Eskişehirspor, geçtiğimiz hafta deplasmanda Uşakspor’u 4-0 gibi net bir skorla geçerek yalnızca üç puan almadı; şampiyonluk iddiasını da yüksek sesle ilan etti. Üstelik bu galibiyet, play-off hattındaki bir rakibe karşı geldi. Şimdi sırada Ayvalıkgücü var. İlk devrede 2-0 kaybedilen, ardından teknik direktör değişiminin yaşandığı o maç… Belki de sezonun kırılma anı. O gün kaybedilen üç puan, bugün yakalanan ivmenin başlangıcı oldu.

İlk yarıda Ayvalıkgücü’ne karşı alınan mağlubiyet sonrası Serdar Göçer’le yollar ayrıldı ve Hakan Şapçı dönemi başladı. Eskişehirspor’un hikâyesi tam da burada değişti. Sezonun başında kadro vardı ama uyum yoktu; tribün vardı ama sahada karşılığı tam anlamıyla üretilemiyordu. Şimdi ise hem oyun kimliği var hem de bir plan. Eskişehirspor son haftalarda yalnızca kazanmadı; farklı kazandı. İzmir Çoruhlu’ya 5, Nazilli’ye 8, Anadolu FK’ya 6 gol atan bir takım var sahada. Uşakspor deplasmanında gelen 4-0 ise bu serinin tesadüf olmadığını gösterdi. 6’da 6 yapan bir Eskişehirspor’dan söz ediyoruz. Rakip Ayvalıkgücü ise 9’da 9’luk seriyle geliyor. Yani bu maç bir form düellosu.

Devre arası hamleleri Eskişehirspor’un çehresini değiştirdi. Özellikle Yakup Aydemir transferi, hücum organizasyonuna yeni bir boyut kattı. Sadece gol atan bir santrfor değil; çevresini oynatan, üçüncü bölge yerleşimini kolaylaştıran bir profil. Onunla birlikte Akın Akman iç koridorda liderliği aldı; 9 gol 9 asistlik katkı, hücum dümeninin kimde olduğunu anlatıyor. Kaan Baysal ceza sahası yayı çevresinde tam bir skor tehdidine dönüştü. Tayfun Tatlı ise geçiş oyunlarında kilit rol üstlenmeye başladı. Bu tablo, Eskişehirspor’un 1-0’dan sonra geri çekilmeyip daha cesur oynamasını da açıklıyor: skor aldıktan sonra alan bulduğunda cezayı kesebilecek oyunculara sahip.

Elbette her şey kusursuz değil. Eskişehirspor sezon boyunca özellikle savunmaya dönüşlerde, geçiş anlarında zaman zaman zorlandı. Son haftalarda bu zafiyet minimize edildi ama tamamen ortadan kalkmış değil. Ayvalıkgücü hızlı hücum oynayabilen, skor üretebilen bir takım. Alan verirseniz cezalandırabilir. Bu yüzden maçın ilk 15-20 dakikası belirleyici olacak. Eskişehirspor erken golü bulursa oyun başka yere gider; skor gelmez ve rakip direnci artarsa denge değişebilir.

Puan tablosu da işin cabası. 45 puanlı Eskişehirspor’un hemen ensesinde 43 puanlı Ayvalıkgücü var. Bu maç sadece üç puan değil; sıralama ve psikolojik üstünlük mücadelesi. Lider Kütahyaspor’un puan kaybı ihtimali elbette var, ancak Eskişehirspor’un yapması gereken, liderin hatasını beklemekten önce kendi kusursuzluğunu sürdürmek. Çünkü sahadaki oyun, bu ligin en güçlü ikinci adayının Eskişehirspor olduğunu söylüyor. Üstelik Eskişehirspor’un arkasında yalnızca 20 bin kişilik tribün değil, 50 yıllık bir camia hafızası var; bu baskı unsuru yarışın kaderini etkileyebilir.

Ayvalıkgücü maçı, sezon başındaki kırılmanın sembolüydü. Şimdi ise dönüşümün tescili olabilir. Eskişehirspor kazanırsa ilk devrenin hesabını kapatır, seriyi 7’ye taşır, doğrudan rakibini geriye iter ve lider üzerindeki baskıyı artırır. Kaybederse sıralama dengesi değişir, yarış psikolojisi başka bir evreye geçer. Kısacası bu maç, üç puandan daha fazlası.

Eskişehirspor bugün artık sadece iyi bir kadro değil; iyi bir plan, doğru bir yerleşim ve yükselen bir özgüven demek. Şampiyonluk yolunda yürüyen takımlar kritik maçları kazanarak büyür. Ayvalıkgücü karşılaşması tam da böyle bir eşik. Şimşekler için mesele sadece galibiyet değil; “biz buradayız” demek. Ve o cümle, bazen bir 90 dakikaya sığar.