Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasıyla çocuklarda görülen okula gitme isteksizliği, ağlama krizleri ve bedensel şikayetler ailelerde endişeye yol açıyor. Uzmanlar, okul reddinin doğrudan şımarıklık veya tembellik olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, altında ayrılık kaygısı ve sosyal fobi gibi derin psikolojik nedenlerin yatabileceğini belirtiyor.

Okul Reddi Şımarıklık Veya Tembellik Olmayabilir

Erdem Hastanesi Çakmak Şubesi Klinik Psikoloğu Melike Urcan, ilk kez okula başlayan, okul değiştiren ya da tatil sonrası rutinlerine dönmekte zorlanan çocuklarda okula karşı belirgin bir isteksizlik görülebileceğini ifade etmektedir. Çocukların sergilediği bu tepkilerin inatlaşma veya şımarıklık şeklinde yorumlanmasının yanlış bir tutum olduğunu vurgulayan Urcan, durumun arkasında ayrılık kaygısı ve sosyal anksiyetenin bulunabileceğini dile getirmektedir.

Çocuğu suçlamanın, başkalarıyla kıyaslamanın veya yaşadığı hisleri önemsizleştirmenin var olan endişeyi artırabileceği ifade edilmektedir. Bu tür olumsuz yaklaşımlar, çocuğun yaşadığı geçici kaygıyı zamanla kronik bir okul fobisine dönüştürebilmektedir. Bu nedenle ebeveynlerin öncelikle davranışın altında yatan duygusal gereksinimleri anlamaya odaklanması önerilmektedir.

Fiziksel Şikayetler Stresin Bedensel Yansıması Olabilir

Okul sabahları aniden beliren karın ağrısı, mide bulantısı ve baş ağrısı gibi durumlar aileler tarafından sıklıkla okula gitmemek için üretilen bahaneler olarak algılanabilmektedir. Psikosomatik olarak adlandırılan bu tabloda çocukların, ifade edemedikleri yoğun stresi ve kaygıyı bedensel semptomlar aracılığıyla dışa vurdukları ve bu ağrıları gerçekten hissettikleri aktarılmaktadır.

Çocuğa "numara yapıyorsun" veya "bir şeyin yok" şeklinde yaklaşılması, çocuğun kendisini yalnız ve anlaşılmamış hissetmesine yol açmaktadır. Sabahları yaşanan fiziksel şikayetlerde öncelikle tıbbi bir rahatsızlığın bulunup bulunmadığı kontrol edilmeli, herhangi bir organik sebep saptanmadığı takdirde belirtilerin psikolojik kökenli olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

Uyum Sürecinde Hangi Belirtiler Dikkate Alınmalı?

Okulun ilk günlerinde gözlemlenen hafif düzeydeki isteksizlikler olağan kabul edilirken, sürecin çocuğun genel yaşam dengesini bozması durumunda dikkatli olunması gerekmektedir. Şiddetli ağlama krizleri, uyku ve yeme düzeninin bozulması, gece korkuları veya aşırı içe kapanma gibi tepkiler çocuğun ağır bir kaygı yükü taşıdığına işaret edebilmektedir.

Belirtilerin uzun sürmesi halinde çocuğun akademik başarısı, sosyal ilişkileri ve özgüven gelişimi olumsuz etkilenebilmektedir. Bu aşamada aile içi yöntemlerde ısrar etmek yerine bir uzmana başvurularak profesyonel bir destek planının oluşturulması, çocuğun okul yaşamının sağlıklı sürdürülebilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Ebeveyn Tutumu Ve Kademeli Rutin Geçişi

Çocuklar ebeveynlerinin duygusal durumlarını doğrudan yansıtmaktadır. Okul kapısında gerçekleştirilen uzun, dramatik vedalaşmalar ve ebeveynin sergilediği kaygılı tutum, çocuğun okul ortamını güvensiz olarak algılamasına neden olabilmektedir. Sert disiplin uygulamaları ya da aşırı korumacı yaklaşımlar da adaptasyon sürecini zorlaştıran faktörler arasında yer almaktadır.

Tatil döneminde esneyen yaşam rutinlerinin okulun ilk günü aniden ve katı kurallarla değiştirilmesi çocuklarda direnç oluşturabilmektedir. Rutinlerin kademeli olarak düzenlenmesi ve çocuğun sürece dahil edilmesi uyumu kolaylaştırmaktadır. Çevresel düzenlemelere rağmen uyum sorunu devam ediyorsa, altta yatabilecek mizaç özellikleri, dikkat eksikliği veya öğrenme güçlüğü gibi faktörlerin uzmanlarca incelenmesi gerekmektedir.

Çocukluk döneminde aileden ayrılarak sosyal bir çevreye adım atılması, bireyselleşme sürecinin en kritik aşamalarından birini oluşturmaktadır. Güvenli ev ortamından ayrılıp kuralları olan ve performans sergilenmesi gereken bir ortama geçiş, çocukların zihinsel dünyasında belirsizlik ve kontrol kaybı hissi yaratarak kaygı düzeyini yükseltebilmektedir.

Okula uyum sürecinde ebeveynlerin kararlı, şefkatli ve net sınırlar içeren bir tutum sergilemesi çocuğun kendisini güvende hissetmesini sağlamaktadır. Çocuğun kaygılarını yok saymak yerine anlamaya çalışmak ve gerektiğinde uzman desteğine başvurmak, hem adaptasyon sürecini hızlandırmakta hem de çocuğun duygusal gelişimini korumaktadır.

Okula Donuste Cocuklarin Kaygisini Azaltmanin 10 Yolu Article

Kaynak: Haber merkezi