“1960’lardan 1974’e kadar Makarios’un kilisede Türkleri imha için yaptığı telkinler, gazetelerde mevcuttur. Şimdiki Başpiskoposta, Rum halkını hâlâ Türk’ü imha etmek için silahlı saldırıya hazırlamaktadır.

1963’te beni ziyaret eden bir Alman heyeti açıkça ‘Kıbrıs ve Lübnan’da savaş, haç ile hilâl arasındadır. Bu nedenle hilâl tarafı ne kadar haklı olursa olsun, Avrupa’yı karşısında bulacaktır’ diyebilmiştir”. 1980

Dr. Fazıl KÜÇÜK

            Dünya ülkelerinin silah satışı konusunda birbirleri ile yarıştığı günlerden geçtiğimiz yadsınamaz bir gerçektir. Ukrayna ile Rusya arasında bir süredir yaşanan uyuşmazlığın çatışmaya dönüştüğü günlerden sonra satışlardaki artışın gözle görülür noktaya doğru evrildiğini söylemek olasıdır. Bu satışların çetelesini tutmakta olan SIPRI’nin son verilerine göre 2022 yılı sonu itibarı ile 2 trilyon doları aşacağı öngörülüyor. Soğuk Savaş döneminin geride kaldığının düşünülmesine karşın silahlanma yarışının hız kesmeden sürgit ettiği gerçeği ile yüzleşiyoruz. Bunun nedeni ise Amerika ile Batılı ülkelerin sürekli olarak Ukrayna’ya bağış adı altında satış yapıyor olmalarıdır.

            Böyle bir sözde yardımlaşma ortamında çok miktarda silah alan Ukrayna’dan geri adım atmasının beklenmemesini düşünüyoruz. Buna koşut Rusya’nın da kendi silahlarını geliştirecek çalışmalar yapmakta olduğu belirtiliyor. Yaşanmakta olan silahlanma yarışı barış umutlarının sönmesine neden olacaktır. Tıpkı Filistinlilerle İsrailliler arasında ara ara da olsa yaşanan savaşlara dönüşeceğini kaydetmek istiyoruz. Bu nedenle nur topu gibi yeni bir çatışma alanımız daha oluyor.

Nisan ayının gelmesi ile son yıllarda yaşanan 1915 olaylarına ilişkin tartışmaların 2021 yılında sonlandığı biliniyor. Amerikan başkanlarının ağızlarının çevresinde yaban arıları dolaştığından Diyaspora Ermenilerinin beklentilerine yanıt olmuyordu. Geride bıraktığımız 2021 yılında yaban arıları başkanın çevresinde olmadığı için, anılan tarihte yaşananların soykırım olduğunu söylüyordu. Bu yıl ise yaban arılarının yine çevrede olmaması nedeniyle hızını alamadığından aynı sözü okuduğu bir metinde iki kere söylüyordu. Bu konunun gözlerden uzak tutulmaması gereken başka bir özelliği ise soykırım savlarının Amerika’da nerede ise bütün eyaletlerde ders olarak okutuluyor olmasıdır. Bu konunun diğer söylemlerden daha önemli olduğunun bilinmesi gerekiyor.

Geçtiğimiz günlerde Pakistan’da Amerika’nın müdahalesi ile iki ülke arasında yönetim konusunda sıkıntı yaşandığı biliniyor. Başbakanlığa getirilen Şahbaz Şerif “ülkesinin Amerika ile düşmanlığı kaldırmayacağını” belirtiyordu. “ülkesi ile Amerika arasındaki iyi ilişkilerin geliştirilmesi gerektiğinin altını çiziyordu.

Amerika’nın Kıbrıs – Türkiye – Yunanistan üçgeninde karşılıkla adımlar atılmasını ve böylelikle Kıbrıs sorununda bazı hareketler olması beklentisinde olduğu belirtiliyor. Yapılan bu açıklama sonrasında Kıbrıs Rumları adına müzakere sürecini yürüten Baş Müzakereci Andreas Mavroyannis görevinden istifa ettiğini duyuruyordu. İstifa gerekçesi olarak da “görüşmelerde hiçbir ilerleme yaşanmadığını” belirtiyordu. Amerika’nın istediği ilerlemenin bu açıklama olmadığına da inanmak istiyoruz.

Amerika’nın Dışişleri Bakanı eskisi Bayan Madeline Albright’ın katıldığı televizyon programında Körfez Krizinin yaşandığı dönemde 500 bin Iraklı çocuğun ölmesi konusunda ne düşündüğü sorusuna “Çok zor bir seçim. Ama bu bedelin ödenmesi gerekiyor” yanıtını veriyordu. Bu nedenle Kıbrıs’taki çözüm önerileri konusunda başkalarının çözüm önerilerinin peşine takılarak arayış veya beklenti içine girmemek gibi bir yükümlülüğümüzün olduğunu anlamak ve bilmek durumundayız.

Geldiğimiz noktada kendi içimizdeki dağınıklıktan fazla zaman yitirmeden bir an önce uzaklaşarak kendimiz olmamız gerekiyor mu ne…

SEVGİ ile kalınız… İyi Bayramlar…

                                              

Ahmet GÖKSAN
ahmetgoksan45@gmail.com