Sıfır atık ilk kez COP gündeminde ele alınacak
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanı Prof. Dr. Halil Hasar, Emine Erdoğan’ın himayesinde başlatılan ve zaman içerisinde küresel ölçekte tanınan sıfır atık yaklaşımının, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı’nda (COP31) ilk kez COP gündemine alınacağını açıkladı.
COP31 hazırlıkları, Türkiye’nin iklim eylem gündemindeki öncelikleri ve zirvede ele alınması beklenen konulara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hasar, zirveye iki aydan az bir süre kala taraf ülkelerle yoğun diplomasi yürütüldüğünü belirtti.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum ile de çeşitli temasların gerçekleştirildiğini aktaran Hasar, zirvenin müzakere başlıklarının belirlenmesine yönelik çalışmaların yanı sıra organizasyonun lojistik hazırlıklarının da devam ettiğini söyledi.
COP31’de 60’ın üzerinde karar ele alınacak
COP süreçlerinin müzakere ve eylem olmak üzere iki ana başlıktan oluştuğunu belirten Hasar, COP31 kapsamında 60’tan fazla kararın gündeme geleceğini bildirdi.
Zirvenin ilk haftasında ülkelerin teknik ekiplerinin bir araya gelerek müzakereleri yürüteceğini ifade eden Hasar, ikinci haftada ise bakanların sürece dahil olmasıyla ortak bir zeminde uzlaşma aranacağını kaydetti.
Hasar, müzakere gündeminde uyum finansmanı, azaltım çalışma programı ve adil geçiş mekanizmasının öne çıkan başlıklar arasında bulunduğunu aktardı.

Adil geçiş mekanizması önemli gündemlerden biri
Adil geçiş mekanizmasının hayata geçirilmesine yönelik kararların alınmasının kendisi açısından COP31’in en heyecan verici başlıklarından biri olduğunu belirten Hasar, bu alanda ortaya konulacak kararların gelecek COP toplantılarına önemli bir miras bırakabileceğini ifade etti.
Türkiye açısından eylem gündeminde öne çıkan konulardan birinin ise sıfır atık olduğunu vurgulayan Hasar, uygulamanın ilk kez bir COP sürecinin gündemine alınacağını söyledi.
Hasar, “Sıfır atık çok önemli bir gündem. Sıfır atık ilk kez bir COP sürecine alınıyor. Sıfır atığın emisyon azaltımına katkısı gündeme gelecek.” ifadelerini kullandı.
Bu kapsamda özellikle organik atıklardan ortaya çıkan metan emisyonlarının azaltılmasının değerlendirileceğini aktaran Hasar, metanın atmosfere salınmadan yakalanması ve enerji kaynağı olarak değerlendirilmesine yönelik çalışmaların da ele alınacağını bildirdi.
Sıfır atık uygulamasının yalnızca emisyonların azaltılması açısından değil, kaynakların daha verimli kullanılması bakımından da önem taşıdığını belirten Hasar, ikincil ham maddelerin yeniden sanayi ve imalat süreçlerine kazandırılmasının da COP31’de görüşüleceğini söyledi.
Kayıp ve zarar fonu da gündemde
COP31’e katılacak ülkelerin farklı öncelik ve beklentilere sahip olduğunu dile getiren Hasar, alınacak kararlarda ülkelerin kendilerine özgü koşullarının dikkate alınmasının önemine işaret etti.
Zirvede öne çıkması beklenen başlıklardan birinin de “kayıp ve zarar fonu” olduğunu belirten Hasar, iklim değişikliğinden etkilenen gelişmekte olan ülkelere bu kapsamda sağlanan desteğin henüz arzu edilen seviyeye ulaşmadığını söyledi.
Uyum finansmanının da müzakere gündeminin önemli unsurlarından biri olduğunu aktaran Hasar, uyum fonunun kapsamı ve miktarının artırılmasına yönelik kararların önem taşıdığını vurguladı.
İklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı alınabilecek önlemlerin de COP31’de değerlendirileceğini belirten Hasar, 2035 yılına kadar küresel ölçekte elektrifikasyon oranının yüzde 35 seviyesine çıkarılmasının hedeflendiğini ifade etti.
Hasar, bu hedefin ülkeler için ayrı ayrı belirlenmiş bir oran olmadığını belirterek, “2035 yılına kadar yüzde 35 elektrifikasyon hedefi küresel ölçekte olacak, her ülke için ayrı ayrı belirlenmiş bir hedef değil. Dünyanın bazı bölgelerinde elektrifikasyon oranları yüksek seviyelerdeyken, başka bölgelerinde elektriğe erişemeyen toplumlar da var. Bu nedenle küresel ölçekte yüzde 35’lik hedefin sağlanması ve bütün ülkelerin bunu sahiplenmesi önemli.” değerlendirmesinde bulundu.
Paris Anlaşması’nda uygulama dönemi
COP31’i “Uygulama COP’u” olarak konumlandırdıklarını belirten Hasar, Paris Anlaşması kapsamında ikinci 10 yıllık döneme girildiğini hatırlattı.
İlk 10 yıllık süreçte ülkelerin çeşitli taahhütlerde bulunduğunu ve çok sayıda karar alındığını belirten Hasar, bundan sonraki aşamada alınan kararların hayata geçirilmesinin gerektiğini söyledi.
Hasar, “Paris Anlaşması’nın ikinci 10 yıllık döneminde artık uygulamanın başlaması gerekiyor. Ama uygulamak için en önemli nokta finans. Finansla birlikte teknolojiyi de oluşturmamız lazım.” ifadelerini kullandı.
Finansman ve teknoloji alanlarında alınacak kararların yalnızca COP31’in başarısı açısından değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Hasar, bu konuların küresel ölçekte geleceğe yönelik önem taşıdığını kaydetti.
Pre-COP öncesi diplomasi trafiği yoğunlaşacak
Ekim ayında Pasifik’te gerçekleştirilecek Pre-COP toplantısının COP31 öncesindeki önemli hazırlık aşamalarından biri olacağını belirten Hasar, özellikle küçük ada devletlerinin iklim değişikliğinin etkilerini doğrudan ve ağır şekilde yaşadığına dikkati çekti.
Trabzon’da gerçekleştirilen “Okyanus ve Denizler Zirvesi”nin de COP31 hazırlıkları kapsamında önemli çalışmalardan biri olduğunu aktaran Hasar, New York’ta yapılacak toplantılarda COP31’in hem eylem hem de müzakere gündemindeki önemli başlıkların ele alınacağını bildirdi.
Pre-COP toplantısında bir gün boyunca eylem gündeminin, iki gün boyunca ise müzakere başlıklarının görüşüleceğini belirten Hasar, burada taraf ülkelerin tutumlarının yakından takip edileceğini ifade etti.
Hasar, “Oraya gelen tarafların ve ülkelerin tutumları izleniyor, takip ediliyor, notlar tutuluyor. Ondan sonraki ay ise yoğun bir diplomasi trafiğiyle sorunlu olan ya da kafalarda şüphe bulunan konuları temizlemeye çalışacağız.” diye konuştu.





