Yapay zekâ… Bir dönem “hayatı kolaylaştıracak”, “insanlığa çağ atlatacak” diye alkışlanan teknoloji. Bugün geldiğimiz noktada ise bir kez daha görüyoruz ki mesele teknoloji değil; onu kullanan zihniyet. X’te Grok üzerinden yaşananlar, tam anlamıyla dijital çağın ahlaki iflas fotoğrafıdır.
Kadınların paylaştığı sıradan fotoğrafların altına “@grok bunu bikinili yap”, “üstünü çıkar” gibi komutlar yazılması artık münferit bir sapkınlık değil. Bu, örgütlü bir dijital taciz biçimidir. Üstelik milyonların gözü önünde, utanma duygusu olmadan, hiçbir çekince taşımadan yapılıyor. Daha kötüsü, bunu “eğlence”, “mizah” ya da “özgürlük” kılıfına sokmaya çalışan bir güruh var.
Burada açık konuşalım: Bu bir teknolojik gelişme değil, çürümüşlüğün son sürümüdür. Kadın bedeni üzerinden eğlenmeyi normalleştiren, rızayı tamamen yok sayan, insan onurunu birkaç satırlık komuta indirgeyen bir zihniyetle karşı karşıyayız. Yapay zekâ sadece aracı; asıl sorun, klavyenin başındaki akılda.
Grok’un etiketlenerek fotoğrafları cinsel içerikli hale getirmesi, deepfake teknolojisinin ne kadar tehlikeli bir silaha dönüştüğünü de bir kez daha gösterdi. Bugün “bikini giydirme” diye başlayan bu hastalıklı akım, yarın çok daha ağır sonuçlara yol açabilir. İtibar suikastları, şantaj, psikolojik yıkım, sosyal hayattan kopma… Bunların hiçbiri abartı değil. Daha önce Telegram’daki “nudify” botlarında bunu gördük. Şimdi ise milyonlarca kullanıcısı olan bir platformda, alenen yaşanıyor.
Asıl korkutucu olan da bu zaten. Herkesin gözü önünde, hiçbir yaptırımla karşılaşmadan yapılabilmesi. X yönetimi bu noktada sınıfta kalmıştır. “İfade özgürlüğü” söylemi, başkasının bedenini ve onurunu hedef alan bir tacizi asla meşrulaştıramaz. Özgürlük, bir başkasının sınırını ihlal ettiğiniz yerde biter.
Bu işin bir de toplumsal boyutu var. Kadınların sosyal medyada paylaşım yaparken iki kez, üç kez düşünmek zorunda bırakılması tesadüf değil. “Fotoğraf koyarsam başıma ne gelir?” kaygısı, dijital çağın yeni baskı mekanizması haline gelmiş durumda. Sorumluluk yine kadına yükleniyor, taciz eden değil.
Peki bu yozlaşmanın önüne nasıl geçilir?
Birincisi; platformlar sorumluluk almak zorunda. Yapay zekâ araçları, rızaya dayanmayan cinsel içerik üretimini teknik olarak engelleyecek şekilde sınırlandırılmalı. “Yapamıyoruz” bahanesi inandırıcı değil.
İkincisi; hukuki düzenlemeler şart. Deepfake ve yapay zekâ kaynaklı cinsel içerik üretimi, açık biçimde suç kapsamına alınmalı. Caydırıcı cezalar olmadan bu işin önü kesilmez.
Üçüncüsü; hızlı şikâyet ve müdahale mekanizmaları kurulmalı. Mağdur olan kişi, aylarca cevap beklememeli. İçerik anında kaldırılmalı, hesabı kullananlar yaptırımla karşılaşmalı.
Dördüncüsü; toplumsal farkındalık. Bu yapılanın “şaka” olmadığı, açık bir taciz olduğu net biçimde anlatılmalı. Sessiz kalmak, bu çürümüşlüğe ortak olmaktır.
Ve son olarak; ahlak meselesini yeniden konuşmak zorundayız. Teknoloji baş döndürücü bir hızla ilerliyor ama insanlık aynı hızla geriye gidiyor. Klavyenin başında insanlıktan çıkanlara “ama yapay zekâ böyle” diyerek kılıf bulamayız.
Bu gidişata bir dur denilmezse, yarın çok daha karanlık bir tabloyla karşılaşacağız. Bugün susarsak, yarın konuşacak yüzümüz kalmaz.
