Tüm dünyada hızla yayılan ve "sessiz salgın" olarak nitelendirilen diyabet, Türkiye'de yaklaşık 9,6 milyon yetişkini etkilerken ülkemiz Avrupa'da ilk sırada yer alıyor. Hastalığın sinsi ilerlemesi nedeniyle pek çok kişinin durumundan haberdar olmadığını belirten uzmanlar; doğru beslenme, hareketli yaşam ve düzenli kontrollerle Tip 2 diyabetin büyük ölçüde önlenebileceğini vurguluyor.
Kilo Kontrolü ve Bel Çevresi Takibi Yapılmalı
Acıbadem Altunizade Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Adnan Batman, karın çevresinde biriken yağların metabolik rahatsızlıklar açısından büyük risk taşıdığını belirtti. Bel çevresinin erkeklerde 102, kadınlarda ise 88 santimetreyi aşmasının insülin direnci ve diyabet işareti olduğunu ifade eden Batman, vücut ağırlığının yüzde 5 ila 10'unu vermenin riskli gruptakilerde diyabet gelişme olasılığını yüzde 58'e varan oranda azaltabildiğini aktardı. Şok diyetler yerine sürdürülebilir beslenme düzeninin benimsenmesi gerektiği vurgulandı.
Sivil Sıvı Tüketimi ve Beslenme Alışkanlıkları Değişmeli
Şekerli ve gazlı içeceklerin kan şekerini hızla yükselterek pankreası yorduğunu kaydeden Doç. Dr. Adnan Batman, günde tek bir kutu şekerli içecek tüketiminin dahi Tip 2 diyabet riskini artırdığını bildirdi. Beyaz ekmek ve pirinç gibi rafine karbonhidratlar yerine tam tahılların tercih edilmesini öneren uzman; tatlı ihtiyacının meyvelerden karşılanması gerektiğini, içecek olarak ise su, sade maden suyu, ayran ve şekersiz çayın seçilmesinin önemine dikkat çekti.
Fiziksel Aktivite ve Tempolu Yürüyüş İhmal Edilmemeli
Kasların şekeri tüketen en büyük mekanizma olduğuna işaret eden Batman, haftada en az 150 dakika tempolu yürüyüş yapılmasını tavsiye etti. Günlük yaşamda asansör yerine merdiven kullanmak ve araçtan bir durak önce inmek gibi küçük değişikliklerin faydalı olacağını belirten Doç. Dr. Adnan Batman, masa başı çalışanların her 30-45 dakikada bir ayağa kalkarak birkaç dakika hareket etmesi gerektiğini, uzun süre kesintisiz oturmanın tek başına bir risk faktörü sayıldığını dile getirdi.
Akdeniz Tipi Beslenme Düzeni Benimsenmeli
Beslenme tabağının yarısının sebze ve salatadan, dörtte birinin protein kaynaklarından, kalan kısmının ise tam tahıllardan oluşturulmasının dengeli bir dağılım sağladığı ifade edildi. Haftada en az iki gün balık tüketilmesini, zeytinyağı, lifli gıdalar ve her gün bir avuç çiğ kuruyemişe yer verilmesini öneren Batman; işlenmiş etlerin ve paketli atıştırmalıkların sınırlandırılmasının hem kan şekerini hem de tansiyon ile kolesterolü dengeleyeceğini ekledi.
Uyku Düzeni Sağlanmalı ve Stres Yönetilmeli
Günde 6 saatten az uyuyan bireylerde insülin direnci riskinin yükseldiğini belirten Doç. Dr. Adnan Batman, uykusuzluğun stres hormonu kortizolü artırarak gece atıştırmalarına yol açtığını kaydetti. Günde 7-8 saatlik kaliteli uykunun ve gece 11'den önce yatmanın önemine değinen Batman; yürüyüş, nefes egzersizleri ve hobilerle stresin yönetilmesi gerektiğini, geç saatlere kadar ekran karşısında kalmanın uykuyu ve kan şekerini olumsuz etkilediğini vurguladı.
Tütün Kullanımı Bırakılmalı ve Düzenli Kontrol Yapılmalı
Sigara kullananlarda Tip 2 diyabet riskinin kullanmayanlara göre yüzde 30-40 daha fazla olduğu ve sigaranın karın bölgesinde yağlanmaya yol açtığı aktarıldı. Erken tanının önemine değinen Batman, 35-40 yaşından itibaren herkesin yılda bir kez kontrol yaptırması gerektiğini bildirdi. Ailesinde diyabet öyküsü olanların, kilolu bireylerin ve gebelik şekeri geçirenlerin açlık kan şekeri ile HbA1c değerlerini düzenli ölçtürmelerinin hayati önem taşıdığı ifade edildi.
Uluslararası Diyabet Federasyonu verilerine göre dünya genelinde 589 milyon yetişkin diyabetle yaşamını sürdürüyor. Türkiye'de ise 9,6 milyon yetişkin diyabet hastası bulunurken, bu sayının 12 milyona yaklaştığı tahmin ediliyor. Ülkemizde her iki diyabet hastasından birinin durumundan haberdar olmaması ve sinsi ilerleyen belirtiler nedeniyle teşhisin gecikmesi, prediyabet (gizli şeker) ve insülin direnci taşıyan milyonlarca kişi için erken önlem almayı ve yaşam tarzı değişikliklerini zorunlu kılıyor.
Diyabet, genetik yatkınlığın yanı sıra yaşam tarzı faktörleriyle doğrudan ilişkili ve büyük oranda önlenebilir bir hastalıktır. Doğru beslenme, kilo kontrolü, düzenli fiziksel aktivite, kaliteli uyku ve yıllık sağlık taramaları sayesinde sadece diyabetten değil; kalp-damar hastalıkları ve hipertansiyondan da korunmak mümkündür. Bireylerin kan şekeri değerlerini öğrenerek düzenli kontrollere katılması, toplum sağlığının korunmasında en temel adımdır.





