Sınav dönemlerinde öğrencilerin en çok zorlandığı konuların başında gelen kaygı, doğru yönetildiğinde performansı artıran bir enerjiye dönüşebiliyor. Sınav anında "anda kalma" becerisinin başarı üzerindeki etkisini değerlendiren uzmanlar, sonuç yerine sürece odaklanmanın ve planlı ilerlemenin zihinsel süreçleri rahatlattığını vurguluyor.
"Katastrofizasyon" ve Siyah-Beyaz Düşünce Tarzı
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sınav kaygısının tamamen olumsuz bir durum olmadığını, aksine sınava verilen önemin ve zihinsel yatırımın bir göstergesi olduğunu belirtmektedir. Ancak kaygı kontrol edilemediğinde, zihinde "felaket senaryoları" oluşmaya başlamakta ve bu durum psikolojide "katastrofizasyon" olarak adlandırılmaktadır. Öğrencilerin sınavı hayatın kıyameti gibi görmesi ve "ya başaracağım ya başaramayacağım" şeklinde siyah-beyaz düşünmesi kaygıyı tırmandırmaktadır. Sınav öncesi yaşanan fiziksel belirtilerin ve salgılanan hormonların aslında performansı artırmak için vücudun ürettiği bir enerji olduğunu ifade eden Tarhan, kontrollü stresin hedefe ulaştıran bir yakıt gibi kullanılabileceğini aktarmaktadır.
Büyük Hedefleri Bölmek ve Süreç Odaklılığa Geçiş
Erteleme davranışının arkasında genellikle mükemmeliyetçilik ve kıyaslama eğiliminin yattığına dikkat çekilmektedir. "Ya hep ya hiç" mantığıyla hareket eden bireyler, mükemmel yapamayacaklarını düşündükleri işleri tamamen erteleme eğilimi göstermektedir. Bu döngüyü kırmak için büyük hedeflerin küçük adımlara bölünmesi gerekmektedir. Eğitim ve hazırlık sürecindeki en kritik zihinsel dönüşüm, sonuç odaklılıktan süreç odaklılığa geçiştir. Gelecekteki sınav sonucunu kontrol etmek mümkün değildir ancak günlük çözülecek soru sayısı gibi süreç adımları kontrol edilebilir durumdadır. Kontrol edilemeyen alanlara odaklanmak kaygıyı artırırken, bugünün planına sadık kalmak ve sürdürülebilir bir motivasyon yakalamak başarıyı süreklilikle beraber getirmektedir.
Beynin Belirsizlik Tuzağı ve Planlamanın Rolü
İnsan zihni yapısı gereği belirsizlik karşısında otomatik olarak tehdit algısı geliştirmekte ve kontrol duygusunu kaybettiği için korku üretmeye başlamaktadır. Sınavla ilgili belirsizlikleri azaltmanın ve beynin bu tuzağından kaçınmanın en etkili yolu ise planlama yapmaktır. Günlük, orta ve uzun vadeli planlar yapmak psikolojik bir güven alanı oluşturur. Psikolojide "intentional framework" (anlamsal çerçeveleme) olarak tanımlanan kavramla, konular bilinçli bir şekilde çerçevelendiğinde beyin stres yerine kontrollü bir biçimde çalışmaktadır. Sınavı hayatın bir ölüm kalım meselesi olarak değil, sadece bir basamak olarak konumlandırmak ve alternatifli B ya da C planları hazırlamak belirsizliği ortadan kaldıran unsurlar arasında yer almaktadır.
İçsel Disiplin, Dürtü Kontrolü ve Zaman Sermayesi
Zaman, bireyin sahip olduğu en kritik sermayedir ve zamanı yönetebilmek en önemli yaşam becerilerinden biridir. Sınav hazırlığı gibi zahmetli süreçlerde, dikkati dağıtan alternatifler ve anlık haz vaat eden dürtüler ortaya çıkabilmektedir. Gerçek özgürlüğün, her isteneni yapmak değil, arzu ve dürtüleri yönetebilmek olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, öğrencilerin dikkat dağıtıcı unsurlar karşısında ideal ve hedeflerini kendilerine hatırlatmaları gerektiğini vurgulamaktadır. Ders çalışırken telefonun başka bir odaya alınması gibi pratik çözümler, günümüzün en büyük problemlerinden olan dikkat dağınıklığının önüne geçmektedir. Kısa vadede çıkarcı yaklaşımlar kazançlı görünse de, orta ve uzun vadede hem akademik hem de sosyal yaşamda erdemli ve anlam odaklı olan bireyler öne çıkmaktadır.
Günümüz eğitim anlayışında, akademik başarının tek başına hayat başarısını getirmediği kabul görmektedir. Gelişmiş ülkelerdeki eğitim modellerinde, başarıyı sadece maddi kazançla veya parayla ilişkilendiren yaklaşımlar yerine, sosyal ve duygusal öğrenme (SEL) programlarına ağırlık verilmektedir. İnsanın genetik kodları ve ekosistemdeki bilinçli rolü, onun sadece temel biyolojik ihtiyaçlarını karşılamasını değil, kendini aşmasını ve başkalarına yardım ederek manevi olgunluğa ulaşmasını gerektirmektedir.
Sınav başarısı yalnızca bilgi düzeyine değil; anlam arayışına, sabra, öz kontrole ve psikolojik dayanıklılığa dayanmaktadır. Bu süreçte hem öğrencilerin hem de ebeveynlerin sergilemesi gereken yaklaşımlar şu şekilde sıralanmaktadır:
-
Sınav Esnasında Anda Kalmak: Sınav sırasında zor bir soruyla karşılaşıldığında paniklemek yerine, o soruyu işaretleyip sona bırakmak ve öncelikle iyi bilinen soruları çözmek gerekir. Beynin bir tahmin organı olması sebebiyle ilk akla gelen cevaplar genellikle doğrudur, ancak kalan zamanda bu cevaplar tekrar gözden geçirilmelidir.
-
Gençlerin Kendi Planını Yapması: Bireysel sorumluluk alan gençler, kendi çalışma programlarını hazırlayıp ailelerine ifade ettiklerinde hem kendi kaygılarını hem de çevrelerinin kaygısını daha rahat yönetebilmektedir.
-
Ailelerin Doğru Yaklaşımı: Ebeveynler çocukları kendi uzantıları gibi görmemeli, onlara aile içinde bir birey olarak alan açmalıdır. Kendi kaygılarını çocuklarına yansıtmaktan kaçınmalı, "Çalışmasan da olur" gibi yapay rahatlatmalar yerine "Sen elinden geleni yap, sonuç ne olursa olsun önemli değil" diyerek yapıcı bir destek sunmalıdır.





