Tarihçi İlber Ortaylı, dünyayı anlamanın ve kültürel derinlik kazanmanın yollarını kendi üslubuyla özetledi. Gezmenin sadece bir yer görmek olmadığını, harita bilmekten yerel mutfağa, ana dil hakimiyetinden yalnız kalabilme becerisine kadar bir bütün olduğunu vurgulayan Ortaylı, özellikle 20'li ve 30'lu yaşların önemine dikkat çekti. Ortaylı'ya göre; "Okumak boş zaman işi değil, bizzat zaman yaratılması gereken ciddi bir disiplindir."

İlber Ortaylı’nın "Yalnızlık" Formülü

"Gezmek İçin Zengin Olmayı Beklemeyin"

İlber Ortaylı, seyahat etmek için emeklilik veya büyük servetler beklenmesine karşı çıkıyor. En ideal dönemin gençlik yılları olduğunu belirten Ortaylı, "Lüks turlarla değil, sırt çantanızı alıp halkın arasına karışarak gezmelisiniz" diyerek konfor alanından çıkılması gerektiğini hatırlatıyor.

Harita ve Mutfak: Şehri Tanımanın İki Anahtarı

Ortaylı'ya göre bir şehri gezmiş sayılmak için iki temel şart var:

  • Koordinat Bilgisi: Gidilen yerin tarihini, coğrafyasını ve edebiyatını önceden okumalı, harita üzerinde nerede olunduğu bilinmelidir.

  • Yerel Mutfak: Bir toplumun karakterini anlamak için çarşısını, pazarını ve ne yiyip içtiğini görmek gerekir. Ortaylı, "Bir şehrin müzesi kadar mutfağı da o şehrin tarihini anlatır" diyor.

İlber Ortaylı’nın "Yalnızlık" Formülü

Dil ve Okuma Disiplini

Dil bilmenin dünyayı tanımaktaki rolüne değinen ünlü tarihçi, ana dilin önemini şu sözlerle vurguluyor: "Kendi dilini iyi bilmeyen, başka bir kültürü tam anlamıyla anlayamaz." Okuma alışkanlığı konusunda ise seçici olunması gerektiğini belirten Ortaylı, klasikleri okumadan günceli anlamanın imkansız olduğunu savunuyor.

"İnsan Biraz Yalnız Kalmayı Öğrenmeli"

Gürültülü modern hayatın içinde zihinsel derinleşmenin ancak sessizlikle mümkün olduğunu söyleyen Ortaylı, yalnızlığın bir tercih ve öğretilmesi gereken bir beceri olduğunu belirtiyor. Kendi başına düşünemeyen bireyin, kalabalıklar içinde kaybolmaya mahkum olduğuna dikkat çekiyor.

Kaynak: Haber Merkezi