Dünya genelinde çocukların yaklaşık yüzde 7’sini etkileyen Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), müdahale edilmediğinde özgüven kaybından akademik başarısızlığa kadar pek çok sorunu beraberinde getirebiliyor. Uzmanlar; genetik faktörlerin yanı sıra modern yaşamın getirdiği dijital ekran bağımlılığı ve düzensiz uykunun bu tabloyu ağırlaştırdığını belirtiyor. Ancak en büyük risklerden biri mutfakta, günlük beslenme rutininde gizleniyor.


Şekerli ve paketli gıdalar zihni "sisli" bırakıyor

Çocukların severek tükettiği aşırı şekerli, işlenmiş ve paketli gıdalar kan şekerinde ani dalgalanmalara neden oluyor. Bu durum, beynin odaklanma mekanizmasını bozarak çocuklarda dikkat süresini kısaltabiliyor. Yüksek şeker ve tuz içeren işlenmiş ürünlerin, dikkat eksikliği belirtilerini doğrudan şiddetlendirdiği noktasında uzmanlar hemfikir.


Odaklanmanın anahtarı: Proteinli kahvaltı ve Omega-3

Zihinsel performansı desteklemenin yolu beslenme alışkanlıklarındaki değişimden geçiyor. Uzmanlar, güne proteinden zengin ve dengeli bir kahvaltıyla başlayan çocukların gün boyu daha yüksek odaklanma becerisi sergilediğini vurguluyor. Beyin gelişiminin en önemli yakıtlarından biri olan Omega-3 ise bu süreçte hayati rol oynuyor. Haftada en az iki kez balık tüketimi veya profesyonel kontrolünde sağlanan takviyeler, odaklanma sorunlarını hafifletmede en güçlü yardımcılardan biri olarak kabul ediliyor.


Su tüketimi ve düzenli öğün saatlerine dikkat!

Zihinsel yorgunluğun ve performans düşüklüğünün bir diğer gizli nedeni ise yetersiz su tüketimi olabilir. Beynin verimli çalışabilmesi için düzenli öğün saatleri ve yeterli sıvı alımı kritik önem taşıyor. Ayrıca demir ve çinko eksikliği gibi mineral yetersizliklerinin de dikkat dağınıklığını tetikleyen unsurlar arasında yer aldığı belirtiliyor.


Erken tespit ve doğru destekle başarı mümkün

Dikkat eksikliğinin aşılamaz bir engel olmadığını belirten uzmanlar; doğru beslenme alışkanlıkları, aile desteği ve gerekirse profesyonel eşliğinde uygulanan davranışsal yaklaşımlarla çocukların akademik ve sosyal hayatlarında büyük iyileşmeler sağlanabileceğini söylüyor. Unutmayın, doğru beslenen bir beyin, öğrenmeye her zaman daha hazırdır.

Kaynak: haber merkezi