Ülke genelinde olduğu gibi Eskişehir’de de pandemi dönemi tedbirlerinden olan maske kullanımının azalması ve soğuk havalar sebebi ile kapalı alanlarda daha fazla vakit geçirilmesi grip gibi bulaşıcı hastalıkları arttırırken, işleri artmaya başlayan aktarlar, bu sebeple işleri artsa bile bu durumu eleştiriyor.

Nuh Naci Yazgan Üniversitesi Öğretim Üyesi alıyor Nuh Naci Yazgan Üniversitesi Öğretim Üyesi alıyor

Özellikle son zamanlarda daha da fazla artan salgın hastalıklar vatandaşlarda endişe oluşturuyor. İnsanların maske takmamasının, hastalıkların bulaşıcı etkisinin artmasına sebep olduğu düşünülüyor. Hasta olan vatandaşlar çareyi aktar dükkânlarında arıyor. Bulaşıcı hastalıkların artmasıyla beraber aktar dükkânlarının işlerinde artış görüldüğü ifade edildi.

Eskişehir’de 30 yıldır aktar dükkânı işleten Koray Özkılıç, hastalıkların işlerde artışa sebep olduğunu, ancak toplum açısından endişe verici olduğunu ifade etti. Kalabalık yerlerde maske zorunluluğunun tekrardan gelmesi gerektiğini düşünen Özkılıç, “İnsanlar sıkıldıklarından dolayı özgürlüklerine kavuşmak için maskeyi bıraktılar. Aslına bakarsanız bizim açımızdan güzel oldu, işler arttı. Ama toplum açısından baktığımız zaman çok yanlış oldu. Bugün kalabalık ortamlarda Covid hastalığının tüm varyantları kol geziyor, çok da güzel insanları hasta ediyor. İşinden ediyor, okulundan ediyor hatta yeri geliyor yatağından ediyor. Kalabalık yerlerde acil olarak maskenin tekrar gelmesi gerekiyor. Temizmiş gibi yapıyoruz, suya sabuna dokunmuyoruz ve ister istemez bu hastalığın dağılmasına sebebiyet veriyoruz. Bu hastalıkları engellemenin yolu maske takmak geçiyor. Cuma namazına gidiyorsun, omuz omuza saf tutacaksın yoksa araya şeytan girer diyorlar. Bu kafayla gittiğimiz sürece hastalıkları engellememiz çok zor” dedi.

"Hastalıkları maskeyle engellemek varken niye inat edip takmıyoruz"
Vatandaşların genel olarak grip, nezle ve soğuk algınlığı gibi rahatsızlıklara çare bulmak için aktar dükkânlarına geldiğini belirten Özkılıç, hastalıkların insanları okulundan ve işinden geri bıraktığını söyledi. Bir aktar olarak değil, vatandaş olarak endişe ettiğini ifade eden Özkılıç şunları söyledi;
“Çocukları okula gönderiyoruz, ama onlara maske vermiyoruz. Bu öğrenciler sınıf içerisinde aynı havayı teneffüs etikleri için birinin grip olması demek hepsinin grip olması demektir. Bu şekilde sağlıklı bir ders yapma imkânının olmadığını anlamamız lazım. Tıbba güvenmeliyiz ve doğru olan şeyleri yapmalıyız. Öte türlü bu hastalığın toplum içerisinde yayılmasını engelleyemeyiz. Hasta olmasına rağmen tedbir almayan vatandaşlar ise hiçbir suçu günahı olmayan insanları işinden gücünden ediyor. Bunları aktar olduğum için söylemiyorum, bir vatandaş olarak tepki gösteriyorum. Hastalıkların artması bizim işlerimizi de etkiliyor. Okula giden çocuk hasta olduğu zaman ailesi bizden ürün alıp çocuğunu iyileştirmeye çalışıyor. Zaten şu anda bildiğim kadarıyla özel hastanelerden tutun devlet hastanelerine kadar tüm hastanelerde sıra var. Sebebi grip, nezle ve soğuk algınlığı gibi rahatsızlıklar. Buna bağlı olarak işten ve okuldan geri kalma durumu oluşuyor. Hastalıkları maskeyle engellemek varken niye inat edip takmıyoruz."

"Eskiden olduğu gibi doğal beslenmeye acilen geri dönmemiz lazım"
Vücut direncini arttıran ürünlere değinen Özkılıç, vatandaşların doğal ürün tüketimine dikkat etmesi gerektiğini vurguladı. İnsanların hormonlu gıdalardan uzak durmasını öneren Özkılıç, “Normalde hastalıkların artması benim işime gelir ama ben bir vatandaş olarak toplum sağlığına değer vermeliyim. Para kazanacağım diye bencil olup ‘aman kimse maske takmasın benim de işime gelir’ demenin bir mantığı yok. Vücut direncini, savunmasını ve antioksidan özelliğini yüksek tutarsak kaptığımız hastalıkları da hafif atlatarak geçiririz. Udi hindi macunu, çam kozalağı macunu, çam kozalağı suyu, zencefil, zerdeçal, havlıcan, tarçın, karanfil, dut şurubu, dut pekmezi, üzüm pekmezi ve hurma gibi ürünleri çok satıyoruz. Tabii doğal ürünlerin kullanılması, kimyasallardan kaçınılması lazım. Saydığım ürünler vücut direncini arttıran ürünlerdir. Eskiden olduğu gibi doğal beslenmeye acilen geri dönmemiz lazım. Kışın ortasında yaz meyvelerini tükettiğimiz sürece, seralardaki hormonlu gıdaları yediğimiz sürece sağlığımız daha da çok bozulur. Hasta olan vücut hastalanır, sağlıklı olan vücut hastalanmaz” ifadelerini kullandı.