Enfeksiyon hastalıklarının yayılmasını önlemede en basit ve etkili yöntem olan el hijyeni, sınır aşılıp takıntı haline getirildiğinde cilt sağlığını tehdit ediyor. 5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, doğru zamanda ve doğru teknikle yıkanmayan ya da aşırı yıkama nedeniyle bariyeri bozulan ellerin enfeksiyonlara karşı savunmasız kaldığını vurguladı.
Yetersiz El Hijyeni Çocuk Ölümlerini Tetikliyor
Dünya genelinde temiz olmayan su ve gıda kaynaklarının yanı sıra yetersiz hijyen koşulları, özellikle çocuklar arasındaki ölümlerin en önemli nedenleri arasında yer alıyor. Çevreyle en aktif temas eden organ olan eller; grip, soğuk algınlığı, zatürre, ishal ve Hepatit A gibi halk sağlığını tehdit eden pek çok patojenin ağız, burun ve göz yoluyla vücuda taşınmasında ana köprü görevi üstleniyor. Bu doğrultuda el hijyeni, enfeksiyon zincirini kırmanın en ucuz ve en etkili yöntemi olarak kabul ediliyor.
Aşırı Yıkama Mikroplara Karşı Açık Kapı Oluşturuyor
Gün içinde el yıkama sıklığının belirli bir sayıdan ziyade ihtiyaca dayalı olması gerekiyor. Görünür bir kirlenme, riskli temas, tuvalet sonrası veya yemek öncesi gibi durumlar dışındaki takıntılı yıkamalar cilde zarar vermeye başlıyor. Dr. Dilek Leyla Mamçu, çok sık el yıkama ve kolonya kullanımıyla ciltteki doğal yağ tabakasının yok olduğunu ifade ediyor. Kuruyan ve gerilen ciltte mikro çatlaklar ile egzamanın oluştuğunu belirten Mamçu, bütünlüğü bozulan bir derinin mikroplara karşı koruyucu kalkan özelliğini yitirerek enfeksiyon riskini artırdığını söylüyor.
Doğru El Hijyeni En Az 20 Saniye Sürmeli
Yeterli bir el hijyeni; doğru zamanda, tüm yüzeyleri kapsayacak şekilde en az 20 saniye süresince sabunla veya sabun bulunmayan alanlarda alkol bazlı dezenfektanlarla yapılan temizlik olarak tanımlanıyor. Toplumda sıkça yapılan elleri sadece 3-5 saniye suyun altına tutup çekme alışkanlığının bir temizlik sağlamadığı aktarılıyor. Ayrıca elleri dezenfekte etmek amacıyla çok sıcak su kullanmanın mikropları öldürmediği, aksine cildin tahriş olmasına yol açtığı belirtiliyor.
Ellerin yıkanması kadar yıkama sonrasındaki işlemler de bulaş riskini doğrudan etkiliyor. Islak ve nemli kalmış eller, mikropları kuru ellere kıyasla çok daha kolay ve hızlı yayabiliyor. Bu nedenle yıkama işleminin ardından ellerin iyice kurulanmaması toplumda en sık yapılan hatalar arasında gösteriliyor. Uzmanlar, el temizliğinin anlık rahatlama sağlayan psikolojik bir ritüele dönüşerek temizlik hastalığını beraberinde getirmemesi adına belirli kurallarla sınırlandırılması gerektiğine dikkat çekiyor.
Sağlıklı bir el hijyeni rutini için her an değil, sadece riskli temasların ardından ellerin yıkanması gerekiyor. Yıkama işleminin akabinde nemlendirici kullanarak cilt bariyerini korumak, yıkama esnasında ise parmak araları ile tırnak diplerini ihmal etmemek hayati önem taşıyor. Yemek hazırlığı öncesi ve sonrası, tuvalet kullanımı, hapşırma ve öksürme sonrasıyla dışarıdan eve girildiğinde elleri kurutmadan doğru teknikle temizlemek hastalıklardan korunmanın temel formülünü oluşturuyor.





