Trump’ın o meşhur “Kim? Ben mi? Ne zaman dedim ki?” numarasına Amerikalılar bayılıyor, bizdekiler de bayılıyor. Çünkü aynı numarayı biraz farklı aksanla, biraz daha büyük harflerle, biraz daha pahalı kravatla yapınca “siyasi sihirbaz” oluyor.
Zelenski’ye “diktatör” demiş…
“Kim demiş? Ben mi? Hiç hatırlamıyorum.”
Her Amerikalıya 2000 dolar ek çek sözü…
“Demiş miyim? Ne zaman demişim? Gösterin şu tweet’i bakalım.”
Fed Başkanı’nı hedef almış, soruşturma muhabbeti dönmüş…
“Hiç haberim yok. Kim söylüyor bunları? Sahte haber.”
Ukrayna’ya yardım paketi konusunda “evet” demiş, sonra “hayır” demiş, sonra “belki” demiş, en son “ben hiçbir şey demedim ki zaten” moduna geçmiş.
Seçim gecesi “kazandık” diye bağırmış, ertesi gün “hile var” demiş, mahkemeler bittikten sonra “kazandık zaten, hile olsa da kazanırdık” diye toparlamış.
Ve her seferinde aynı mimik: omuz silkme, dudak bükme, “Başınız mı sıkıştı? Medya mı darlıyor?” bakışı.
Şimdi düşünün: Aynı adam Türkçe konuşsa, İstanbul aksanıyla, biraz daha ince telli sakalla, biraz daha genç halleriyle karşımıza çıksa ne olurdu?
- “Kent uzlaşısını ben mi yaptım ?Kim? Ben mi? Kent nerede, gösterin.”
- “İstanbul’un borcunu mu bitirdim?
Bitirdim mi? Bitmediyse niye bitmesin ki? Borç mu varmış?”
- “Adaylık mı açıkladım? Ne zaman? Hangi basın toplantısı? Benim ağzımdan duyan var mı?”
- “Yolsuzluk dosyası mı? Hangi dosya? Bana mı sordunuz? Görmedim, bilmiyorum.”
- “Kumpas mı kurdular? Kumpas kuran kim? Ben mi? Yok artık, çok komiksiniz.”
- “Seçimden önce ‘her şeyi değiştireceğim’ dedim mi? Dedim mi gerçekten? Belki mecaziydi.”
Sonra da aynı gülümseme:
“Arkadaşlar, biraz sakin. Her şeyi ben mi yapmışım? Her suç bende mi? Medya yine linç ediyor, başım sıkıştı diye mi saldırıyorsunuz?”
Trump yapıyor diye “kurnaz tilki, siyasi deha, sistemin dışından gelen adam” oluyor.
Aynı refleks bizde yapılsa ?…
Eeee…
Yapılıyor…
Her çiftçiye bedava traktör vaad eden mi dersin?…
Beş senede İstanbul ‘un deprem riskini bitiririm diyen mi?..
Ya da “ suya para mı olur?” diyeni mi ararsınız..
Demek ki mesele kişinin kendisi değil…
Mesele coğrafya, aksan, medya iklimi ve seyircinin alışkanlıkları.
Trump’ın yaptığı her “Kim ben mi?” hareketi, aslında bizim bildiğimiz İmamoğlu taktiğinin Amerikan versiyonu.
Sadece dili İngilizce, jestleri daha havalı, avukatları daha pahalı, tweet’leri büyük harfli ve ALL CAPS.
Ama öz aynı:
Söylediğini inkar etme,
İnkar edemiyorsan “yanlış anlaşıldım” de,
O da tutmazsa “ben öyle bir şey demedim ki zaten” diye sıyrıl.
Ve en trajikomik olanı:
Bu taktik her iki ülkede de işe yarıyor.
Bir tarafta “Make America Great Again” şapkası takıp alkışlanıyor,
Diğer tarafta “Her şey çok güzel olacak” pankartı açıp alkışlanıyor.
Sonuçta aynı numara:
Siyaset sahnesinde en güçlü silah, vicdan değil, hafıza silme refleksi.
Trump tam bir İmamoğlu kopyası değil belki…
Ama İmamoğlu’nun Amerikan versiyonu kesinlikle Trump.
Ve ikisi de gülüyor:
“Ne var yani? Demiş miyim? Kim demiş? Gösterin bakalım.”
Biz bizimkini Zelensky çakması zannederken…
Meğer Trump bizimkinin çakmasıymış….
AZ DA SAĞLIK…
▪ Soğuk havada üşümek tek başına hastalık yapmaz.
▪ Ama burunda “uyur halde” bulunan virüsleri aktive ederek nezleye yakalanmayı kolaylaştırır.
Annelerin “soğukta kalırsan hasta olursun” uyarısı kısmen doğru: Asıl sebep virüslerdir ama soğuk, onlara çalışmak için en uygun zemini hazırlar.
NE DEMİŞ?…
“Köprülerin altından daha çok su akar, dünyanın sonu değil.”
-Süleyman Demirel