Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Hatice Pınar Kural Enç, Ramazan ayında kilo kontrolünün iradeden çok metabolik ritmin korunmasına bağlı olduğunu belirtti.
Uzun Açlık ve Metabolik Adaptasyon
Ramazan boyunca süren uzun açlık dönemleri, vücudu enerji kullanımını yeniden düzenleyen bir adaptasyon sürecine sokuyor. Uzmanlar, bu sürecin doğru yönetildiğinde metabolik esnekliği destekleyebileceğini ifade ediyor. Ancak belirleyici unsur açlığın süresi değil, iftar ve sahurda verilen beslenme sinyallerinin niteliği oluyor.
İftarın Önemi

Uzun bir açlığın ardından ağır ve yüksek şeker içeriğiyle yapılan iftar, kan şekerinde ani dalgalanmalara yol açabiliyor. Bu durum daha fazla yeme isteğini tetikleyerek yağ depolanmasını kolaylaştıran hormonal yanıtları artırabiliyor. Bu nedenle iftarın bir “yükleme öğünü” gibi değil, metabolizmayı kademeli olarak devreye alan bir geçiş öğünü şeklinde planlanması öneriliyor. Su, hurma veya çorba gibi hafif başlangıçlar sindirimi kolaylaştırırken tokluk mekanizmalarının daha sağlıklı çalışmasına destek oluyor. Yavaş yemek ve porsiyonları zamana yaymak, kilo kontrolünde temel stratejilerden biri olarak öne çıkıyor.
Sahurun Rolü
Sahur öğünü, Ramazan’da kilo kontrolü açısından kritik bir noktada bulunuyor. Sahurun atlanması gün içinde değilse bile akşam saatlerinde daha yoğun bir açlık hissine yol açabiliyor. Protein ve liften zengin sahur öğünleri, gün boyu tokluk süresini uzatarak kan şekeri dalgalanmalarını sınırlıyor ve iftarda porsiyon kontrolünü kolaylaştırıyor.
Gece Atıştırmaları ve Besin Kalitesi

Kilo artışı çoğu zaman tek bir ana öğünden değil, iftar sonrası geceye yayılan kontrolsüz atıştırmalardan kaynaklanıyor. Paketli gıdalar, şekerli içecekler ve rafine karbonhidrat tüketimi arttığında vücut denge kurmak yerine depolamaya daha yatkın hale geliyor. Tatlı tüketiminin porsiyon kontrolüyle sınırlandırılması ve daha hafif alternatiflerin tercih edilmesi dengeli bir yaklaşım olarak görülüyor. Ayrıca geç saatlere kayan öğünler ve azalan uyku süresi iştah hormonları ile insülin yanıtında değişikliklere neden olabiliyor. Bu nedenle uyku düzeninin korunması ve iftar sonrası yapılacak kısa yürüyüşler metabolik denge açısından önem taşıyor.
Son yıllarda zaman kısıtlı beslenme modelleri üzerine yapılan araştırmalar, oruç uygulamalarının bilimsel açıdan daha fazla incelenmesini sağladı. Uzmanlar, doğru yönetilen açlık süresinin metabolik esnekliği destekleyebileceğini, ancak asıl etkinin sahur ve iftar düzeninden kaynaklandığını vurguluyor.
Ramazan’da kilo kontrolü yalnızca porsiyon küçültmekle değil, metabolizmanın ritmini koruyacak küçük ama etkili alışkanlıklarla mümkün oluyor. Dengeli sahur, kontrollü iftar, yeterli su tüketimi, düzenli uyku ve hafif fiziksel aktivite bu sürecin temel yapı taşlarını oluşturuyor. Böylece Ramazan, doğru beslenme ve yaşam alışkanlıklarıyla kilo kontrolü açısından avantaja dönüştürülebiliyor.


