Yine başardık!

Çin’in meşhur ucuzluk canavarı Temu, Türkiye’ye doğrudan satışları durdurdu.

Artık o 50 liraya tişört, 150 liraya kablosuz kulaklık hayalleri rafa kalktı.

Ekonomi yönetimimiz alkışlansın diye %60’lık gümrük vergisi koydu, ek vergilerle, harçlarla, KDV’lerle birlikte malın maliyeti neredeyse üç katına çıktı.

Yine yetmedi, fiyatları hala ucuzdu, ofisine operasyon yapıldı.

Çinli satıcı da “Ne uğraşacağım ya hu “dedi ve kapıyı çarptı çıkıp gitti.

Peki yerli üretici kurtuldu mu?

Hayır.

Kurtulacak olan da yok zaten bu gidişle.

Çünkü mesele Temu’nun ucuzluğu değil.

Mesele bizim içerideki fahiş fiyat politikaları, kartel zihniyeti ve rekabetten kaçan yapımız.

Temu gelip 3’e sattığı ürünü bizimkiler 10’a, bazen 15’e koyuyordu. Çinli gitti diye fiyatlar düşmedi; aksine bazı kalemlerde sessiz sedasız zamlar geldi bile.

Niye?

Çünkü rekabet ortadan kalktı da ondan.

Ekonomi yönetimi ne yaptı?

Kolay olanı seçti: Rekabeti yasakladı.

Zor olanı yapmadı: Yerli üreticiyi rekabetçi hale getirmedi.

Devletimiz nerede? …

- Organize sanayi bölgelerinde enerji fiyatlarını Avrupa’yla yarışır hale getiremedik.

- Ar-Ge teşviklerini gerçekten teknolojiye yönlendiremedik.

- Küçük ve orta ölçekli işletmelerin kredi erişimini kolaylaştıramadık.

- Vergi yükünü adil dağıtamadık; asıl yük yine KOBİ’lerin sırtında kaldı.

- Enflasyonla mücadele adına faizi artırdık ama üretim maliyetlerini düşürmek için elle tutulur bir paket göremedik.

Sonuç?…

Temu’yu dışarıda tutarak yerli sanayiyi koruduğumuzu sanıyoruz ama aslında tekelleri, fahiş kâr marjlarını ve tembelliği koruyoruz…

Tüketici zaten ezilmiş durumda; market raflarında, beyaz eşyada, tekstilde, elektronikte fiyatlar uçmuş.

Çinli gitti diye sevinelim mi?..

Hayır…

Çünkü o fiyatları indirecek irade ve cesaret bizde yok.

Gerçek yerli ve milli politika şudur:

“Dışarıdan gelen ucuz mala kapıyı kapatmak değil, içerideki malı o fiyatın altına indirecek ortamı yaratmaktır. “

Bunun için lazım olan:

- Enerjiyi ucuzlatmak

- Bürokrasiyi azaltmak

- Rekabet Kurumu’nu gerçekten rekabeti koruyacak şekilde çalıştırmak

- Kartelleşmeye göz yummamak

- Üreticiye “Devlet arkandadır” dedirtecek samimi destek paketleri sunmak…

Ama biz ne yapıyoruz?..

En kolayı: Yasakla, engelle, dışarıdan geleni kov…

Sonra da “Yerli üretim kalkındı” diye kendimizi alkışlayalım.

Yok öyle yağma…

Temu’yu kovmakla Çin’i yenmedik.

Asıl yenmemiz gereken şey, içerideki rekabetsizlik, fahiş kâr hırsı ve “Nasıl olsa müşteri mecbur” zihniyeti.

Milletin cebini düşünen bir ekonomi yönetimi istiyoruz.

Yerliyi gerçekten ayağa kaldıracak bir irade istiyoruz.

Yoksa bu gidişle Temu gider, yerine başka bir Çinli gelir; ya da gelmez, fiyatlar daha da artar.

Hangisi daha kötü?

İkisi de aynı kapıya çıkıyor: Tüketici kaybediyor, yerli üretici de kazanmıyor.

Milli irade budur işte: “Kolaycılığı bırakıp zoru başarmak. “

Yoksa kapıyı kapattık diye sevinirken, bir bakmışız kendi cebimizi kilitlemişiz…

AZ DA SAĞLIK…

Güneşlenmenin faydaları…

▶ D vitamini sentezi

▶ Ağrıyı hafifletir

▶ Hormonları düzenlemeye yardımcı olur

▶ Kemikleri güçlendirir

▶ Bağışıklık sistemini geliştirir

▶ Besin emilimini artırır

▶ Uykuyu iyileştirir

▶ Vücut iç saatini düzenler

▶ Yaraları iyileştirir

▶ Depresyonla savaşır

NE DEMİŞ?…

“Herkes' her yerde hazır bulunur, ama insanın karar vermesi gerektiği yerde 'herkes' ortadan çekilmiştir. Fakat kararlar önceden herkesçe verildiği için 'herkes' insanın sorumluluğunu alır. 'Herkes' kolayca her şeyin sorumluluğunu yüklenebilir, çünkü bu alanda yapılıp edilmiş olanlardan ötürü hiç kimseden tek başına kendisini sorumlu sayması beklenmez. Yapılıp edilenlerden sorumlu hep 'herkes' ya da 'hiç kimse'dir.”

-Martin Heidegger