Doğanın en muazzam olaylarından biri olan kuş göçü, her yıl milyonlarca kanadın gökyüzünde süzülmesine sahne oluyor. Türkiye, bu devasa yolculuğun en önemli kavşak noktalarından biri konumunda. Özellikle Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) 7. Bölge Müdürlüğü sorumluluğundaki Adana, Hatay, Mersin, Kayseri, Osmaniye ve Niğde illeri, sulak alan zenginliğiyle "Batı Palearktik" bölgesinin kalbi sayılıyor. Bu yıl gerçekleştirilen Kış Ortası Su Kuşu Sayımı (KOSKS) sonuçları, ekosistemin sağlığı ve koruma çalışmalarının başarısı hakkında bizlere çarpıcı veriler sunuyor.

Sukuşutürkiye

6 İlde Kapsamlı Sayım

Türkiye'nin uluslararası öneme sahip 14 Ramsar alanından (uluslararası öneme sahip sulak alanlar) 4’üne ev sahipliği yapan bu bölge, ekolojik bir hazine niteliğindedir. Adana, Hatay, Mersin, Kayseri, Osmaniye ve Niğde illerini kapsayan saha çalışmalarında, uzman ekipler ve kuş gözlemcileri tarafından titiz bir envanter çalışması yürütüldü. Yapılan son incelemelerde, tam 74 farklı türün bu havzalarda konakladığı bilimsel olarak kayıt altına alındı.

Bu rakamlar sadece birer istatistik değil; aynı zamanda suyun, sazlığın ve doğal yaşamın hâlâ nefes aldığının bir göstergesidir. Bölge Müdürlüğü yetkilileri, sayımların Avrupa ve Asya ile eş zamanlı yapıldığını belirterek, elde edilen verilerin küresel ölçekte kuş popülasyonu takibi için hayati olduğunu vurguluyor.

Göç Yollarının Stratejik Durakları: Mola Noktaları

Türkiye, kuşların kuzeyden güneye, Avrupa’dan Afrika’ya uzanan zorlu yolculuklarında iki büyük ana göç hattı üzerinde yer almaktadır. Özellikle Hatay’daki Belen Geçidi, bu yolculuğun en dar ve en yoğun noktalarından biridir. Kuşlar, Akdeniz’i geçmeden önce veya geçtikten hemen sonra bu sulak alanlarda enerji depolarlar.

DKMP 7. Bölge Müdürü Faruk Atmaca’nın da belirttiği üzere, sulak alanlar tropikal ormanlardan sonra biyolojik çeşitliliğin en zengin olduğu ekosistemlerdir. Flamingo, gri balıkçıl, kervan çulluğu ve sumru gibi türler için bu alanlar, birer "otoban servis alanı" gibi hayati önem taşır. Eğer bu alanlar korunmazsa, göç yollarındaki bu zincir kopacak ve kuş popülasyonları hızla çökecektir.

Su Kuşu

Sulak Alanların Ekolojik ve Ekonomik Değeri

Sulak alanlar sadece kuşlara ev sahipliği yapmakla kalmaz; aynı zamanda yerel iklimi düzenler, yeraltı sularını besler ve bölge insanı için balıkçılık gibi ekonomik faaliyetler sunar. Kayseri’deki Sultan Sazlığı’ndan Mersin’deki Göksu Deltası’na kadar her bir alan, kendine has mikroklimasıyla nadir türleri barındırır.

74 tür arasında görülen alaca yalıçapkını veya kaşıkçı gibi kuşlar, ekosistemin kirlilik durumuna karşı hassas göstergelerdir. Bu kuşların sayısındaki stabilite veya artış, su kalitesinin ve habitat korunmasının başarılı olduğunu kanıtlar. Bu bölgelerin "sürdürülebilir yönetimi", sadece çevre mühendislerinin değil, tüm toplumun ortak sorumluluğudur.

Dünya Sulak Alanlar Günü ve Koruma Vizyonu

Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü, bu ekosistemlerin korunmasına dikkat çekmek için her yıl kutlanıyor. Bu yılki sayımların sonuçları, kutlamalar öncesinde bölgenin ne kadar değerli bir biyo-çeşitlilik barındırdığını hatırlatmış oldu. Türkiye’de kayıtlı 503 kuş türünün önemli bir kısmının bu bölgede gözlemlenmesi, koruma statülerinin (Ramsar, Tabiatı Koruma Alanı vb.) ne kadar yerinde olduğunu gösteriyor.

Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak için kuşların kanat seslerinin kesilmemesi gerekiyor. 287 bin 254 su kuşu, bize doğanın hala bir şansı olduğunu ve koruma çabalarının meyvesini verdiğini fısıldıyor.

Kaynak: Haber Merkezi