İnternette ve sosyal medyada sıkça karşılaşılan psikolojik testler, kişilerin ruhsal durumları hakkında merak uyandırsa da her zaman bilimsel sonuçlar sunmuyor. Bir testin bilimsel olarak kabul edilebilmesi için geçerlik, güvenirlik ve standardizasyon süreçlerinden geçmiş olması gerektiğine dikkat çeken uzmanlar, en güvenilir testlerin bile tek başına tanı koymaya yetmeyeceğini belirtiyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy ve Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, internet ortamındaki testlerin sınırlarını ve doğru tanı sürecinin nasıl işlemesi gerektiğini aktardı.
Sosyal medya mecralarında popüler hale gelen testlerin önemli bir kısmının bilimsel geçerlilik taşımadığını ifade eden uzmanlar, eğlence veya merak amacıyla hazırlanan içerikler ile bilimsel psikolojik ölçeklerin birbirinden kesin çizgilerle ayrılması gerektiğini vurguluyor.
Çok Paylaşılması Testin Bilimsel Olduğunu Göstermez
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikoloji Hizmetleri Genel Koordinatörü ve Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, bir psikolojik testin bilimsel sayılabilmesi için psikoloji kuramlarına dayanması ve istatistiksel çalışmalardan geçmesi gerektiğini belirtti. Bir testin internette yaygın şekilde paylaşılmasının ya da profesyonel bir görünüm sunmasının onu bilimsel kılmayacağını ifade eden Demirsoy; güvenirliğin tutarlı sonuçlar verme, geçerliğin iddia edilen özelliği ölçme, standardizasyonun ise uygulama ve puanlama kurallarının önceden belirlenmiş olması anlamına geldiğini söyledi.
Online Test Sonuçları Tanı Koydurucu Nitelik Taşımaz
İnternet üzerinden yapılan uygulamalar ile uzman değerlendirmesinin aynı şey olmadığını vurgulayan Çiğdem Demirsoy, psikolojik testlerin tanı aracı değil, uzmana ışık tutan birer tarama aracı olduğunu dile getirdi. Tanı aşamasında belirtilerin sıklığı, süresi, yaşam koşulları ve klinik gözlemlerin bir bütün olarak incelendiğini aktaran Demirsoy; kişilerin internet sonuçlarına dayanarak kendilerine depresyon, anksiyete, bipolar bozukluk, borderline, narsisizm veya DEHB gibi teşhisler koymasının doğru olmadığını kaydetti. Bu tür etiketlemelerin kaygıyı artırabileceğini, düşük puan alan kişilerin ise ihtiyaç duydukları profesyonel yardımı ertelemelerine yol açabileceğini sözlerine ekledi.
Bilimsel Ölçekler Tedavi Sürecini Takip Etmede Kullanılır
Geçerlik ve güvenirliği kanıtlanmış ölçeklerin doğru kullanıldığında tanı ve tedavi sürecine önemli katkılar sağladığını belirten Demirsoy, bu araçların belirtilerin şiddeti ve işlevselliğe etkisi konusunda veri sunduğunu ifade etti. Testlerin sadece başlangıçta değil, tedavi süresince de periyodik olarak uygulanabildiğini ve iyileşme sürecinin takibine yardımcı olduğunu aktardı. Bilimsel temeli olan online testlerin bir tanı aracı değil, kişinin kendisini gözlemlemesi ve profesyonel destek alması için bir farkındalık adımı olarak görülmesi gerektiğini belirtti.
Teşhis İçin Test Puanı Değil Yaşam Üzerindeki Etki Esastır
Öz bildirim ölçeklerinin uzman değerlendirmesi olmadan eksik veya yanıltıcı sonuçlar verebileceğine değinen Demirsoy, test sonucundan ziyade kişinin günlük yaşamındaki işlevselliğinin göz önüne alınması gerektiğini vurguladı. Sürekli internette araştırma yapma ihtiyacı hisseden bireylerin kendi kendilerine teşhis koymak yerine uzmana başvurmaları gerektiğini ifade etti.
Yaşam Kalitesindeki Bozulmalarda Uzman Görüşü Şart
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Yasemin Yalçın ise "Narsist misin?", "DEHB olabilir misin?" gibi başlıklarla sunulan popüler testlerin bilimsel kriterleri taşımayabileceğine dikkat çekti. Tanının ancak klinik görüşme, belirti süresi, kişisel/aile öyküsü ve farklı değerlendirme araçlarının birleşimiyle konulabileceğini belirten Yalçın; uzun süren mutsuzluk, kaygı, uyku ve iştah değişimleri ile sosyal ve iş yaşamındaki bozulmalarda test sonucuna bakılmaksızın profesyonel yardım alınması gerektiğini vurguladı. Online testlerin sadece bazı ipuçları verebileceğini, fakat kesin tanıyı sunamayacağını hatırlattı.
Dijital platformların yaygınlaşmasıyla birlikte bireylerin kendi sağlık durumlarını internet üzerinden araştırma eğilimi (siberkondri) artış göstermiştir. Psikiyatri ve klinik psikoloji alanında uluslararası tanı ölçütleri (DSM ve ICD); sadece anket veya test sonuçlarına değil, uzman hekim/psikolog tarafından yürütülen detaylı klinik anamnez, semptom süresi analizi ve işlevsellik kaybı değerlendirmelerine dayanmaktadır.
Online psikolojik testler, bireylerin kendi ruhsal durumları hakkında farkındalık kazanması ve öz gözlem yapması açısından bir başlangıç noktası sunsa da kesin tanı koyma yetisine sahip değildir. Ruhsal rahatsızlıkların teşhisi; bilimsel ölçeklerin yanı sıra uzman görüşmesi, detaylı kişisel öykü ve klinik değerlendirmelerin bir arada ele alınmasıyla mümkündür. İnternet üzerindeki test sonuçlarına dayanarak öz teşhis koymak ya da tedaviyi ertelemek yerine, günlük yaşamı etkileyen durumlarda alanında uzman profesyonellere başvurulması gerekmektedir.




