Boyun, koltuk altı veya kasık bölgesinde küçülmeyen lenf bezi şişlikleri, nedeni açıklanamayan ateş, gece terlemesi ve ani kilo kaybı lenfoma hastalığının habercisi olabiliyor. Her yaş grubunda görülebilen ve 70’ten fazla alt tipi bulunan lenfomada, erken değerlendirme ve doğru alt tip tanısı uygun tedavi planlamasında kritik bir rol oynuyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Hematoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Hakan İsmail Sarı, "15 Eylül Dünya Lenfoma Farkındalık Günü" dolayısıyla hastalığın belirtileri ve modern tedavi yaklaşımları hakkında önemli bilgiler paylaştı.
Genç Yaş Riskleri ve Kesin Tanı Süreci
Lenfomanın yalnızca ileri yaşlarda ortaya çıktığı algısının yanlış olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Hakan İsmail Sarı, özellikle Hodgkin lenfomanın en sık 20-39 yaş aralığında görüldüğünü ifade etti. Enfeksiyonlara bağlı büyüyen lenf bezlerinin genellikle birkaç hafta içinde küçüldüğünü aktaran Sarı, küçülmeyen, giderek büyüyen veya ağrısız olan şişliklerin mutlaka uzman değerlendirmesinden geçmesi gerektiğini belirtti. Kan tahlillerinin normal çıkmasının lenfoma ihtimalini tamamen ortadan kaldırmadığını hatırlatan Sarı, kesin tanı ve alt tip tespiti için şüpheli lenf bezinden biyopsi yapılmasının zorunlu olduğunu vurguladı.
Lenfomanı İşaret Edebilecek 11 Temel Belirti
Hastalığın her zaman ilk etapta belirti vermeyebileceğine, ancak bazı bulguların uzun sürmesi halinde dikkatli olunması gerektiğine işaret edildi. Lenfoma varlığında öne çıkabilecek 11 ana belirti şu şekilde sıralandı:
-
Boyun, koltuk altı veya kasık bölgesinde oluşan ağrısız lenf bezi şişlikleri
-
Haftalar geçmesine rağmen küçülmeyen veya sürekli büyüyen lenf bezleri
-
Nedeni tespit edilemeyen ve uzun süre devam eden yüksek ateş
-
Gece kıyafet ya da çarşaf değiştirmeyi gerektirecek düzeyde yoğun gece terlemeleri
-
Diyet veya yaşam tarzı değişikliği olmaksızın yaşanan açıklanamayan kilo kaybı
-
Uzun süren öksürük, göğüs bölgesinde baskı hissi veya nefes darlığı
-
Karın bölgesinde şişlik, dolgunluk ve erken doyma hissi
-
Belirgin düzeyde yaşanan, açıklanamayan kronik halsizlik ve yorgunluk
-
Vücutta kolay morarma gelişimi veya tekrarlayan kanamalar
-
Cilt genelinde görülen, nedeni açıklanamayan yaygın kaşıntılar
-
Cilt yüzeyinde oluşan kızarıklık, döküntü ve lezyon yapıları
Tedavi Yaklaşımları ve İzle-Bekle Stratejisi
Lenfomada evre kavramının diğer kanser türlerinden farklı seyrettiğini ve ileri evre tanının tedavi şansının yitirildiği anlamına gelmediğini belirten Prof. Dr. Sarı, yavaş seyirli bazı türlerde hastanın şikayeti yoksa "izle ve bekle" yaklaşımıyla yalnızca düzenli takip yapılabileceğini aktardı. Tedavi sürecinde kemoimmünoterapi yönteminin yanı sıra hedefe yönelik oral ilaçlar ve CAR-T gibi bağışıklık hücresi odaklı hücresel tedavilerin kullanıldığı ifade edildi. Hekim bilgisi dışında kullanılan bitkisel takviyelerin ilaçlarla etkileşime girebileceği uyarısı yapılırken, en etkili yöntemin geçmeyen belirtiler karşısında zaman kaybetmeden uzmana başvurmak olduğu kaydedildi.
Bağışıklık sisteminin lenfosit hücrelerinden kaynağını alan lenfomalar, "Hodgkin" ve "Hodgkin dışı" olmak üzere iki temel grupta değerlendiriliyor. Bu ana grupların altında birbirinden farklı klinik seyir gösteren 70’ten fazla alt tip bulunuyor. Bazı türler son derece hızlı ilerleyerek acil tedavi gerektirirken, bazı türler yıllarca belirti vermeksizin yavaş bir gelişim izleyebiliyor.
Lenfoma tanısında yalnızca hastalığın adını duymak klinik gidişat hakkında yeterli bilgi sunmadığından, doğru alt tipin biyopsi ile saptanması tedavi başarısının anahtarını oluşturuyor. Geç kalmadan yapılan erken değerlendirmeler, kişiselleştirilmiş yeni nesil tedavi seçenekleriyle birleştiğinde hastalığın tamamen iyileşmesini veya uzun yıllar kontrol altında tutulmasını mümkün kılıyor.




