Çocuklarda dil ve konuşma gelişimine dair toplumda yaygın olan "erkek çocuk geç konuşur" veya "babası da geç konuşmuştu" anlayışının uzman değerlendirmesini geciktirdiği bildirildi. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Seçil Aydın Oral, konuşma gecikmesinin arkasında yer alan yanlış algıları değerlendirerek ebeveynlerin dikkat etmesi gereken kritik belirtileri açıkladı.

Cinsiyet ve Aile Öyküsü Müdahaleyi Geciktirmemeli

Toplumda sıklıkla dile getirilen "erkek çocuklar geç konuşur" algısının, tıbbi değerlendirmeleri ertelemek için geçerli bir gerekçe olmadığı belirtildi. Dr. Öğr. Üyesi Seçil Aydın Oral, cinsiyetin geç konuşma riskinde rol oynayabileceğini ancak sürecin gelişimsel seyrini tek başına belirlemediğini ifade etti. Ailede benzer durumların yaşanmış olmasının ise riski azaltmadığını, aksine artırabileceğini kaydeden Oral, "nasıl olsa konuşur" düşüncesiyle beklemenin okul öncesi dönemdeki gelişim fırsatlarının kaçırılmasına yol açabileceğini aktardı.

Dil Bağı ve İki Dillilik Doğru Değerlendirilmeli

Konuşma gecikmesinde sıklıkla sorumlusu olarak görülen dil bağının, kelime öğrenme veya cümle kurma becerilerini kısıtladığına dair bilimsel bir kanıt bulunmadığı açıklandı. Dil bağının öncelikli olarak beslenme ve emzirme süreçlerinde güçlüğe yol açtığını belirten Oral, iki dilli çocuklarda da durumun doğru analiz edilmesi gerektiğini belirtti. İki farklı dildeki toplam kelime hazinesi dikkate alındığında bu çocukların tek dilli emsallerinden geri kalmadığı ve iki dilliliğin gecikme mazereti sayılmaması gerektiği vurgulandı.

Ekran Kullanımı ve Etkileşim Eksikliğinin Etkisi

Televizyon ve dijital ekranların çocuklarda konuşmayı öğretmediği, aksine karşılıklı iletişim fırsatlarını azaltarak dil gelişimini olumsuz etkilediği ifade edildi. Ekran süresinin artmasıyla yetişkin ve çocuk arasındaki sözel paylaşımın azaldığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Seçil Aydın Oral, özellikle yemek saatlerinde arka planda sürekli açık tutulan televizyonun gelişimsel risk oluşturabileceğini bildirdi. Ebeveynlerin çocuklarıyla gün içinde sürdürdükleri aktif etkileşimin destekleyici en önemli unsur olduğu kaydedildi.

Gelişim evrelerinde bir yaş civarında anlamlı sözcüklerin çıkması, iki yaşında ise iki kelimelik cümlelerin kurulması beklenmektedir. Okul çağına kadar fark edilmeyen ya da müdahale edilmeyen dil gelişim sorunları, çocukların ilerleyen yıllardaki akademik ve sosyal performanslarını doğrudan etkileyebilmektedir. uzmanlar, gelişim takibinde zamanında yapılan değerlendirmelerin belirleyici rol oynadığını kaydetmektedir.Bir yaşında isme tepki vermeme, bir buçuk yaşında hiç kelime kullanmama, göz teması kurmama veya seslere yanıt vermeme gibi durumlar karşılaştığında zaman kaybetmeden uzman desteğine başvurulmalıdır. Çocuğun söyleneni anlaması ya da isteklerini işaretlerle ifade etmesi, dil gelişiminde bir sorun bulunmadığı anlamına gelmemektedir. Ebeveynlerin günlük yaşamda çocukla birlikte kitap okuması, konuşmaları genişleterek yanıt vermesi ve yanıt için beklemesi, dil yetilerini destekleyen temel yaklaşımlar arasında yer almaktadır.

Kaynak: Haber Merkezi