Bayramlar, ailelerin bir araya geldiği ve genellikle "hayırlı işlerin" konuşulduğu dönemlerdir. Türk kültürünün en eğlenceli ama damatlar için en sancılı geleneği olan tuzlu kahvenin hikayesi, sanılanın aksine sadece bir "sabır ölçme" aracı değildir. Eskiden görücü usulü buluşmalarda, sosyal baskılar nedeniyle genç kızlar damat adayını beğenip beğenmediklerini sözle söyleyemedikleri için bu yöntemi kullanırlardı.

Eğer kız tarafı damadı çok beğendiyse, kahveyi bol şekerli yapardı. Bu, "Gönlüm sende, babamdan beni isteyebilirsin" demekti. Ancak kahve tuzlu gelirse, bu açık bir reddedişti: "Seni beğenmedim, bu iş olmaz." Damat adayı ise nezaket gereği o tuzlu kahveyi bitirir ve istenmediğini anlayıp sessizce uzaklaşırdı. Eğer damat o tuzu fark etmesine rağmen kahveyi bitirirse "Beni istemesen de ben sana razıyım, inadım inat" demiş olurdu.

kumda-kahve-1

Günümüzde bu gelenek sadece damada şaka yapmak ve "Her halinle seni kabul ediyorum" dedirtmek için uygulansa da, kökeninde sessiz bir iletişim dili yatar. Bayramda yapılacak isteme törenlerinde damatların elindeki fincana bir de bu gözle bakın; o tuz aslında binlerce kelimeye bedeldir.

Kaynak: h