Bayram trafiği başladığında, özellikle orta yaş ve üzeri şoförlerin arasında gizli bir parolaymış gibi dolaşan bir terim vardır: "Peygamber Vitesi." Teknik olarak bu, aracın vitesini boşa alıp yokuş aşağı kendi ağırlığıyla salınmasıdır. Peki, bu kutsal atıf nereden geliyor? Eskiden kamyonların fren sistemleri bugünkü kadar gelişmiş değildi. Yokuş aşağı vitesi boşa atan bir şoför, araç kontrolsüz bir hıza ulaştığında ne vitese takabilir ne de şişen frenlerle aracı durdurabilirdi. O andan itibaren şoförün direksiyonda yapabileceği tek şey dua etmek ve kaderini ilahi bir mucizeye bırakmaktı. "Bizi buradan ancak Peygamber kurtarır" çaresizliği, bu tehlikeli sürüş tekniğinin adı oldu.
Peygamber vitesinin en büyük düşmanı termodinamiktir. Bir araç vitesteyken yokuş aşağı indiğinde, motorun iç direnci tekerleklerin dönme hızını kısıtlar. Buna "motor freni" veya teknik adıyla "kompresyon" diyoruz. Siz vitesi boşa attığınız an, tonlarca ağırlıktaki o metal yığınını durdurma görevi sadece ve sadece dört tane balataya kalır. Sürekli frene basmak, balataların ve disklerin aşırı ısınmasına yol açar. Bir noktadan sonra balataların yüzeyi kristalleşir (camlaşır) ve sürtünme özelliğini yitirir. O an fren pedalı kaskatı kesilir ama araç durmaz. Modern araçlarda ise "Cut-off" sistemi vardır; viteste inerken ayağınızı gazdan çekerseniz yakıt akışı tamamen kesilir ve 0.0 litre yakıt harcarsınız. Boşta ise motor çalışmak için yakıt harcamaya devam eder. Bayram yolunda kontrolü kadere değil, tekniğe bırakın; vitesiniz daima yerinde olsun.






