehir. Farklı kültürlerin bir arada, huzur içinde yaşayabildiği bir şehir.

Es Ağrılılar Kültür ve Yardımlaşma Derneği de bu yapının önemli taşıyıcılarından biri hâline gelmiş durumda. 2014’te “Bu kalabalık neden?” diye sorduğum sorunun cevabını, yıllar sonra çok daha net görüyorum. Çünkü mesele sadece bir dernek değil… Mesele, bir arada durabilmek.

Ve bunu başarabilmek, her şehre nasip olmuyor.