Alerjik nezle ve astım gibi kronik rahatsızlıklar, çocukların genel sağlık durumunun yanı sıra ağız ve diş sağlığını da doğrudan etkileyebilmektedir. Ağızdan nefes alma sonucu gelişen tükürük azalması ve tedavide yararlanılan bazı ilaçlar, özellikle süt dişi dönemindeki çocuklarda çürük oluşumunu hızlandırmaktadır. Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir, alerjik bünyeye sahip çocuklarda ağız hijyeninin titizlikle takip edilmesini ve koruyucu hekimlik uygulamalarının aksatılmamasını vurgulamaktadır.

Süt Dişlerindeki Yapısal Hassasiyet ve Solunum Alışkanlığı

Çocukluk döneminde yaygın biçimde gözlenen alerjik nezle ve alerjik astım, üst solunum yollarını tıkayarak burun solunumunu zorlaştırmaktadır. Bu durum çocuklarda kronik olarak ağızdan nefes alıp verme alışkanlığının gelişmesine zemin hazırlamaktadır. Süt dişlerinin daimi dişlere kıyasla daha az mineral barındırması ve mine tabakasının daha ince olması, dış etkenlere karşı hassasiyet yaratmaktadır. Ağız solunumunun getirdiği kuruluk, beslenme alışkanlıkları ve hijyen sağlama zorluklarıyla birleştiğinde diş yapısında hızlı bozulmalar meydana gelebilmektedir. Ebeveynlerin bu süreçte çocukların solunum şeklini ve ağız içi değişimlerini yakından gözlemlemesi büyük önem taşımaktadır.

İnhaler İlaç Kullanımı ve Tükürük Miktarının Önemi

Astım ve alerji tedavilerinde sıkça başvurulan inhaler formundaki ilaçlar, ağız içi florasını değiştirebilmekte ve tükürük salgısını azaltabilmektedir. Tükürük, diş yüzeylerindeki besin artıklarını temizleme ve mineral dengesini koruma görevi üstlendiğinden, miktarındaki düşüş doğrudan çürük ve diş eti sorunlarına yol açabilmektedir. Koruyucu tedbirlerin başında, ilaç kullanımının hemen ardından ağzın bol suyla çalkalanması gelmektedir. Fırçalama zamanlamasının ise kullanılan ilacın kimyasal niteliğine göre uzman doktor ve çocuk diş hekiminin yönlendirmeleri doğrultusunda planlanması şarttır.

Ağız Solunumunun Çene ve Yüz Gelişimine Etkileri

Uzun süre devam eden ağız solunumu, yalnızca diş çürüklerine yol açmakla kalmayıp çene anatomisini de olumsuz etkileyebilmektedir. Nefes alırken dilin ağız içindeki istirahat konumunun değişmesi, üst çene gelişimini yavaşlatabilmekte ve diş kapanış bozukluklarına neden olabilmektedir. İlerleyen yaşlarda estetik ve fonksiyonel kayıplara dönüşebilen bu durum, ağız kokusu ve çeşitli enfeksiyon risklerini de beraberinde getirmektedir. Bu nedenle solunum bozukluğu yaşayan çocuklarda bütüncül bir tıbbi yaklaşım benimsenmelidir.

Alerjik rahatsızlıkları bulunan ve düzenli ilaç kullanan çocuklarda genel sağlık takibi ile ağız bakımı bir bütün olarak ele alınmalıdır. Uzman Dt. Nurgül Demir'in dikkat çektiği koruyucu adımlar şu şekilde özetlenmektedir:

  • Şeker barındıran ilaç formlarının çürük riskini artırdığı unutulmamalı, hekim kontrolünde olabildiğince şekersiz alternatiflere yönelinmelidir.

  • İlaç uygulamasından hemen sonra ağız temiz suyla çalkalanmalı, diş fırçalama saatleri ilacın yapısına göre ayarlanmalıdır.

  • Çocuk diş hekiminin yönlendirmesiyle yaşa uygun florürlü diş macunları tercih edilmeli, fırçalama işlemi günde en az iki defa ebeveyn nezaretinde gerçekleştirilmelidir.

  • Çocuğun kişisel çürük risk profili ve hijyen durumu dikkate alınarak rutin çocuk diş hekimi kontrolleri aksatılmadan sürdürülmelidir.

Kaynak: Haber merkezi