Yıllardır bu köşede Eskişehir’in geleceğini konuşuyoruz. Sanayiyi, turizmi, eğitimi, yapay zekâyı… Ama hepsinin önünde bir başlık var ki, ertelenmeye tahammülü yok: kentsel dönüşüm.

Çünkü mesele sadece bina yapmak değil. Mesele güvenlik. Mesele insan onuruna yakışır yaşam. Mesele bir şehrin kendine duyduğu saygı.

Dün temeli atılan “Gündoğdu 2 Etap B” projesi bu açıdan önemli bir eşik. Ayşe Ünlüce’nin törende yaptığı konuşmayı dikkatle dinledim. “Sadece bir inşaat çalışması değil” derken aslında işin özünü tarif etti. Gerçekten de öyle. 377 milyon 777 bin liralık yatırımın rakamsal büyüklüğü elbette önemli ama asıl mesele, Gündoğdu’nun çehresinin değişecek olması.

Gündoğdu, yıllardır şehrin merkezinde olmasına rağmen hak ettiği değeri görememiş mahallelerden biri. Çevre yolu diye bildiğimiz, artık neredeyse şehrin iç yolu hâline gelen aksın iki yanında eskimiş, yıpranmış, riskli yapılar… Hepimizin gözünün önünde duran ama uzun süre kimsenin elini tam anlamıyla taşın altına koymadığı bir tablo.

Şimdi tablo değişiyor. Daha önce tamamlanan etapta 60 konut ve 4 iş yeri teslim edildi. Şimdi 111 konut, 4 iş yeri ve bir kreş için temel atıldı. Üstelik mesele sadece betonarme bloklardan ibaret değil. 20 bin 500 metrekarelik inşaat alanında; yürüyüş yolları, spor alanları, oyun alanları, doğal yaşam alanları planlanıyor. Yani mahalle kültürünü yaşatacak bir kurgu hedefleniyor.

Kentsel dönüşümün ruhu tam da burada başlıyor. Türkiye’nin birçok kentinde dönüşüm adı altında dikey mimariyle sıkışmış, nefessiz alanlar üretildiğini gördük. Sosyal dokunun dağıldığı, komşuluğun kaybolduğu örnekler hâlâ hafızamızda. Eskişehir’in bu hatalara düşmemesi gerekiyor. Gündoğdu’daki yaklaşım, en azından kâğıt üzerinde, daha bütüncül bir modeli işaret ediyor.

Bir başka önemli detay: çevreci unsurlar. 188 güneş paneli, yağmur suyu toplama sistemleri, B sınıfı enerji kimlik belgesi… Artık yeni konut üretirken enerji verimliliğini konuşmak zorundayız. Bu hem ekonomik bir gereklilik hem de çevresel bir sorumluluk.

Ancak burada altını kalın çizgiyle çizmem gereken bir nokta var. Kentsel dönüşüm hız kazanmalı, evet. Ama planlı, şeffaf ve katılımcı bir şekilde ilerlemeli. Hak sahiplerinin memnuniyeti, sürecin en temel göstergesi olmalı. Gündoğdu’da konuşan mahalle muhtarının ve vatandaşların memnuniyeti umut verici. Fakat bu memnuniyetin kalıcı olması için sürecin sonuna kadar aynı hassasiyet korunmalı.

Bir de işin merkezi idare boyutu var. Sayın Ünlüce’nin de ifade ettiği gibi bölgede bakanlığa ait dönüşüm alanları bulunuyor. Eğer o alanlar da eş zamanlı dönüştürülürse 3-4 yıl içinde Gündoğdu’nun çehresi tamamen değişebilir. Aksi hâlde parçalı dönüşüm riskini konuşmaya başlarız. O yüzden bu mesele siyasi rekabetin değil, ortak aklın konusu olmalı.

Deprem gerçeğini unutarak siyaset yapma lüksümüz yok. Eskişehir belki birinci derece deprem kuşağında değil ama bu, risk olmadığı anlamına gelmiyor. Eski yapı stokunun yoğun olduğu mahallelerde zaman kaybetmek, geleceğe borç bırakmak demektir. Bugün atılan her sağlam temel, yarın olası bir felakette kurtarılmış hayatlar anlamına gelir.

Kentsel dönüşüm aynı zamanda sosyal dönüşümdür. Kreş detayı bu yüzden kıymetli. Bir mahallede çocuk sesleri artıyorsa, o mahalle yaşıyor demektir. Genç aileler kendini güvende hissediyorsa, o şehir geleceğe umutla bakıyor demektir.

Benim beklentim net: Gündoğdu’daki ivme diğer riskli alanlara da yansısın. Sadece merkezde değil, kentin farklı noktalarında da aynı kararlılığı görelim. Süreç hızlansın ama aceleye gelmesin. Kalite düşmesin. Şeffaflık zedelenmesin.

Eskişehir kabuğunu kırmak istiyorsa, bunu sadece kültür-sanat projeleriyle değil; sağlam, güvenli ve çağdaş yaşam alanlarıyla da yapmalı. Dün atılan temel, sadece bir şantiyenin başlangıcı değil. Eğer doğru yönetilirse, Eskişehir’de kentsel dönüşümün hız kazandığı yeni bir dönemin işareti olabilir.

Mesele bina yapmak değil. Mesele, yarınlara güvenle bakabilen bir şehir inşa etmek.