Dans eğitmeni Janna Elmalıoğlu ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Dans etmenin onun için ne ifade ettiğini ve dansla ilgili sorularımızı yanıtladı.

Dans eğitmeni Janna Elmalıoğlu ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Elmalıoğlu, dans etmenin onun için ne ifade ettiğini ve dansla ilgili sorularımızı yanıtladı.

Birçok kurumda çeşitli yaş gruplarına dans eğitmenliği yapan Elmalıoğlu, ‘‘85 yaşındaki bir birey de dans etmek isterse tabi ki edebilir. Dansın bir sınırı olmaz’’ dedi.

Janna Elmalıoğlu kimdir, sizi tanıyabilir miyiz?

Ben Janna Elmalıoğlu. Rusya Ural Magnitogorsk tarafında doğdum. Üniversitede sınıf öğretmenliği bitirdim. Üniversiteyi bitirince Türkiye’ye hem çalışmak hem tatil yapmak amacıyla geldim. Ama burada evlendim. 22 senedir Türkiye’deyim. 17 yaşında bir oğlum var.

‘DANS HAYATIMIN BÜYÜK BİR PARÇASI OLDU’

Dansla ilk tanışmanız nasıl oldu?

Dans hayatımın büyük bir parçası oldu. Rusya sanata çok önem verirdi. Rusya’da eğitim sisteminde kreşten itibaren dans eğitimi verilir. 2 ayda bir mutlaka kutlamalar yapılır ve bu kutlamalarda şiir, müzik ve mutlaka dans vardır. Biz de eğitim başladığı gibi dans da başlardı.

Hangi yaş gruplarıyla çalışıyorsunuz? Şu an nerelerde görev yapıyorsunuz?

Aynı anda 5-10, 18-30 yaş arası gruplarla çalışıyorum. Atayurt Okulları’nda görev yapıyorum. Kreşte eğitim veriyorum, Dilara Pak Sanat Merkezi’nde ve Odunpazarı Belediyesi’nde tiyatro ekibine dans eğitimleri veriyorum.

‘DANS HERHANGİ BİR HAREKET DEĞİL, BİR ANLAM TAŞIYOR’

Tiyatro ekibiyle çalışmalar yaptığınızı söylediniz. Odunpazarı Belediyesi’nde tiyatro oyunlarının koreografilerini hazırlıyorsunuz, bunun bir ön hazırlık süreci oluyor mu?

Koreografi ne olursa olsun önce müziktir. Müziği dinleyip hissetmektir. Tiyatroda önceki ve sonraki sahneleri bağlamak gerekir. Yönetmenin taleplerini ve fikirlerini alarak yola çıkıyorsunuz. Dans herhangi bir hareket değil, bir anlam taşıyor. Dans oyunla bir bütün oluyor.

‘DANS ETMENİN BİR SINIRI YOKTUR’

Dansa başlamak için bir yaş sınırı var mıdır?

Dansa 5 yaşından sonra başlanmalı. Onun dışında bir sınır yok. 85 yaşındaki bir birey de dans etmek isterse tabi ki edebilir. Dansın bir sınırı olmaz.

dans 2

‘DANSTA BAZEN İSTEK YETENEKTEN DAHA ÖN PLANA ÇIKIYOR’

Çalışarak herkes dans edebilir mi yoksa yetenek olmalı mı?

Bu biraz yaşa göre değişir. Eğer çocuğun isteği varsa, yetenekten biraz daha ön plana çıkıyor istek. Bazen aile getiriyor ama çocuğun isteği yok o zaman yaş ve yapabilirliği daha ön planda oluyor. Ama dansı, her yaşta, yeteneği olmasa bile isteği varsa herkes öğrenebilir.

Bir oğlunuz olduğunu söylediniz onun dansla arası nasıl?

Hiç arası yok dansla maalesef. Hatta dün anne hiç dansla ilgili bir şey deme dedi. Zamanında Atayurt Okulları’nda oğlum da benim öğrencimdi. Sırada en arkaya bir yere koydum. O daha çok müzikle ilgileniyor.

Farklı kategorilerde dansa başlamak için temel eğitim sizce nereden başlar?

Bana göre temel eğitim klasik baleden başlar. Temel, bale ve klasik aerobiktir.

‘LATİN AMERİKA ZUMBA SEVİYORUM’

Peki, siz en çok hangi dans türlerinde eğitimler veriyorsunuz ve sizin en çok çalışmayı sevdiğiniz dans türü nedir?

Ben en çok Latin Amerika zumba seviyorum. Dans türlerine gelecek olursak her dans türünün temel adımları ve kuralları var. Vals, tango, salsa, zumba gibi birçok dans alanında temel adım eğitimlerini veriyorum. İleri evrelerde dansın bir sınırı yok. Önemli olan temel adımları bilmek hangi adımla başlanması gibi kuralları bilmek.

‘ONLARI İZLERKEN KENDİ RUHUMDA HİSSEDİYORUM’

Bu zamana kadar birçok koreografi hazırladınız sizin en keyif aldığınız koreografi hangisi oldu?

Ben küçüklerle de, büyüklerle de koreografi çalışmayı çok seviyorum. Koreografi çalışırken yeni bir şey katıyorsun. Onları sahnede izlemek, verdiğiniz emeklerinin karşılığını görmek çok kıymetli. Onları izlerken kendi ruhumda hissediyorum.  Ama benim çok keyif alarak hazırladıklarımdan biri ‘Kuş Bakışı Kabare’ oyununun danslarıydı. Çok danslı ve kalabalık kadrolu bir oyundu. Oyunda 9 dans vardı. Skeçleri dansla bağladık. Zor olsa da çok keyifli bir çalışmaydı. İlk koreografim ‘Pinokyo’ çocuk oyunu ve ‘Bu Toprağın Çocukları’ oldu. Onların da yeri bende çok kıymetlidir.

Rusya’dan Türkiye’ye geldiniz. Yöresel danslarınız var mı? Temeli nedir?

Yöresel danslarımız çok zor ve ağırdır. Mutlaka bir hazırlık süreci ister. Zıplamalı çok hareketlidir bizim danslarımız. Rusya da dansın temel hazırlığı klasik baledir.

‘TÜRKİYE’DE SANATA DAHA AZ YER VERİLİYOR’

Aslında sınıf öğretmenliği mezunusunuz. Bir seçim yapmanızı istesek dans eğitmenliği mi? Sınıf öğretmenliği mi?

Bu çok zor bir soru. Ekonomiye bakarsak bence yaşadığın yere göre değişir. Türkiye’de sanata daha az yer veriliyor. Türkiye’de yine dans eğitmenliğini seçerdim. Ama benim doğduğum ülke dansa, sanata büyük yer veren ülke. Sınıf öğretmenliği okurken hafta da iki kere dans dersi alıyorduk. Bale dersi görüyorduk. Profesyonel olarak bu işi yapmak isteyenlere ise okulun yanı sıra kreşten üniversiteye kadar mutlaka dans dersi veriliyor. 

‘DANS MUTLULUK VERİR’

Dans etmek ya da dansa başlamak isteyenlere önerileriniz neler?

Dans etmek isteyenler, içgüdüleri ile hareket etsinler. Çünkü insan şu an yaşadığı duygularına, moraline, hayata bakış açılarına göre dans tarzı seçebilir. Zumba da olsa, zeybek de olsa, vals de olsa herkes dans etmeli, dansa başlamalı. Dans mutluluk verir. Hayata değişiklik katar.

KISA CEVAP KÖŞESİ

Salsa mı? Tango mu?

Salsa

Sinema mı? Tiyatro mu?

Tiyatro

Koreografi mi? Doğaçlama dans mı?

Koreografi

Türk mutfağımı? Rus mutfağımı?

Bu zor bir seçim oldu. Rus mutfağı

Rus mutfağında en sevdiğiniz yemek?

Borş ve tütsülenmiş balık

Pop müzik mi? Rock müzik mi?

Pop müzik

Kış mevsimi mi? Yaz mevsimi mi?

Kış mevsimi

Para mı? Sağlık mı?

Sağlık

Spor giyim mi? Klasik giyim mi?

Spor giyim

Çay mı? Kahve mi?

Aralıklı oruç diyeti nedir? Vücuda faydaları nelerdir?  Aralıklı oruç diyeti nedir? Vücuda faydaları nelerdir? 

Kahve

Doğa tatili mi? Otel tatili mi?

Doğa tatili

Et mi? Balık mı?

Balık

Kedi mi? Köpek mi?

Kedi

Sütlü tatlı mı? Şerbetli tatlı mı?

Şerbetli tatlı

Sade mi? Renkli mi?

Renkli

Röportaj: Melike Sever