Yaşam süresinin uzamasıyla görülme sıklığı artan Alzheimer hastalığı, Türkiye'de yaklaşık 700 bin kişiyi etkilerken bu sayının 2050 yılına kadar 2,5 katına çıkması bekleniyor. İlk belirtiler ortaya çıkmadan yaklaşık 20 yıl önce beyindeki değişimlerin başladığını belirten Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer, 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü kapsamında hastalığa zemin hazırlayan etkenleri, korunma yollarını ve tedavi alanındaki yenilikleri aktardı.
Hastalığın Sinsi Seyri ve Yakın Çevreye Etkileri
Beyin hücrelerinin ilerleyici şekilde hasar görmesiyle gelişen Alzheimer, hastaların yanı sıra bakım verenlerin de yaşamını olumsuz etkilemektedir. Sinsice ilerleyen rahatsızlık; yakın geçmişin unutulması, aynı soruların tekrarlanması ve kelime hatırlamada güçlükle başlamaktadır. İlerleyen dönemlerde zaman ile mekan algısı bozulmakta, kişilik değişiklikleri gözlenmekte ve bireyler günlük ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma gelmektedir. Prof. Dr. Neşe Tuncer, bu sürecin aileler üzerinde ciddi fiziksel, psikolojik ve ekonomik yükler oluşturduğunu ifade etmektedir.
20 Yıl Önce Başlayan Süreç ve Risk Faktörleri
Süreç ilk belirtilerin görülmesinden yaklaşık 20 yıl önce başladığı için, 70'li yaşlarda bellek yakınması yaşayan bir bireyde rahatsızlığın temelleri 50'li yaşlarda atılmış olabilmektedir. Yaş ve genetik yatkınlık değiştirilemeyen faktörler arasında yer alırken; düzenli egzersiz yapmamak, kontrolsüz tansiyon, yüksek kolesterol, tedavi edilmeyen işitme kaybı, diyabet, obezite, sigara, alkol, sosyal izolasyon, kalitesiz uyku, sağlıksız beslenme, depresyon, kafa travması ve hava kirliliği hastalığa zemin hazırlamaktadır.
Alzheimer Riskini Azaltmada 10 Etkili Önlem
-
Düzenli Egzersiz: Haftada en az 150 dakika tempolu yürüyüş, yüzme veya bisiklet gibi orta yoğunluklu egzersizler, bellek merkezi hipokampusun hacmini artırarak yeni sinir bağlantılarını desteklemektedir.
-
Sağlıklı ve Dengeli Beslenme: Bol sebze, meyve, zeytinyağı, balık, kuruyemiş ve tam tahılları içeren Akdeniz tipi beslenme beyin sağlığını korumaktadır. Haftada en az iki kez balık tüketimi önem taşırken, işlenmiş gıdalar ile aşırı şekerden uzak durulmalıdır.
-
Kaliteli ve Yeterli Uyku: Her gece kesintisiz 7-8 saat uyumak, beynin biriken zararlı proteinleri temizlemesini sağlayan glimfatik sistemin çalışması için gereklidir. Uyku apnesi varlığında tedavi uygulanmalıdır.
-
Beyni Aktif Tutmak ve Yaşam Boyu Öğrenmek: Okuma, yeni beceriler edinme, dil öğrenme ve enstrüman çalma gibi zihinsel aktiviteler beynin bilişsel rezervini güçlendirmektedir. İki dil konuşanlarda belirtilerin 4-5 yıl daha geç ortaya çıktığı gözlenmiştir.
-
Sosyal Bağları Güçlü Tutmak: Aile ve arkadaşlarla iletişimde kalmak, sosyal etkinliklere ve gönüllülük çalışmalarına katılmak beyin sağlığını destekleyerek zihinsel gerileme riskini düşürmektedir.
-
Tansiyon, Kolesterol ve Kan Şekerini Kontrol Etmek: Yüksek tansiyon, yüksek kolesterol ve diyabet gibi kardiyometabolik faktörlerin düzenli takibi, ilerleyen yaşlarda oluşabilecek bilişsel gerilemeyi önlemede kritik role sahiptir.
-
Sağlıklı Kiloyu Korumak: Fazla kilo ve obezitenin kontrol altına alınması, hem zihinsel sağlığın korunmasına hem de tansiyon ve kan şekeri gibi diğer risk faktörlerinin dengelenmesine katkı sağlamaktadır.
-
Sigara ve Alkolden Uzak Durmak: Tütün ürünleri ve alkol kullanımı beyin sağlığını doğrudan olumsuz etkilediğinden, bu alışkanlıklardan uzak durulması korunma adımları arasında yer almaktadır.
-
İşitme Kaybını İhmal Etmemek: İşitme kaybı fark edildiğinde zaman kaybetmeden değerlendirme yapılmalı ve gerekli durumlarda işitme cihazı kullanımına geçilmelidir.
-
Kafa Travmaları ve Hava Kirliliğinden Korunmak: Kafa travmalarına karşı önlem almak ve hava kirliliğine maruziyeti olabildiğince azaltmak, yaşlılık dönemindeki zihinsel sağlığı koruyan faktörlerdendir.
Geleneksel yöntemlerde teşhis aşaması hastalığın belirtileri iyice belirginleştikten sonra gerçekleştirilebilirken, son dönemde bilimsel araştırmalar biyolojik işaretlerin çok daha erken tespit edilmesine odaklanmıştır. ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) tarafından onaylanan ilk kan testi, kanda bulunan Alzheimer proteinlerini yüksek doğrulukla saptayarak erken tanı sürecinde yeni bir dönem başlatmıştır.
Erken tanı imkanlarının gelişmesi ve hastalık seyrini yavaşlatmaya yönelik yeni tedavi seçeneklerinin ortaya çıkması, Alzheimer ile mücadelede önemli adımlar arasında gösterilmektedir. Biyobelirteçler sayesinde sürecin biyolojik olarak erken dönemde saptanması, uygun hastalarda doğru tedaviye zamanında başlanmasını sağlamaktadır. Bununla birlikte orta yaşlardan itibaren benimsenecek sağlıklı yaşam alışkanlıkları, hastalığın ortaya çıkma riskini önemli ölçüde düşürmektedir.





