Bu soru, son dönemlerde bana en çok yöneltilen konulardan biri. Ancak bu haftaki köşe yazımda bu tartışmaya net bir çerçeve çizmek istedim. Aşiretlerin geniş coğrafyalara dağılmış yapıları, farklı soy kollara ayrılan karmaşık nüfusları ve resmi bir sayımın hiçbir dönemde yapılmamış olması nedeniyle “en büyük aşiret” şeklinde bir sıralama yapmak hem bilimsel olarak imkânsız hem de sosyolojik olarak sağlıklı bir yaklaşım değildir. Aşiretler büyüklükten çok, tarihsel hafızaları, dayanışma kültürleri ve bulundukları coğrafyaya kattıkları değerlerle anlam kazanırlar.

Zaman içerisinde ise etki ve nüfuz açısından bulundukları bölgelerde öne çıkan aşiretler olmuştur. Tarihi dönemlerde bazı aşiretlerin bir araya gelerek oluşturduğu konfederasyonlar, bölgesel güç dengelerini belirleyen önemli yapılara dönüşmüştür. Nitekim Milli konfederasyonu, Kikan konfederasyonu ve günümüzde hâlâ varlığını sürdüren Ertoşi konfederasyonu buna örnek gösterilebilir. Bunun yanı sıra, kimi dönemlerde siyasal anlamda güç kazanan aşiretler, kendi bölgelerinde söz sahibi olmuş; toplumsal düzen, yerel idare ve sosyal dayanışma üzerinde belirleyici roller üstlenmişlerdir.

Yine bu bağlamda, bir aşiretin yalnızca nüfusuyla değil, liderliğinin niteliğiyle de ön plana çıktığı dönemler olmuştur. Aşiretin başındaki kişinin sevilmesi, adaletli duruşu, dik ve kararlı tavrı, çevresindeki diğer aşiretler tarafından da saygıyla karşılanmış; bu güçlü liderlik, o dönemde söz konusu aşireti kendi bölgesinde öne çıkaran en önemli unsur hâline gelmiştir. Zira tarih boyunca aşiretlerin etkisini belirleyen en güçlü faktör, her zaman sözü dinlenen, güven veren ve karakteriyle örnek olan liderler olmuştur.

Aşiretler arasındaki yaygın akrabalık ilişkileri de “en büyük aşiret” sorusuna net bir cevap vermeyi güçleştiren bir diğer önemli etkendir. Çünkü tarih boyunca aşiretler, farklı coğrafyalara yayılırken aynı zamanda birbirleriyle kız alıp vererek güçlü bağlar kurmuşlardır. Bunun en somut örneği, mensubu olduğum Rutan aşireti’nin Suriye, Viranşehir ve Ceylanpınar’da etkili olan Baggara aşireti ile; yine Şanlıurfa’da Öncel ailesi ile olan akrabalıklarıdır. Benzer şekilde annemin aşireti olan Sorkan aşireti’nin Siverek bölgesinin köklü ve nüfuzlu yapılarından biri olan Kırvar aşireti ile olan akrabalıkları da bu durumun bir başka göstergesidir. Bu tür iç içe geçmiş bağlar, aşiretlerin birbirinden kesin çizgilerle ayrılmasını zorlaştırdığı gibi, “en büyük kim?” sorusuna da sağlıklı bir ölçüm yapmayı imkânsız hâle getirir.

Sonuç olarak, “en büyük aşiret hangisidir?” sorusuna verilecek kesin bir cevap yoktur. Zira bu tartışma hem ölçülemez hem de özünde oldukça sığ bir tartışmadır. Aşiretleri büyüten şey nüfus değil; adaleti, birlik ve beraberliği ayakta tutma gücüdür. Bana göre hangi aşiret adaletli davranıyor, dayanışmayı koruyor ve bulunduğu coğrafyaya değer katıyorsa; işte o aşiret en büyük aşirettir.