BENCİLLİK NE KÖTÜ BİR ŞEYDİR

Ali Osman ORUM Ali Osman ORUM
Tefekkür Aynası

Bencillik, egoistlik, narsistlik ve enaniyet aynı anlamda kullanılan kelimelerdendir. Enâniyet, “ben” manasına gelen “ene”den türetilmiş bir kelime olarak bencilliği ve egoistliği ifade eder. Bencil, yalnız kendini düşünen, kendi çıkarlarını her kesden üstün tutan, egoist bir kişidir.  

Bencillik bir insanın diğer insanları, kendi benliği ve menfaati uğruna kurban etmesidir. Bu kişiler her zaman, tüm ilgiyi kendi üzerlerine çekmeye çalışırlar, sürekli her konuda kendi sözlerinin geçmesini isterler. Bu kişilerin her zaman amacı en mükemmele ulaşmak, toplumda parmakla gösterilen nadide insanlardan olmaktır. Her zaman tüm ilgiyi kendi üzerinde toplamaya gayret eden bu egoistler başka insanları göremezler, onların haklarına saygılı olamazlar. İş birliğini gerektiren işlerden her zaman kaçınırlar. İş birliği yaptıklarında ise parsayı tek başına toplamayı düşünürler. Çünkü her şeyin kendilerine endeksli olduğunu sanırlar. Andrew Carnegie’in dediği gibi: Bencil, her şeyi kendisi yapmak veya bunu yaptığı için tüm takdiri kendisi toplamak ister. Bunlardan büyük lider de çıkmaz. 

Bu insanlar eğer bir şeye ulaşmak isterlerse o şey uğruna başkalarının haklarını hiçe sayabilirler. Çünkü bu narsis bencillerin istekleri her şeyin üzerindedir. Bunların bir diğer özelliği de şöhret ve para uğruna her şeyi yapabilmeleridir. Bu egoistler dünyada sadece kendilerinin olduklarına inanırlar. Kendilerini başkalarının yerine koyamazlar. Empati yapma özelliğine sahip değillerdir. Şöhret, para ve toplumda üst düzey bir yerde olma gibi hayalleri vardır. Başarılı insanlara karşı kin beslemek ve nefret duymak belirgin özellikleridir. Eleştiriye açık değillerdir. Eksiksiz yaratılmış, mükemmel insan olduklarını düşünürler. oysa bir bilseler ne kadar zavallı ve bencil bir yaratık olduklarını.  

İnsancıl olmak (Hümanist) ise kendi benliğini, başkaları için feda edebilmektir. İnsanlık adına kendini gönüllü olarak insanlığa adayan bir insan, başkaları için yaşayan bir kişidir. İnsan ya bencil olup başkalarına acı çektirir veya insancıl olup kendi nefsini pek çok zevklerden mahrum eder. İnsanlar arasında kardeşlik duyguları ve anlayışlı olmak gibi güzel hasletler ki ancak bu ikinci şıkla mümkün olabilir. Kendisi için yaşayanlar ölümleriyle birlikte yokluğa mahkûm olurlar. Fakat kendi nefsini milletine adayanlar hep yaşarlar. Dinler de ahlaki esasları yerleştirerek toplum hayatını yaşanır bir hale getirmek isterler. Hz. Peygamber: "Bir kimse kendisi için istediği bir şeyi mümin kardeşi için de istemedikçe hakiki mümin sayılamaz" şeklinde ifade ederlerken işte tam da bu konuyu dile getirmişlerdir.

Gerçekten Allah için vermenin umumî ismi olan sadaka ve infakın çeşitleri pek çoktur Bunların en üst noktası ise îsârdır Bu, başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarına tercih etme fazîletidir Bu ise her olgun müminin vicdânen mükellef bulunduğu diğergâmlık ve hassâsiyetin en yüksek noktadaki bir tezâhürüdür îsâr, fakirlikten korkmaksızın verebilmektir.

Bencil başkaları için yaşamaz ve başkalarının da kendisi için yaşamasını istemez. Sevgi birliğe bencillik yalnızlığa götürür.” (W. Shakespeare) denilir. Biz insana, kendi iyiliğine çalıştığı için değil, komşusunun iyiliğine çalışmadığı için bencil deriz. Marquise de Pompadour ifadesi de bu manada çok anlamlı bir sözdür.

Nitekim tüm dinlerin mensuplarına olan öğütlerden biri de: vermeyi ve sevmeyi ilke edindirmektir. Şu söz ne kadar anlamlıdır: "Sözle iyilik, güven yaratır; düşünceyle iyilik, derinlik; vermekle iyilik, sevgi yaratır."  Lao Tzu  

Peygamberimiz de: "Veren el, alan elden üstündür" buyurarak vermenin insan onuruna yakışan bir erdem olduğuna dikkat çekmiştir. Nitekim önce ben diye tutturanlar, en son sen diye hatırlanırlar. Yalnız kendini düşünen insan, yumurta pişirmek için komşusunun evini yakan insanın konumundadır. Egoist daima en sevdiği kişiye, yani kendisine zarar verir. Çünkü Bencilin gözü perdelidir. Mahatma Gandhi

Bu tipler kendi heva ve heveslerine öylesine mahkumdurlar ki, kendilerinden başkasını göremedikleri gibi, kendi hülyaları dışında hiçbir şey de bilmek istemezler; kimseyi sevmez ve hayırla da yâd etmezler. Böylelerinde içtimaî sorumluluk hissi de gelişmemiştir; onlar, hemen her zaman heva ve heveslerine göre hareket ederler. Olabildiğine kibirli ve gururludurlar; herkesi hafife alır ve âleme tepeden bakarlar. Bir de bu hasta ruhlar, çevrelerindeki saf yığınlar tarafından alkışlanarak, nemrutlaşır ve akla-hayale gelmedik fenalıklara sebebiyet verebilirler. Firavun böyle bir ruh haletiyle “Ben sizin en yüce rabbinizim.”(Naziat, 24) demiş; Nemrut ise: “Ben de diriltirim ve öldürürüm.”(Bakara, 258) demiş; Karun da “Ben bu serveti kendi imkân ve kendi bilgimle elde ettim.”(Kasas, 78) diyerek bir nevi ilahlığa soyunmuşlardır. Asrımızın da ateizm ve deizm gibi inkar üzerine kurulu belaları aynı kulvarın yolcularının devamını izhar etmektedir. Oysa insan olabilmek imana endekslidir. gerçek insan Yüce Yaratıcıya iman edip kulluğunu idrak edebilendir.

EN SON EKLENEN HABERLER

KTO Karatay Üniversitesi 2 öğretim üyesi alımı yapacak.

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi 45 öğretim üyesi alımı yapacak.

Kırklareli Üniversitesi 26 öğretim üyesi alımı yapacak

Eskişehir Sanayi Odası, “Avrupa Yeşil Mutabakatı (Green Deal)” konusunda önemli bir adım attı. “ESO Sürdürülebil...

Ruhsatsız iş yerlerinde korona virüs tedbirlerini hiçe sayarak kumar oynayan 144 kişiye idari para cezası uygulandı.

Tarım arazilerinde gerçekleştirdiği çalışmalar neticesinde 910 dekarlık alanda tarım faaliyetlerine başlayan Odunpazarı Belediyesi, sını...

Yukarı Çık