Ankara’nın Polatlı ilçesine bağlı Hacıtuğrul Mahallesi’nde yaşamını sürdüren 80 yaşındaki Mürsel Yetik, yarım asrı deviren sıra dışı alışkanlığıyla adeta köyünün ve döneminin canlı şahidi oldu. Uzun yıllar boyunca toprağı işleyerek çiftçilikle geçimini sağlayan Yetik, şimdilerde sağlık sorunları nedeniyle tarlaya çıkamasa da elinden kalemi ve defteri hiç düşürmüyor.
Her şeyin 1967 yılında, henüz genç bir delikanlıyken askere gitmesiyle başladığını belirten Mürsel Yetik’in onlarca defterden oluşan arşivi, bugün sadece kendi hayatını değil; köyünün tarım sezonlarını, kuraklık ve yağış dönemlerini, hatta Türkiye ve dünya gündemini içeren bir hafıza havuzuna dönüştü.
"23 Kasım 1967’de Başladım, Bu Bende Bir Hastalık"
Yazmayı kendisi için bir sorumluluk ve vazgeçilmez bir tutku olarak gördüğünü ifade eden Mürsel amca, günlük tutmaya başladığı o ilk günü dün gibi hatırlıyor:
"23 Kasım 1967’de köyden çıktım, Afyon’a gece 2 buçukta vardım ve teslim oldum. Günlüklerimi tam o gece orada yazmaya başladım. Sonra Kütahya’ya geçtim, çavuş oldum ve askerliğimi bitirdim. Ardından köyüme dönüp çiftçiliğe başladım ama yazmayı hiç bırakmadım. Aklıma ne geldiyse, ne gördüysem yazdım. Karşı köyden biri vefat eder, evladı gelir 'Babam öldü' der, hemen yazarım. Çevre köylerde ne duyduysam, akşam televizyonda ne izlediysem not ederim. Bu bende bir hastalık, maddi bir karımız yok ama yazmadan duramıyorum."

"Dostlarım Bana Ajanda Hediye Gönderir"
Bugün tam 80 yaşına giren Mürsel Yetik, ömrü yettiği sürece bu alışkanlığından vazgeçmeye niyetli olmadığını vurguluyor. Eski banka defterlerinden modern ajandalara kadar kronolojik olarak dizilmiş onlarca defteri gözü gibi koruyan Yetik, sözlerini şöyle sürdürüyor:
"Civarımda ne olmuşsa sordum, soruşturdum ve yazdım. Köye kim gelmişse durdurur sorardım; 'Nerelisiniz, adınız, soyadınız ne?' diye. Hepsini kaydettim. Şimdi senesine göre dizili defterlerim var. Önceden banka defterleri vardı, onlara da yazdım. Çevremdeki dostlarım, tanıdıklarım benim bu merakımı bildikleri için bana her yıl çeşit çeşit ajanda hediye yollarlar. Yazmaya nefesim yettiği yere kadar devam edeceğim, ancak ölünce ferahlarım."




