Erkekler arasında en yaygın tespit edilen kanser türlerinden prostat kanseri, genellikle ilk evrelerde herhangi bir fiziksel yakınmaya yol açmadan gelişim gösterebilmektedir. Eylül ayı Prostat Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında değerlendirmelerde bulunan Acıbadem Taksim Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Engin Kaya, belirtilerin ortaya çıkmasını beklemeden yaş ve risk faktörlerine göre ürolojik taramaların yapılmasının şart olduğunu ifade etmektedir. Taramalarda PSA testi, fiziksel muayene ve gelişmiş görüntüleme teknikleri birlikte değerlendirilmektedir.
Hastalık Erken Evrede Hiçbir Belirti Vermeyebilir
Prostat kanseri başlangıç aşamasında tamamen sessiz seyredebilen bir yapıya sahiptir. Sık idrara çıkma isteği, gece idrar yapma ihtiyacı, idrara başlarken güçlük çekme, idrar akışında zayıflama veya kesinti, idrar esnasında sızlama ve kan görülmesi gibi durumlar ürolojik muayene gerektirmektedir. Buna karşın hiçbir rahatsızlığın bulunmaması kişide hastalık olmadığını kesin olarak kanıtlamamaktadır. Bu sebeple kişisel risk unsurları ve yaş göz önüne alınarak periyodik doktor kontrollerinin aksatılmaması hayati önem taşımaktadır.
PSA Yüksekliği Tek Başına Kanser Anlamına Gelmez
Kanda bakılan PSA seviyesi prostat takibinde önemli bir parametre olsa da doğrudan kanser teşhisi koymak için yeterli değildir. Prostatın iyi huylu büyümesi ya da doku iltihaplanmaları gibi durumlarda da PSA değerlerinde yükselme görülebilmektedir. Öte yandan düşük çıkan PSA sonuçları da kanser ihtimalini tamamen ortadan kaldırmamaktadır. Bireyin yaşı, ailevi yatkınlığı, muayene bulguları ve gerekli görülen MR sonuçları bütüncül biçimde analiz edilmelidir.
Tanı Sürecinde Muayene ve İleri Görüntüleme Yöntemleri
Gerekli görülen durumlarda hekim tarafından gerçekleştirilen parmakla rektal muayene; organın büyüklüğü, doku sertliği ve yüzey düzensizlikleri hakkında temel bilgiler sağlamaktadır. Şüpheli durumlarda prostat MR görüntülemesi ile detaylı veri elde edilerek biyopsi kararı verilebilmektedir. Günümüzde klinik bulgular doğrultusunda MR rehberliğinde yapılan hedefli biyopsi veya transperineal biyopsi gibi modern uygulamalarla kesin tanı konulabilmektedir.
Tedavi Yaklaşımı Her Hastada Özel Olarak Planlanır
Hastalık teşhis edildikten sonra ilk olarak evreleme ve risk gruplandırması yapılmaktadır. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Engin Kaya, tedavi stratejisi oluşturulurken PSA seviyesi, biyopsi patoloji sonuçları, Gleason skoru, radyolojik veriler, hastanın genel sağlık durumu ve yaşının bir bütün olarak ele alındığını kaydetmektedir. Her vakanın seyri farklılık gösterdiğinden, uygulanacak yöntemlerin kişiye özel belirlenmesi gerekmektedir.
Cerrahi müdahale gereken durumlarda minimal invaziv yaklaşımlar öne çıkmaktadır. Robotik ve laparoskopik cerrahi tekniklerinin yanı sıra uygun hastalarda sadece hastalıklı dokuyu hedef alan ses dalgaları (HIFU), dondurma (kriyoablasyon) ve elektrik dalgaları (IRE) gibi fokal tedavi seçeneklerinden yararlanılmaktadır. Erken tanı sayesinde tedavi başarısı artmakta, kişiye uygun modern teknolojilerle hastanın yaşam kalitesi korunabilmektedir.





