Şimdi Söz Belgelerde…

Eskişehir siyasetinde geçtiğimiz haftanın en çok konuşulan başlıklarından biri, 23 Eylül tarihinde moderatörlüğünü yaptığım “Gündem Özel” programında yaşandı.

Programa konuk olan CHP Eskişehir İl Başkanı Volkan Enver Kılıç’ın, YENİ Parti Seyitgazi Kurucu İlçe Başkanı Selma Sara hakkında gündeme getirdiği iddialar, programın ardından Eskişehir kamuoyunda geniş yankı buldu.

Kılıç, Sara’nın CHP Seyitgazi İlçe Başkanlığı döneminde belediye meclis üyeliği adaylığı için toplanan bazı paraların, parti hesabı yerine oğlunun şahsi banka hesabına gönderilmesini istediğini ileri sürdü. Kılıç, bu iddiasına ilişkin banka dekontları ve yazışmalar bulunduğunu belirterek konuyu yargıya taşıyacağını da ifade etti.

Burada çok önemli bir ayrım yapmak gerekiyor:

Ortada şu aşamada bir iddia var.

Bir de bu iddiaya karşı verilmiş bir cevap…

Dolayısıyla gazetecilik açısından yapılması gereken, ne iddiayı peşinen doğru kabul etmek ne de karşı açıklamayı peşinen yeterli görmektir.

Asıl mesele, belgelerin ve varsa resmi kayıtların ortaya konulmasıdır.

SİYASETTE PARA İDDİASI KÜÇÜMSENECEK BİR KONU DEĞİL

Siyasette adaylık süreçleri, seçim çalışmaları ve teşkilat faaliyetleri sırasında yapılan mali işlemler, kamuoyunun doğal olarak merak ettiği konuların başında gelir.

Hele ki söz konusu para hareketlerinin bir siyasi partinin adına toplandığı iddia ediliyorsa, sorular daha da önem kazanır.

Para nereden toplandı?

Kimlerden alındı?

Hangi amaçla alındı?

Hangi hesaba yatırıldı?

Kim tarafından harcandı?

Partinin resmi kayıtlarında bu paralar yer aldı mı?

Ve en önemlisi…

Bu işlemlerin tamamının belgesi var mı?

Bunlar cevaplanması gereken sorulardır.

SELMA SARA’DAN YANIT GELDİ

İddiaların kamuoyuna yansımasının ardından YENİ Parti Seyitgazi Kurucu İlçe Başkanı Selma Sara da açıklama yaptı.

Sara, kendisine yönelik söylemleri kabul etmediğini belirterek, seçim döneminde çalışmalar için maddi ve manevi destek alındığını, yapılan harcamaların nerelere ve hangi amaçlarla gerçekleştirildiğinin belli olduğunu savundu.

Sara ayrıca, hukuka aykırı olduğu ileri sürülen bir işlem varsa bunun yetkili merciler tarafından incelenmesi gerektiğini belirterek, seçim dönemindeki çalışmaların ve harcamaların gerekli görülmesi halinde ilgili makamlarca incelenebileceğini söyledi.

Yani…

Bir tarafta ciddi bir iddia var, diğer tarafta bu iddiaya karşı ciddi bir itiraz var.

Şimdi Eskişehir kamuoyunun beklentisi çok açık:

Gerçek neyse ortaya çıksın.

ARTIK TARTIŞMANIN YERİ, BELGELER OLMALI

Siyasetçiler birbirlerini suçlayabilir.

Açıklamalar yapılabilir.

Basın toplantıları düzenlenebilir.

Sosyal medya üzerinden karşılıklı cevaplar verilebilir.

Ancak işin içinde para iddiası varsa, tartışmanın bir noktadan sonra siyasi polemik olmaktan çıkıp belge ve hukuk zeminine taşınması gerekir.

Çünkü kamuoyu dedikodu değil, gerçek istiyor.

Eğer Kılıç'ın ifade ettiği belgeler gerçekten mevcutsa, bunların yetkili mercilere sunulması ve gerekli incelemenin yapılması en doğru yol olacaktır.

Eğer iddiaların gerçeği yansıtmadığı düşünülüyorsa, Selma Sara'nın da ifade ettiği gibi konu resmi merciler önünde açıklığa kavuşturulabilir.

Böylece herkes için en sağlıklı sonuç ortaya çıkar.

BU TARTIŞMA SADECE İKİ KİŞİ ARASINDA DEĞİL

Aslında mesele yalnızca Volkan Enver Kılıç ile Selma Sara arasındaki bir siyasi tartışmadan ibaret görülmemeli.

Çünkü konu, siyasi partilerin teşkilatlarında mali şeffaflık ve hesap verebilirlik meselesini de gündeme getiriyor.

Bir siyasi partinin adı kullanılarak para toplanıyorsa bunun yöntemi, kaydı, hesabı ve harcaması açık olmalıdır.

Bu yalnızca CHP için değil…

YENİ Parti için de…

AK Parti için de…

MHP için de…

İYİ Parti için de…

Kısacası bütün siyasi partiler için geçerli olması gereken bir anlayıştır.

ESKİŞEHİR'İN BEKLENTİSİ: ŞEFFAFLIK

Eskişehir siyasetinde son dönemde ciddi bir hareketlilik yaşanıyor.

Partiler arasında geçişler, yeni yapılanmalar, eski dostlukların ve siyasi ilişkilerin değişmesi derken, siyasi rekabet de giderek sertleşiyor.

Tam da böyle bir ortamda kamuoyunun ihtiyacı olan şey, daha fazla polemik değil; daha fazla şeffaflık.

Benim moderatörlüğünü yaptığım “Gündem Özel” programında gündeme gelen bu konu da aslında bunun bir örneği.

Programda söylenenler artık sadece programda kalmış değil.

Kamuoyuna taşındı.

Karşı açıklama geldi.

Şimdi sıra varsa belgelerde…

Varsa resmi başvurularda…

Varsa hukuki süreçte…

SON SÖZÜ KAMUOYU DEĞİL, HUKUK ve YARGI SÖYLEMELİ

Bu olayın sonunda kimin haklı olduğuna gazeteci olarak karar vermek bizim görevimiz değil.

Bizim görevimiz soruları sormak, tarafların açıklamalarını kamuoyuna aktarmak ve gerçeğin ortaya çıkmasına katkı sağlamaktır.

Bu nedenle benim açımdan mesele çok net:

Hukuka aykırılık varsa yetkili makamlar incelemeli.

Ve sonuç neyse kamuoyuna açıkça anlatılmalı.

Eskişehir halkı artık siyasi polemiklerin ötesinde, açık, şeffaf ve belgeli bir cevap bekliyor.

Çünkü siyasette güvenin temeli yalnızca söz değil;

Hesap Verebilirliktir...