YENİKENT DEPREM ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ

Ali AKYÜZ Ali AKYÜZ
Süzgeç

Perşembe günü saat 14.00’de Marmara Denizi’nin sadece 7 kilometre altında meydana gelen 5,8 büyüklüğündeki deprem yüreklerimizi ağzımıza getirdi. Benim gibi ailesinin büyük veya bir bölümü İstanbul’da olan insanlar çok daha fazla heyecanlandı. Doğal olarak hepimiz telefonlara sarıldık. Keşke sarılmaz olaydık. Hiçbir operatörden İstanbul’a ya da başka bir yere ulaşmak mümkün olmadı. İstanbuluma ve İstanbullulara geçmiş olsun, Allah beterinden korusun.

Ülkemizin herhangi bir yerinde deprem olduğu zaman 17 Ağustos 1999 depremini hatırlamamak mümkün değil. 200 binden fazla hanenin yıkıldığı, her nasılsa gece saat 03.02’de olmasına rağmen sadece 17 bin insanın öldüğünün rapor edildiği o depremi yaşayanlar hayatlarının sonuna kadar unutmayacaklar. Hele ki, yakınlarını, sevdiklerini o depremde kaybedenler... Evlerin, sokakların olduğu gibi denize kaydığı o büyük felaketi nasıl unutabilirler.

Bugün hatırladıkça bize veya bizim anlattıklarımızı masal gibi gelen gerçek olayların tazeliği henüz hafızalarımızdaki yerini koruyor.

Büyük bir şaşkınlık, büyük bir panik, büyük bir çöküntü, büyük bir yıkım, büyük bir zavallılık…

Depremde hayatlarını kaybeden, resmi kayıtlara göre 17 bin, benim mantığıma göre 100 binin üzerinde insanımız…

Depremde uzuvlarını kaybeden onbinlerce insanımız.

Depremden günler sonra enkazların altından çıkarılan insanlarımız…

Depremde hayatlarını kaybettiklerini aylar sonra fark ettiğimiz tanınmış insanlarımız…

Trilyonlarca liralık maddi zarar…

Yurtdışından gelen yardımlar ve o zamanki hükümetin bu yardımları maaş ödemelerinde kullanması…

Dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen yardım ekiplerinin aslında bu ülkelerin istihbarat teşkilatlarının elemanları olduğu iddiası…

Depremin “İlahi bir ikaz” olduğunu söyleyenlerin, yazanların, çizenlerin mahkemelerde süründürülmesi…

Türkiye’nin en kısa zamanda binalarını yenilemesi gerektiğini söyleyen yüzlerce açıklama…

Deprem uzmanlarından gelen uyarılar…

Çok şükür ki, önceki gün yaşanan deprem, 17 Ağustos depremi kadar büyük değildi, can kayıplarımız olmadı, ciddi anlamda, bir-iki can korkusuyla yüksekten atlamalar sonucu meydana gelen kırıklar dışında, yaralanmalar olmadı.

Ve tabii ki, Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Ahmet Mete Işıkara’nın inanılmaz derecede popüler olması… Kanaldan kanala, şehirden şehre dolaştırılması… Bunun yanında o zamana kadar adını hiç duymadığımız deprem uzmanlarının uyarıları…

Ahmet Mete Işıkara deyince, bizim İbrahim Yüksel Işıkara’yı da anmadan geçmek olmaz. O zamanlar şöyle bir unvan takmıştım O’na: Yenikent Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü İbrahim Yüksel Işıkara. Depremden çok korkan İbrahim gün olmazdı ki, depremden bahsetmesin. “Şöyle deprem olacak, böyle deprem olacak…” şeklindeki sözlerine takılırdık her söylediğinde. Hatta o günlerde bir yazı yazmıştım. Kendime 14’lük I demirlerinden bir karyola yaptırarak depreme karşı tedbir aldığımı anlatan. Gerçekten inanmıştı, hatta maliyetini sormuştu, bir tane de kendi evine yaptırmak için.

Kulakları çınlasın… İstanbul’a, İstanbullulara ve depremi hisseden tüm illerimize, tüm insanlarımıza bir kez daha geçmiş olsun. Allah beterinden korudu, her zaman da korusun inşallah.

EN SON EKLENEN HABERLER

KTO Karatay Üniversitesi 2 öğretim üyesi alımı yapacak.

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi 45 öğretim üyesi alımı yapacak.

Kırklareli Üniversitesi 26 öğretim üyesi alımı yapacak

Eskişehir Sanayi Odası, “Avrupa Yeşil Mutabakatı (Green Deal)” konusunda önemli bir adım attı. “ESO Sürdürülebil...

Ruhsatsız iş yerlerinde korona virüs tedbirlerini hiçe sayarak kumar oynayan 144 kişiye idari para cezası uygulandı.

Tarım arazilerinde gerçekleştirdiği çalışmalar neticesinde 910 dekarlık alanda tarım faaliyetlerine başlayan Odunpazarı Belediyesi, sını...

Yukarı Çık