Ramazan ayı, Eskişehir’e her yıl başka bir huzur getiriyor. Sokakların telaşı azalıyor, akşam ezanına doğru şehir yavaşlıyor. Gün boyu tutulan orucun ardından kurulan sofralar ise yalnızca birer yemek masası değil; paylaşmanın, dayanışmanın ve aynı duaya “amin” demenin adı oluyor.

Bu yıl da Eskişehir’de Ramazan ruhu farklı noktalarda, farklı anlayışlarla ama aynı niyetle yaşatılıyor. Şehrin merkezinde, kırsalında, mahalle aralarında kurulan her iftar sofrası aslında tek bir şeyi hatırlatıyor: Bu şehir birlikte güzel.

AK Parti Eskişehir İl Başkanlığı’nın “Soframız Seninle Eskişehir” sloganıyla başlattığı program bu anlamda dikkat çekici. Dede Korkut Parkı’nda kurulan iftar çadırında her akşam yaklaşık bin 900 vatandaşın aynı sofrada buluşması hedefleniyor. İl Başkanı Gürhan Albayrak’ın daveti açık: “Aynı ekmeği bölüşelim, aynı duaya ortak olalım.” Ramazan’ın birlik ve beraberlik ayı olduğuna yapılan vurgu, aslında siyasetin ötesinde bir çağrı. Çünkü iftar sofrasında yan yana oturan insanların kimliğine değil, niyetine bakılır.

Öte yandan Eskişehir Büyükşehir Belediyesi de Ramazan geleneğini kırsal ilçelere taşıyor. 12 ilçede kurulacak iftar sofralarıyla Seyitgazi’den Mihalıççık’a kadar geniş bir coğrafyada aynı bereket paylaşılacak. Cumhuriyet meydanlarında, kapalı pazar yerlerinde, düğün salonlarında kurulacak sofralar; Ramazan’ın sadece merkezde değil, en ücra noktada da hissedilmesini sağlayacak. Bu yaklaşım önemli. Çünkü dayanışma yalnızca şehir merkezinde kalırsa eksik kalır. Asıl olan, o ruhu her mahalleye, her ilçeye ulaştırabilmek.

Odunpazarı Belediyesi’nin programı ise mahalle mahalle örülen bir dayanışma ağına dönüşmüş durumda. Büyükdere Mahallesi’ndeki sabit iftar çadırından Sultandere’ye, Gündoğdu’dan Emek’e kadar farklı noktalarda kurulacak sofralar; sosyal belediyeciliğin somut bir yansıması. Aşevi’nde hazırlanan yemeklerin vatandaşlara ulaştırılması, Ramazan’ın sadece sembolik değil, gerçek bir destek mekanizmasına dönüştüğünü gösteriyor. İhtiyaç sahipleri, öğrenciler, emekliler… Aynı masada buluşan herkes, aslında bu şehrin eşit ve onurlu bir parçası olduğunu hissediyor.

Burada altını çizmek istediğim bir nokta var. Ramazan organizasyonları elbette belediyelerin ve siyasi partilerin sorumluluğunda yürütülüyor. Ancak iftar sofralarının ruhu siyasetin üstündedir. O sofralarda parti rozeti değil, ekmek bölüşülür. O masalarda oy hesabı değil, gönül hesabı yapılır.

Eskişehir’in en büyük gücü de tam burada ortaya çıkıyor. Farklı görüşlere sahip insanlar aynı şehirde huzur içinde yaşayabiliyorsa, aynı sofrada yan yana oturabiliyorsa, bu ciddi bir kazanımdır. Ramazan ayı bu kazanımı görünür kılıyor.

Bir başka önemli nokta ise gençler. Üniversite şehri olan Eskişehir’de özellikle öğrenciler için bu sofralar ayrı bir anlam taşıyor. Ailesinden uzakta, sınırlı bütçeyle yaşamaya çalışan bir öğrenci için kurulan her iftar masası yalnızca bir yemek değil; “yalnız değilsin” mesajıdır. Bu mesajın karşılığı ise para ile ölçülmez.

Ramazan aynı zamanda sabrı öğretir. Paylaşmayı öğretir. Empatiyi öğretir. Gün boyu aç kalmak, sadece fiziksel bir deneyim değildir; başkasının halini anlamaya açılan bir kapıdır. İşte bu yüzden iftar sofraları sadece karın doyurmaz, kalp de doyurur.

Bu yıl Eskişehir’in dört bir yanında kurulan sofralara baktığımda şunu görüyorum: Bu şehir Ramazan’ı sadece takvimde yaşamıyor, sahada yaşıyor. Parkta, meydanda, pazar yerinde, mahallede… Her yerde aynı niyet var: Birlikte olmak.

Elbette eksikler olabilir. Daha fazlası yapılabilir. Ancak niyet doğruysa, adım atılmışsa, o adım kıymetlidir. Çünkü dayanışma kültürü bir günde oluşmaz; yıllar içinde büyür.

Ramazan ayı boyunca kurulan her sofranın, edilen her duanın, uzatılan her yardım elinin Eskişehir’in toplumsal dokusunu biraz daha güçlendirdiğine inanıyorum. Bu şehir, farklılıklarıyla zengin. Ama asıl zenginliği, aynı sofrada buluşabilme becerisinde.

Belki de Ramazan’ın bize en büyük hatırlatması şu: Aynı şehirde yaşıyorsak, aynı kaderi de paylaşıyoruz. O halde aynı sofrada buluşmak, aynı duaya “amin” demek neden zor olsun?

Eskişehir’de kurulan her iftar sofrası, bu soruya verilmiş en güzel cevap.