Geçtiğimiz günlerde böcek ilaçlamasının ardından zehirlendiği iddia edilen 9 yaşındaki bir çocuğun yaşamını yitirmesi, yaşam alanlarında yürütülen ilaçlama faaliyetlerinin güvenliğini yeniden gündeme getirdi. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Müge Ensari Özay; böcek ilaçlarının yalnızca uygulandığı dairede değil, bina içi boşluklar vasıtasıyla komşu dairelerde de sağlık riski oluşturabileceğini belirtti. Doç. Dr. Özay, profesyonel uygulamalarda ürün bilgisinin şeffaf ve izlenebilir olması gerektiğini vurguladı.
Kimyasal Türü ve Uygulama Yönteminin Sağlık Riskine Etkisi
Zararlılarla mücadelede tercih edilen her yöntemin aynı seviyede risk taşımadığını ifade eden Doç. Dr. Müge Ensari Özay, kullanılan aktif maddenin toksisite derecesi, formülasyonu, dozu, uygulama yöntemi, ortamın hacmi ve havalandırma şartlarının maruziyet düzeyini doğrudan belirlediğini kaydetti. Jel ve yem bazlı uygulamalarda riskin genel olarak daha düşük olduğunu belirten Özay, püskürtme, sisleme ve aerosol yöntemlerinin solunum yoluyla maruziyete yol açabileceğine dikkat çekti. Organofosfat ile karbamat türü maddelerin akut nörotoksisite riski taşıdığını, piretroitlerin ise yüksek doz veya yoğun temas durumunda zehirlenmeye sebep olabileceğini iletti.
Gaz Yöntemiyle Mücadelede İzolasyonun Önemi
Gaz formundaki mücadele ürünlerinin (fumigantlar) en kritik kategoriyi oluşturduğunu belirten Doç. Dr. Özay, alüminyum fosfit gibi maddelerin nemle temas ettiğinde yüksek toksisiteye sahip fosfin gazı ürettiğini ifade etti. Bu tür kimyasalların kapalı alanlarda kısa sürede yaşamı tehdit edebileceğini hatırlatan Özay, sadece ilaçlanan dairenin kapısını kapatmanın yeterli bir koruma sağlamadığını belirtti. Binalardaki ortak havalandırma, klima kanalları, elektrik ile tesisat şaftları, asansör boşlukları, kapı altları ve duvar içi açıklıklar nedeniyle kimyasalların komşu dairelere ulaşabileceğini aktaran Özay, bu sebeple komşu alanların da risk değerlendirmesine dahil edilmesinin şart olduğunu vurguladı.
Yetkili Firma Seçimi ve Şeffaflık Standartları
Türkiye'de biyosidal ürün kullanarak zararlılarla mücadele eden kişi veya kurumların Biyosidal Ürün Uygulama İzin Belgesi almasının kanuni bir zorunluluk olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Özay, işlemlerin eğitimli personelce yürütülmesi gerektiğini bildirdi. Vatandaşların İl Sağlık Müdürlükleri üzerinden firma yetkisini teyit edebileceğini ifade eden Özay; firmadan ürünün ticari adı, aktif maddesi, Bakanlık ruhsat bilgisi, onaylı etiketi, Güvenlik Bilgi Formu ve yeniden giriş süresi gibi verilerin yazılı olarak talep edilmesini önerdi. Firma tarafından “gizli formül” veya “ruhsata gerek yok” gibi gerekçeler sunulmasının ciddi bir güvenlik uyarısı olarak kabul edilmesi gerektiğini ekledi.
İlaçlama Sonrası Havalandırma ve Güvenli Giriş Süreçleri
Uygulama sonrasında her durum için geçerli sabit bir havalandırma süresinin bulunmadığını belirten Doç. Dr. Özay, standart "iki saat havalandırma" yaklaşımı yerine ürünün onaylı etiketinde yer alan özel talimatlara uyulmasının şart olduğunu kaydetti. Uygulama öncesinde bina sakinlerinin haberdar edilmesi gerektiğini ileten Özay, kullanılacak kimyasal bilgisi, binanın boşaltılacağı süre ve havalandırma koşullarının önceden planlanmasının temel bir risk iletişimi adımı olduğunu belirtti.
Zararlılarla mücadelede kullanılan biyosidal ürünler, Sağlık Bakanlığı mevzuatı kapsamında ruhsatlandırılmakta ve uygulanmaktadır. Yanlış doz, belgesiz ürün kullanımı, yetkisiz kişilerin müdahalesi veya yetersiz havalandırma ve izolasyon tedbirleri; bina içerisindeki hava akımları nedeniyle kimyasalın geniş alanlara yayılmasına ve zehirlenme vakalarına zemin hazırlayabilmektedir.
İlaçlama sonrasında aynı ortamda bulunan kişilerde baş ağrısı, bulantı, kusma, baş dönmesi, halsizlik ile göz veya solunum yolu irritasyonu gibi şikâyetlerin belirmesi kimyasal maruziyet işareti olarak değerlendirilmelidir. Nefes darlığı, bilinç değişikliği, bayılma veya nöbet gibi ağır tablo durumlarında acil tıbbi müdahale gereklidir. Zehirlenme şüphesi oluştuğunda koku kontrolü veya kaynak tespiti amacıyla ortama tekrar girilmemeli, kişi doğrudan temiz havaya çıkarılmalıdır. Varsa cilt ve kıyafet dekontaminasyonu sağlanmalı, kişiyi kusturmaya veya farklı bir kimyasalla nötralize etmeye çalışılmamalıdır. Türkiye'de zehirlenme vakalarına ilişkin danışmanlık hizmeti 114 Ulusal Zehir Danışma Merkezi (UZEM) üzerinden verilmektedir.




