Eskişehirspor’umuz sezon öncesi hazırlıklarını tamamladı ve artık oynayacağı resmi karşılaşmaların tarihinin gelmesini bekliyor. 2 Eylül Salı günü Ankara’da oynayacağımız Sincan Belediyespor karşılaşması bu sezonun ilk resmi maçı. Az çok futbolun içinde olan ve maddi imkanları bilen birisi olarak söyleyebilirim ki Sincan karşılaşması bize maddi anlamda zarar verecek. Çünkü Ankara’ya gitmek, konaklamak, geri gelmek bunlar hep masraf. Maçı kazansak bile oradan gelecek para bunu karşılamayacak. Türkiye Kupası’nda çeyrek finale çıkmadığın sürece hiçbir karşılaşma masrafını karşılamıyor zaten. Bence Türkiye Kupası serüvenini bir kenara bırakıp lige odaklanmak daha doğru olacaktır.
7 Eylül Pazar günü Anadolu Sportif A.Ş. ile oynayacağımız karşılaşma her yazımda da bahsettiğim gibi çok önemli. Çünkü hazırlık karşılaşmalarında istediğimiz sonuçları da alamadık istediğimiz oyunu da göremedik. Teknik Direktör Serdar Göçerler ve oyuncular hazırlık karşılaşmalarındaki sonuçların orada kaldığını bize göstermek zorunda. Bursaspor karşılaşmasını tabi ki bu değerlendirmenin içine almıyorum fakat İnegöl Kafkas ve Bursa Nilüfer bizden daha güçsüz ekipler olmasına rağmen oyun anlamında çok zorlandı. Anadolu Sportif A.Ş. iki takımdan da daha iyi durumda o yüzden bu karşılaşmayı kazanmalıyız ki takımı takip eden taraftarlara bir nevi biz buradayız onlar hazırlık maçıydı imajını verip tribüne taraftar çekebilelim.
Tribüne taraftar çekmek demişken de değinmeden geçemeyeceğim. Kombine sayıları çok çok düşük. Konuştuğum yönetici abilerim hayal kırıklığı yaşadıklarını söylüyorlar. Daha 2000 bile olmayan kombine sayıları açıkçası yönetimi düşündürüyor. Sezon başlayınca satışı da durdurulacak. Geçen sene son haftalarda olduğu gibi kritik maçlarda orada burada bilet aramamak için lütfen kombinenizi alın hem kulübe desteğiniz olsun hem de maç günleri kafanız rahat olsun. Kombine fiyatları da çok yüksek değil ortalama geliri olan herkesin alabileceği bir durumda. Kulübe destek için kombine almak şart.
Bursa Nilüfer maçını tesislerde izledim ve açıkçası ilk 15-20 dakikalık oyunu çok beğendim. Kaan Baysal son vuruşları daha sakin yapabilseydi ilk 20 dakikada 2-0 öne geçmek içten bile değildi fakat olmayınca olmuyor. Burada skordan ziyade başımıza kötü olaylar da geldi. Talha Özler ve takım kaptanımız Ali Fırat Kasap sakatlanarak oyundan çıktı. İkisi de ikili mücadele esnasında rakibin müdahalesi ile sakatlandı. Oyundan çıkarlarken Talha’da çok bir sorun yok gibiydi ama Ali Fırat’ın parmaklarının kırıldığı şüphesi mevcuttu ki karşılaşmadan çıkarken kendisi de “kırıldı galiba” ifadesini kullanmıştı. Ertesi gün konuştuğumuz yetkililer kırık olmadığını sadece ezilme meydana geldiğini söylediler. Sezonun başlamasına az bir süre kalmışken Talha ve Ali Fırat gibi iki oyuncumuzu kaybetmek bizi ağır yaralardı.
Bir parantez de Ozan İsmail Cörüt’e açmak istiyorum. Genç yaşına rağmen sanki yılların tecrübesi varmış gibi adeta takımın beyniymiş gibi sahada yer aldı. Basmadık yer bırakmadı ve mücadele etti. Herkes son dakikada penaltı kaçırdı, golü atamadı gibi baksa da ben başka pencereden bakıyorum. Karşılaşma 0-0, dakika 90, 19 yaşındasın, penaltıda topun başına geçiyorsun. Büyük sorumluluk örneği, sağlam bir mantaliteye sahip olduğunu gösterdi. Penaltıyı kaçırdı dönen topu da tamamlayamadı ama olsun bu olay bence Ozan İsmail’e zarardan çok fayda sağlar çünkü benim o gün sahada gördüğüm Cörüt bu olaydan olumlu yönde etkilenir.
Vira Bismillah diyerek sezonu açıyoruz. Unutmayın yenilenler değil vazgeçenler kaybeder.