Uluslararası ilişkilerin dili artık diplomasi değil, çıplak güç. Hukukun yerini “işine geldiği gibi davranma hakkı”, teamüllerin yerini “önce ben” anlayışı aldı.
Dünya giderek başıboş bir vahşi doğaya benziyor — fakat bu kez ormanda aslanlar değil, devletler birbirini avlıyor.
Bir zamanlar Birleşmiş Milletler’in, uluslararası hukuk mahkemelerinin, NATO’nun veya bölgesel örgütlerin “denge” sağladığı bir sistem vardı.
Şimdi o denge, sadece silah üstünlüğüyle kuruluyor.
Devletlerin elindeki meşruiyet artık ne seçimden, ne de hukuktan geliyor; çıkarın gücünden geliyor.
Maduro’nun Venezuela’sı: Devletin Çöküşle İmtihanı…
Venezuela’da Maduro rejimi, yıllardır bağımsızlık çabası ile halkını yoksulluğun ve yolsuzluğun pençesine mahkûm etti.
Fakat uluslararası sistemin umurunda mı?
Değil…
Çünkü dünya artık demokrasi veya insan haklarıyla değil, petrolün yönüyle ilgileniyor.
Bir zamanlar “diktatör” ilan edilen Maduro, Rusya ve Çin’le el sıkışınca bir anda Batı’nın radarından düştü.
Bu, “ahlak” değil, “enerji dengesi” çağının kanıtı.
Netanyahu: Savaşın Meşruiyeti Kime Gerek?…
Gazze’de binlerce sivil katledilirken, İsrail’in Başbakanı Netanyahu, uluslararası hukuku sadece bir dekor olarak kullanıyor.
Birleşmiş Milletler kararları kâğıt üstünde kalıyor, Lahey’deki mahkemeler sadece “tavsiye” dağıtıyor.
Dünyanın güçlüleri suskun, çünkü suskunluk artık tarafsızlık değil, suç ortaklığı.
Bu tablo, 21. yüzyılın “vahşi dünya düzeninde” ahlaki pusulanın iflasını temsil ediyor.
Trump: Kurumsuzluk Çağının Öncüsü…
Donald Trump’ın yeniden sahneye çıkması, sadece Amerikan siyasetinin değil, küresel anarşinin sembolü.
Trump, “diplomasiyi tweet’le” yönetmenin mümkün olduğunu kanıtladı.
Kuralları yıktı, kurumları itibarsızlaştırdı, siyaseti bir şova dönüştürdü.
Onun açtığı yol, sadece ABD’yi değil, tüm dünyayı etkiledi: Artık her lider, “ben yaptım oldu” diyebiliyor.
Yeni Dünya: Hukuksuz, Hesapsız, Vicdansız…
Maduro’nun kaçırılması, Netanyahu’nun cezasızlığı, Trump’ın dönüşü…
Hepsi aynı sistemin ürünü:
Kuralların olmadığı, gücün tek meşruiyet sayıldığı bir başıboş dünya.
Uluslararası hukuk, savaş suçları, demokrasi söylemleri — hepsi, küresel vitrinde yer alan boş kavramlara dönüştü.
Birleşmiş Milletler artık bir “seyirci kulübü”, uluslararası kurumlar ise devasa bir bürokratik tiyatro sahnesi.
Ve biz bu kaosun ortasında, adalet duygusunu kaybeden bir uygarlığın tanıklarıyız.
Savaşlar daha kanlı, krizler daha kalıcı, liderler daha hoyrat.
Dünya artık kuralsız değil, kuralsızlığın kural olduğu bir yer.
Sonuç: Medeniyetin Kırılma Anı…
Bugün insanlık, teknolojide zirveye çıkarken, ahlakta çöküyor.
Bu çağın adı belki de şu olmalı: Başıboş Vahşi Dünya…
Çünkü ne hukuk işliyor, ne diplomasi — sadece çıkarın sesi yankılanıyor.
Ve o ses, insanlığın sessizliğini bastırıyor…
AZ DA SAĞLIK…
Beyni en çok yaşlandıran 7 besin:
▶ Şekerli yiyecek ve içecekler
▶ Rafine karbonhidratlar
▶ Suni tatlandırıcılar
▶ Alkol
▶ Margarin ve bitkisel yağlar
▶ İşlenmiş kırmızı et
▶ Tuzdan zengin gıdalar
NE DEMİŞ…
“Ben ülkemin Devlet Başkanıyım ve bir savaş esiriyim.”
-Nicolas Maduro