Türkiye ekonomisinin kalbi Mart ayında piyasalarda attı. Enflasyon verileri ve Merkez Bankası'nın faiz kararları sonrası, yatırım araçlarının karnesi netleşti. Mart ayı, dolar yatırımcısı için "patinaj", altın yatırımcısı için ise "şahlanış" dönemi oldu.
Altın: Enflasyonun Rakipsiz Galibi
Mart ayı içerisinde ons altının küresel piyasalardaki yükselişi ve yurt içindeki kur hareketliliği, gram altını zirveye taşıdı. Mart ayının başından sonuna kadar gram altın, yatırımcısına enflasyondan arındırılmış %12’lik net bir reel getiri sağlayarak ayın şampiyonu oldu. Jeopolitik risklerin artması, "güvenli liman" algısını perçinledi.
Dolar: Beklentinin Altında Kaldı
Yıllardır en çok tercih edilen limanlardan biri olan dolar, Mart ayında şaşırttı. Kurdaki artış hızı, aylık enflasyon oranının gerisinde kaldığı için dolar yatırımcısı alım gücü bazında %2,4 oranında bir kayıp yaşadı. Analistler, "Dolar artık bir yatırım aracı değil, sadece bir değer koruma denemesi haline geldi" yorumunda birleşiyor.
Borsa ve Mevduat Faizi: Araf Dönemi
Borsa İstanbul (BIST 100), Mart ayında oldukça dalgalı bir seyir izledi. Bazı teknoloji ve enerji hisseleri endeksin üzerinde kazandırsa da, endeks genelinde reel getiri %0,8 seviyesinde kalarak enflasyonla baş başa bir mücadele verdi. Mevduat faizlerinde ise %50 bandının zorlanmasına rağmen, bileşik getiri henüz altının sunduğu o devasa sıçramanın yanına bile yaklaşamadı.
"Altın Çağı Başladı mı?"
Piyasa uzmanları, Mart ayındaki bu tablonun tesadüf olmadığını belirtiyor:
"Nisan ayına girerken altın, hem küresel hem yerel dinamiklerle destekleniyor. Doların baskılanma çabası ve mevduat faizlerinin enflasyon beklentisinin altında kalması, yatırımcıyı fiziksel varlıklara yönlendiriyor. Mart ayı sonuçları gösteriyor ki; sepetinde altın bulundurmayanlar, alım gücünü korumakta zorlanıyor."
Mart ayının gizli mağlubu "nakit para" oldu. Enflasyonun hızı, durağan kalan tüm birikimleri yuttu. Kazananlar ise sadece trendi önceden okuyup güvenli limana demir atanlar oldu.



