Anayasa Mahkemesinin (AYM), 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan ve şartları bulunduğu sürece yoksulluk nafakasının süre sınırlaması olmaksızın ödenmesine imkan tanıyan düzenlemenin iptaline ilişkin gerekçeli kararı Resmi Gazete’de yayımlandı.

AYM Genel Kurulu, Antalya 12. Aile Mahkemesinin başvurusu üzerine 4 Haziran’da düzenlemeye ilişkin iptal kararı vermişti. Kararın gerekçesinin yayımlanmasıyla birlikte, iptal hükmü doğrultusunda yeni bir yasal düzenleme yapılması için öngörülen 9 aylık süre de başladı.

AYM menfaatler arasında makul denge vurgusu yaptı

Gerekçeli kararda, iptal edilen düzenlemenin evlilik birliğinin sona ermesiyle yoksulluğa düşecek taraf lehine, geçimini sağlamak amacıyla şartları bulunduğu sürece süre sınırlaması olmaksızın yoksulluk nafakasına hükmedilmesine imkan tanıdığı belirtildi.

Düzenlemenin nafaka borçlusu açısından süresiz mali ödeme yükümlülüğü doğurduğuna dikkat çekilen kararda, nafaka yükümlüsü ile yoksulluğa düşen eşin karşılıklı menfaatlerinin devletin pozitif yükümlülükleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.

Kararda, yapılacak düzenlemelerin her iki tarafın menfaatlerini mümkün olduğunca dengelemesi ve taraflardan biri aleyhine ölçüsüz sonuçlara yol açmaması gerektiği belirtildi. Menfaatler arasındaki makul dengenin bozulmasının taraflardan biri üzerinde aşırı ve olağan dışı bir külfet oluşturabileceği kaydedildi.

Evliliğin süresi ve tarafların ekonomik durumu dikkate alınmalı

AYM, boşanma sonrasında nafaka konusunda değerlendirme yapılırken evliliğin süresi, eşlerin yaşı ve sağlık durumu ile ekonomik ve sosyal koşullarının dikkate alınması gerektiğine işaret etti.

Kararda ayrıca nafakanın süresinin nafaka borçlusunun boşanma sonrasındaki yaşamına etkisi ve çalışma hayatına katılma imkanının bulunup bulunmadığı gibi unsurların da değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.

İptal edilen düzenlemede nafaka yükümlüsünün kusursuz olmasının, nafaka yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı aktarılan kararda, nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi, evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması, haysiyetsiz hayat sürmesi veya taraflardan birinin ölmesi gibi durumlar gerçekleşmediği sürece yükümlülüğün devam ettiği hatırlatıldı.

Hakime somut olayın şartlarına göre süre belirleme yetkisi

AYM'nin gerekçesinde, daha önceki bir kararında her durumda süresiz nafaka verilmesinin zorunlu olmadığının belirtildiği de hatırlatıldı. Buna rağmen uygulamada süresiz nafakanın emredici nitelikte olduğu yönündeki yaklaşımın sürdüğü ifade edildi.

Kararda, mevcut düzenlemenin hakime nafakanın süresi konusunda somut olayın özelliklerini veya haklı sebepleri dikkate alarak takdir yetkisi tanımadığı belirtildi.

Yüksek Mahkeme, yoksulluk nafakasının durumun gerektirdiği ölçüde belirli bir süreyle sınırlandırılabilmesi gerektiğini, bazı koşullarda ise nafaka süresinin uzatılarak yaşam boyunca nafakaya hükmedilmesine imkan sağlanabileceğini değerlendirdi.

AYM, bu kapsamda hakime; evliliğin süresi, nafaka alacaklısının yaşı, eğitim ve sağlık durumu ile ekonomik ihtiyaçlarını kendi imkanlarıyla karşılayabilme kapasitesi gibi unsurları dikkate alarak somut olayın koşullarına göre süre belirleme yetkisi tanınması gerektiğine hükmetti.

Kararda ayrıca, nafakanın süresiz olarak hükmedilmesini gerektiren durumlara ilişkin kriterlerin de açık ve net biçimde belirlenmesi gerektiği vurgulandı. Mevcut düzenlemenin ise bu haliyle devletin kişinin maddi ve manevi varlığının korunması ve geliştirilmesi hakkından kaynaklanan pozitif yükümlülüğüyle bağdaşmadığı sonucuna varıldı.

Kaynak: Anadolu Ajansı