Europen Yönetim Kurulu Başkanı, Eskişehirspor’un eski başkanı ve medya sektörüne de girmiş olan sanayici, iş insanı Nebi Hatipoğlu ile hayatında önemli olan bazı konular ile ilgili bir söyleşi yaptık. Söyleşide değindiğimiz konular ise Europen, Eskişehirspor, siyaset ve son olarak girdiği medya sektörüydü.

NEBİ HATİPOĞLU İLE SÖYLEŞİ

-8 Haziran 2022 tarihinde Borsa İstanbul’da düzenlenen Gong töreni ile Europen halka açıldı, buna niye gerek gördünüz, halka açılmayla ne amaçlıyorsunuz?

N.H: Bizim kuruluşumuz 1965 yılında cam sektörü ile dedem İdris Hatipoğlu’nun cam satış dükkanı ile başladı. Europen’in temeli 1965 yılında böylece atılmış oldu. 1500 çalışanı ve 6 tesisi ile şu anda sektörün lider kuruluşlarından biridir. Europen, kurumsallaşma adına, yeni yatırımların da sermayesi için halka arz kararı aldı.

Ben sanayiciliği bisiklet binmeye benzetirim. Belki yavaşlayabilirsiniz ama durursanız düşersiniz, bu nedenle yolunuza devam etmeniz gerekir.

Halka arz ile 671 milyon TL’lik bir fon girişi oldu. Bu fon ile yeni yatırımlar gerçekleştireceğiz. Eskişehir’de iki yeni fabrikamızın inşaatları devam ediyor. Kütahya Zafer Organize Sanayi Bölgesi’nde bir fabrika daha kuracağız

-Halka arzda durum nedir?

N.H: Şirketimiz halka arz edildiği gün büyük bir atılım yaptı. 16.25 TL’den halka arz edilen bir hisse ilk gün 19.65 TL’yi gördü. Bu halkın bize olan güvenini gösterdi.

20 Haziran tarihi itibariyle bir hisse fiyatı 25 liraya kadar yükseldi, yüzde 40-50 oranında bir prim yaptı.

Halka arzdan önce Europen bir aile şirketiydi. Ama şimdi yeni yatırımcılarımız var, sorumluluğumuz arttı. Yatırımcılarımızın güveni bizleri son derece mutlu etti ve gururlandırdı. Şimdi yatırımcılarımızın da beklentilerini ve güvenini boşa çıkartmamamız gerekiyor. Bunun içinde çok daha fazla çalışacağız.

Daha çok üreteceğiz, daha çok satacağız, daha çok ihracatla, hem kentimizin, hem de ülkemizin ekonomisine katkı yapacağız.

Ayrıca Eskişehir’de halka açılan ilk firma olmanın da gururunu yaşıyoruz

nebi-hatipoğlu-söyleşi

-Siz geçen yıl medya sektörüne girdiniz, bu sektöre girmenizde amacınız neydi?

N.H: Medya sektörüyle eskiden beri ilgileniyordum. Tarafsız medya patronunun olduğu, patronun çalışanına, yazarına, çizerine, müdahale etmediği, bağımsız bir gazete hayal ediyordum. Örneğin, ben şimdiye kadar gazetenin Genel Yayın Yönetmeni olarak size müdahale etmedim, şunu yazın, bunu yazmayın demedim.

(Yazarın Notu: Bu konuda gazete yönetmeni ve çalışan gazeteciler olarak hiçbir müdahale görmedik)

Gazete veya televizyon, bağımsız olmalı. Ekonomik açıdan kişi, kurum ya da kuruluşlara bağımlı olmamalı, ancak böylece bağımsız medya oluşabilir.

Bu nedenle de bir gazete satın almak istedik ve aldık. Bir gazete daha, bir de televizyon almak niyetimiz vardı. İkinci gazeteyi de almak için girişimlerde bulunduk, ancak bu gerçekleşmedi.

Şu anda da ikinci bir gazete ve televizyon fikrinden vazgeçtik.

Mevcut gazetemizi çalışanlarımızın huzuru ve mutluluğu beraberinde yaşatacağız, çalışmalarımızı sürdüreceğiz.

Gazete bünyemize katıldıktan sonra bana niye gazete aldın, beklentilerin ne gibi bir takım sorular da gelmeye başladı.

Ama bizim bağımsız bir gazete yaratmaktan başka bir amacımız olmadı. Bu amaç ve ilkeler doğrultusunda çalışmalarımızı yürüteceğiz.

-Şimdi size hayatınızın önemli bir parçası olan Eskişehirspor’u sormak istiyorum. “Ne olacak bu Eskişehirspor’un hali” demeyeceğim ama Eskişehirspor hakkındaki düşüncelerinizi soracağım?

Unutulan kırk yama sanatı kot ceketlerle yeniden modaya dönüştü Unutulan kırk yama sanatı kot ceketlerle yeniden modaya dönüştü

N.H: Eskişehirspor en büyük markalardan biridir. Bunu samimiyetimle söylüyorum. Eskişehirspor iyi ve büyük bir markadır. Eskişehirspor’u Türkiye’de herkes sever, sevmeyen bir kişi bile yoktur diyebiliriz. Herkes sempati duyar.

Çünkü Anadolu futbolunda patlama yaratmış bir takımdır. Tarihi başarılarla doludur. Milli Futbol takımına futbolcular vermiş, futbolcularıyla, amigo Orhan’ıyla efsane olmuştur. Türkiye’de hemen her yerde, dünyanın bir çok ülkesinde Eskişehirspor’u tanımayan, bilmeyen yoktur.

“Es Es Es Ki Ki Ki Eski Eski Es” sloganı, “Fethi, Nihat, Ender Filelere Gönder”, “Kırmızı Şimşekler” sloganlarını herkes bilir.

Tarihi ve geçmişiyle anılan ve gurur duyan bir kulüptür.

-Eski bir Başkan olarak Eskişehirspor’un şu andaki durumuyla ilgili ne düşünüyorsunuz?

N.H: Kulüpler düzgün yönetilmeyi, profesyonel yönetilmeyi, dürüst yönetilmeyi gerektirir. Bunları yapmadığınız zaman kulüplerin halini görüyoruz. Ben 2000 yılında Eskişehirspor’a yönetici oldum. Zeki Ünal’ın Başkanlığı döneminde yöneticiydim. Geldiğimizde tesislerin durumu kötüydü, oraları düzelttik. Tesisleri daha hizmet verir hale getirdik.

2007-2008 sezonunda Başkanlığa geldim. Benim Başkanlığım döneminde yönetici arkadaşlarımla birlikte kulübü Süper Lig’e çıkardık. Eski başarılı günlerine döndürmeye çalıştık.

Kulüpler de taraftar da önemlidir. Eğer, taraftar olsun, şehir halkı olsun yönetime güvenirse onların arkasında durur, destek verir.

Eskişehirspor’un bugününe gelirsek, geçmişten gelen borçların ağır yükü, ekonomik krize rağmen şu andaki mevcut başkan ve yöneticiler ellerinden gelen gayreti gösterdiler, göstermeye de devam ediyorlar.

Ben önümüzdeki sezon için takımın durumunu pek iç açıcı görmüyorum. Transfer tahtasının açılması lazım. Bu sarmaldan kurtulmak gerek.

 

-Takımın düze çıkabilmesi için önerileriniz nelerdir?

N.H: Ben iki seçenek düşünüyorum.

Bunların ilki merkezi hükümet veya Belediyelerin destek olmasıdır.

Örneğin şehirdeki bazı tarla ve arsaların tahsis edilip, imara açılarak kulübe gelir elde edilebilir.

Kulübün şu haliyle bile yılda 10 milyona varan geliri var. Yardım da ediliyor, ben de yardım yapıyorum ama buna rağmen yine küme düşüyoruz. Paralar çöpe gidiyor. Bundan sonra da yapılacak yardım ve destekler çöpe gidebilir.

Dernekler kanununa göre yönetilen kulüp kayyuma devredilir ve kapanabilir.

İkinci seçenek ise Amatör ligden sıfır borçlu bir takım alınır. İş insanları, Belediyeler destek olur, sahiplenir. Bir sahibi olur. Bunun örnekleri ülkemizde çok var, yapılabilir, yapıldı da. Şirketleşme yoluyla 4-5 yılda kulüp üst liglere yükselebilir.

İki seçenek sunmama rağmen ilk seçeneğin bana ters geldiğini de söylemek isterim. İkinci seçenek bana daha uygun geliyor.

-Eskişehirspor bu hale neden düştü?

N.H: Eskişehirspor’un bu hallere düşmesinin başlangıcı Halil Ünal kulüp başkanıyken, hem de Kulüpler Birliği Başkanıyken kendi yönetiminden birilerinin çıkıp aday olmasıdır.

O zamanki ligin en büyükleri Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe ve diğer kulüpler yaptıkları seçimle güvenmiş, inanmış Halil Ünal’ı Kulüpler Birliği Başkanı yapmış ama yönetimden birileri aday oluyor. Bu olmamalıydı, bence kırılma noktası budur. Sonun başlangıcı budur, oysa Ünal, Kulüpler Birliği Başkanı olarak Eskişehirspor’a büyük katkılar yapabilirdi, yazık oldu.

-Şimdi de biraz siyasetten söz edelim. Sizin siyasete gireceğiniz, milletvekili adayı olacağınız söyleniyor ne dersiniz?

N.H: Her siyasi partiden arkadaşlarım, her siyasi parti yönetiminden dostlarımız var. Beni milletvekilliğine, Belediye Başkanlığına yakıştıranlar oluyor. Hatta Bakan olacağım bile söylendi.

Bu yakıştırmalar bir insan için onur verici durumdur. Bana olan bu güven için teşekkür ediyorum.

Benim siyasete atılma gibi bir durumum yoktur. Bunların hepsi birer söylentidir.

Ben iyi bir sanayici, iyi bir ihracatçı, şehrime ve ülkeme yararlı bir insan olmak istiyorum.

Bugün için siyaset gibi bir gündemim yoktur.

-Şu an için siyasi gündeminiz olmadığını söylediniz, genel olarak siyaset ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

N.H: Her şehirde öyle olmalıdır ama ben Eskişehir için görüşlerimi şöyle dile getirebilirim. Milletvekili nasıl bir profilde olmalıdır.

Dürüst olmalıdır, namuslu olmalıdır, yalan söylememelidir. Kendi yaptığı işte başarılı olmalıdır, maddi beklentiler içinde olmamalıdır. Yakınlarını, akrabalarını bir yerlere getirmemelidir. Yakınlarına, akrabalarına koltuk temin etmek için uğraşmamalıdır. Dışarıdan milletvekili olmamalıdır, Eskişehir’i bilen, Eskişehir insanını tanıyan, Eskişehir için çalışacak milletvekilleri olmalıdır.

Eskişehirliler olarak buna özen göstermeliyiz, seçimlerimizi ona göre yapmalıyız.

Şunu samimiyetimle söylemek isterim ki; Eskişehir’de birlik ve beraberlikten yana bir problem var.

Belediye seçimlerinde olsun, milletvekili seçimlerinde olsun insanlar kutuplaştırılıyor. Oda seçimlerinde bile insanlar birbirine giriyor. Bunları hep yaşadık, gördük. Günlük hayatlarında dost, arkadaş olan insanlar iş seçime gelince adeta birbirlerine düşman oluyorlar. Bu böyle olmamalı.

Bu nedenle şehrin abi ya da abilere ihtiyacı var. Evet abiler olmalı, ama o abilere de değer verilmeli, kıymetleri bilinmeli. Sözleri dinlenmeli. Eskişehir medeni bir kent, okur-yazarlığı en yüksek kentlerin başında geliyor. Bunu başaran kentler var, kentin çıkarı için bir araya geliyorlar. Eskişehir de bunu başarabilir, ama nedense olmuyor.

Yöneticilerin birbirleriyle arası kötü. Siyasiler deseniz, ayrı bir durum.

İktidar ile muhalefet milletvekilleri bir araya gelemiyor. İktidar partisinin milletvekilleri bile kendi aralarında sorun yaşıyor, bir araya gelemiyor. Hal böyle olunca da kentin çıkarları olumsuz etkileniyor. Birbirleriyle kavga etmekle olmuyor.

Eskişehir’e ekonomik açıdan getiriler sağlayacak projeler var.

Örneğin Kızılinler Termal projesi ne oldu?

Organize Sanayi Bölgesi’nin demiryoluyla limana bağlanması konusu var. Güney-kuzey çevre yolu konusu var. Eskişehir’in içinden geçen çevre yolu bir bulvar olmuş durumda. Daha düne kadar Organize Sanayi Bölgesi’ne giden yolda büyük trafik sıkıntıları yaşandı. Bu konular var. Bunlar Eskişehir için çok önemli projeler, bunların hayata geçmesi lazım. Sorunların çözülmesi lazım.

Komşularımız Afyon, Kütahya termal turizmin nimetlerinden yararlanıyor, biz niye yararlanamıyoruz?

Eskişehir devlet imkanlarından en az yararlanan illerin neredeyse başında geliyor.

Devletten kredi alıp fabrika yapan kimse yok.

Bütün bunların hayata geçirilebilmesi için birlik ve beraberlik gerekir.

Sonuç olarak uzlaşmaya ihtiyacımız var.

Bülent ÖZYAZICI