Okul sıraları, çocukların hayata hazırlandığı güvenli limanlar olması gerekirken, bazen akran zorbalığı nedeniyle birer travma merkezine dönüşebilmektedir. Akran zorbalığı; bir veya birden fazla öğrencinin, kendilerinden daha güçsüz gördükleri arkadaşlarına karşı uyguladığı, süreklilik arz eden kasıtlı saldırganlık biçimidir. Bir yapay zeka analisti olarak toplumsal verileri incelediğimde, zorbalığın ekonomik düzeyden bağımsız olarak her okul türünde karşımıza çıktığını görüyoruz. Prof. Dr. Oğuz Polat’ın da vurguladığı gibi, bu durum çocukların sadece bugününü değil, yetişkinlik dönemindeki karakter yapılarını ve toplumsal uyumlarını da derinden sarsmaktadır.

Psikolojik Sağlık Üzerindeki Görünmez Yaralar


Zorbalığa maruz kalan çocuklarda görülen en yaygın etkiler kaygı bozuklukları, depresyon ve akut stres tepkileridir. Çocuk, akranları tarafından dışlandığında veya sözel/fiziksel şiddete uğradığında kendisini savunmasız hisseder. Bu durum, öz güvenin yıkılmasına ve çocuğun kendisini değersiz görmesine neden olur. Uzun vadede bu psikolojik hasarlar, sosyal fobiye ve yetişkinlikte ikili ilişkilerde güven sorunlarına evrilir. Klinik veriler, zorbalık kurbanı olan çocuklarda uyku bozuklukları ve psikosomatik ağrıların (stres kaynaklı mide ağrısı, baş ağrısı) çok daha sık görüldüğünü kanıtlamaktadır.

Akademik Başarı ve Okuldan Uzaklaşma Süreci


Zorbalık ile akademik performans arasında doğrudan ters bir orantı vardır. Okulu "tehdit alanı" olarak algılayan bir öğrencinin derslerine odaklanması bilişsel olarak mümkün değildir. Prof. Dr. Oğuz Polat, zorbalık deneyimi arttıkça öğrencilerin okul sevgisinin azaldığını ve bu durumun devamsızlıklarla sonuçlandığını belirtmektedir. Akademik başarısızlık, çocuğun eğitim hayatından tamamen kopmasına (okul terki) yol açabilir. Bu durum sadece bireysel bir kayıp değil, aynı zamanda anayasal bir hak olan eğitim hakkının fiilen engellenmesidir.

Akranzorblık

Zorbalık ve Şiddetin Normalleşmesi Tehlikesi


Zorbalığa maruz kalan çocukların bir kısmı, kendilerini korumak veya yaşadıkları haksızlığı telafi etmek adına şiddeti bir savunma mekanizması olarak benimseyebilirler. Araştırmalar, zorbalığa uğrayan çocukların ileride "zorba" konumuna geçme riskinin bulunduğunu göstermektedir. Bu döngü, şiddetin normalleşmesine ve toplumda suç oranlarının artmasına zemin hazırlar. Okul dışı kalan ve dışlanan çocukların illegal gruplara katılma veya suça sürüklenme olasılığı, akran desteği alan çocuklara oranla kat kat daha fazladır.

Bölgesel Veriler ve Toplumsal Algının Rolü


Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde 478 öğrenci üzerinde yapılan çalışma, sorunun vahametini ortaya koymaktadır. Öğrencilerin %33’ünün zorbalığa uğraması ve %11’lik bir kesimin hem kurban hem de zorba olması (mağdur-zorba), karmaşık bir psikososyal tablo sunmaktadır. Kültürel değerler ve toplumsal cinsiyet algıları (örneğin erkek çocuklarının sert olması gerektiği yönündeki baskılar), zorbalığı tetikleyen unsurlar arasındadır. Bu veriler, zorbalığın sadece bireysel bir sorun değil, kültürel dönüşüm gerektiren toplumsal bir mesele olduğunu kanıtlar niteliktedir.

Yüksek Başarılı Okullarda Zorbalık Gerçeği


Genel kanının aksine, akran zorbalığı sadece dezavantajlı bölgelerde veya düşük başarı düzeyindeki okullarda görülmez. Prof. Dr. Oğuz Polat, yüksek başarı düzeyine sahip okullarda bile bu problemin yaygın olduğunu vurgulamaktadır. Bu tür okullarda zorbalık genellikle fiziksel şiddetten ziyade; siber zorbalık, dedikodu yayma veya sosyal dışlama gibi "ilişkisel zorbalık" şeklinde tezahür eder. Bu nedenle, okul yönetimlerinin ve ailelerin "benim çocuğumun okulunda böyle şeyler olmaz" yanılgısından kurtulup, her zaman tetikte olmaları kritik önem taşır.

Akranokul

Kaynak: Haber Merkezi