Bazen bir şehir için en büyük yatırım beton değil, topraktır.

Eskişehir son yıllarda kültürel mirasına sahip çıkma konusunda önemli adımlar atıyor. Küllüoba kazılarında ortaya çıkarılan 5 bin yıllık ekmek kalıntısından yola çıkılarak başlatılan Kavılca Buğdayı projesi de bunlardan biri.

İlk bakışta küçük bir tarım projesi gibi görünebilir. Ancak işin özünde bundan çok daha fazlası var.

Düşünün... Bundan yaklaşık 5 bin yıl önce bu topraklarda yetişen bir buğday türü, aradan geçen binlerce yılın ardından yeniden Eskişehir toprağıyla buluşuyor. Tarih kitaplarında kalabilecek bir bilgi, somut bir üretime dönüşüyor. İşte bu nedenle projeyi yalnızca tarımsal bir çalışma olarak değerlendirmemek gerekiyor.

Kültürel miras sadece müzelerde sergilenen eserlerden ibaret değildir. Bir şehrin yemek kültürü, tohumu, üretim biçimi ve tarımsal geçmişi de o mirasın önemli parçalarındandır. Küllüoba Ekmeği'nin yeniden üretilmesi ne kadar değerliyse, o ekmeğin hammaddesi olan Kavılca Buğdayı'nın yeniden yetiştirilmeye başlanması da o kadar kıymetlidir.

Üstelik bu çalışma tam da dünyanın iklim krizi ve kuraklıkla mücadele ettiği bir dönemde gerçekleştiriliyor.

Bugün çiftçinin en büyük sorunlarından biri su. Yağış rejimleri değişiyor, kuraklık riski büyüyor ve üretim maliyetleri her geçen gün artıyor. Böyle bir dönemde olumsuz iklim koşullarına dayanıklı ata tohumlarının yeniden gündeme gelmesi tesadüf değil.

Belki de geçmişteki bilgi birikimi, geleceğin sorunlarına çözüm sunuyor.

Kars'tan getirilen ata tohumlarının Eskişehir toprağına uyum sağlaması ve ilk denemenin başarılı sonuç vermesi önemli bir gelişme. Daha da önemlisi, elde edilecek ürünlerden ayrılacak tohumlarla üretimin gelecek yıllarda genişletilecek olması.

Çünkü sürdürülebilirlik tam da burada başlıyor. Bir kez üretmek değil, devam ettirebilmek önemli.

Eskişehir'in sanayi, eğitim ve kültür kenti kimliğini sık sık konuşuyoruz. Ancak bu şehrin aynı zamanda güçlü bir tarım potansiyeline sahip olduğunu da unutmamak gerekiyor. Tarım ile kültürel mirası bir araya getiren bu tür projeler, kentin farklı yönlerini ortaya çıkarması açısından da dikkat çekici.

Küllüoba'da bulunan bir ekmek kalıntısı bugün yeniden toprağa dönüşüyorsa, aslında geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir köprü kuruluyor demektir.

Ve belki de bu hikâyenin en güzel tarafı şu...

5 bin yıllık bir miras artık sadece kazı alanlarında değil, Eskişehir'in tarlalarında da yaşamaya devam ediyor.