Siyasette zaman zaman atılan küçük adımların, verilen büyük mesajlardan çok daha fazla anlam taşıdığına şahit oluyoruz. Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’ın YENİ Parti’de gerçekleştirilen ilçe kongrelerinde il delegesi olmamayı tercih etmesi de bu açıdan değerlendirilmesi gereken bir adım. Ataç, yaptığı açıklamada delegelerin değil, doğrudan üyelerin iradesinin belirleyici olması gerektiğini vurguladı. Yıllardır savundukları değişimi önce kendi tutumlarıyla ortaya koymaları gerektiğini belirterek, siyasetin dar kadroların ötesine taşınması çağrısında bulundu.

Açıkçası Başkan Ataç’ın bu açıklamasını, şimdilik daha çok sembolik bir adım olarak değerlendiriyorum. Çünkü YENİ Parti’de ilçe başkanlarını üyeler seçti, delegeler ise bu tercihi onayladı. Önümüzdeki süreçte il başkanının ve genel başkanın belirlenmesinde de benzer bir yöntem izlenecek. Yani üyelerin iradesinin sandığa yansıdığı, delegelerin de bu iradeyi onayladığı bir sistem söz konusu. Dolayısıyla Ataç’ın il delegesi olmama tercihi, mevcut sistemin işleyişini tek başına değiştirmiyor. Ancak verdiği mesajın önemini de göz ardı etmemek gerekiyor.

YENİ Parti, henüz kuruluş aşamasında ortaya koyduğu değişim iddiasını yalnızca söylemde bırakmamak zorunda. Siyasetin daha katılımcı, daha demokratik ve üyelerin iradesini daha fazla önemseyen bir anlayışla yürütülmesi gerektiği konusunda toplumda ciddi bir beklenti var. Bu beklentinin karşılık bulabilmesi için de partilerin kendi iç işleyişlerinde örnek bir tutum sergilemeleri gerekiyor. Ahmet Ataç’ın açıklaması, bu açıdan partinin kamuoyundaki imajına olumlu katkı sağlayacaktır. Zira siyasette değişim iddiasında bulunanların, önce kendi örgütlerinde değişimi hayata geçirmeleri beklenir.

Fakat asıl mesele, bu açıklamanın önümüzdeki süreçte nasıl bir karşılık bulacağı. YENİ Parti’de şimdi gözler il başkanlığı seçimine çevrilecek. Kurucu İl Başkanı Talat Yalaz’ın karşısına bir aday çıkacak mı? Çıkarsa bu adayın arkasında kimler duracak? Daha da önemlisi, Ahmet Ataç bu yarışta nasıl bir tutum sergileyecek? İşte bu soruların yanıtları, bugün yapılan açıklamanın ne ölçüde bir siyasi tavra dönüşeceğini de gösterecek.

Çünkü üyelerin iradesini siyasetin merkezine koymak, yalnızca delege olmamayı tercih etmekle sınırlı kalmamalı. Asıl sınav, siyasi rekabetin başladığı, farklı adayların ortaya çıktığı ve tercihlerin belirleyici hâle geldiği süreçlerde verilecek. Üyelerin özgür iradeleriyle karar verebildiği, hiçbir ismin ya da grubun bu iradenin üzerinde görülmediği bir siyaset anlayışı, YENİ Parti’nin kuruluş iddiasını güçlendirecektir.

Elbette Başkan Ahmet Ataç gibi Eskişehir siyasetinde önemli bir yere sahip olan bir ismin, il delegesi olmamayı tercih ederek verdiği mesajı küçümsememek gerekiyor. Bazen sembolik adımlar da siyasette yeni bir tartışmanın önünü açabilir. Üstelik bu adımın, partinin kendi içindeki demokrasi anlayışını sorgulaması ve geliştirmesi açısından da bir fırsat sunduğunu düşünüyorum.

Şimdi bekleyip göreceğiz. Başkan Ataç’ın ortaya koyduğu bu yaklaşım, önümüzdeki il başkanlığı seçiminde de kendisini gösterecek mi? Yoksa bugün için sembolik bir mesaj olarak mı kalacak? Bunun yanıtını zaman verecek. Ancak şurası bir gerçek ki YENİ Parti, isminde taşıdığı yenilik iddiasını siyaset yapma biçimine de yansıtabilirse bundan kazançlı çıkacaktır. Çünkü seçmen artık yalnızca değişim vaatlerini değil, o değişimin hayata geçirilip geçirilmediğini de görmek istiyor.